Ana içeriğe geç
Sözlük

zamanlar ile cümle

zamanlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
2005 yılı içinde, TIME dergisi Léolo'yu, tüm zamanların en iyi 100 filmi arasında göstermiştir.En 2005, le magazine Time a désigné Léolo l'un des 100 meilleurs films de tous les temps.
Bu nedenle tarihi zamanlardan itibaren önemli bir ulaşım hattıdır.D'un point de vue informatique, il s'agit donc d'un périphérique d'entrée.
Stad çeşitli zamanlarda İngiltere milli takımlarının maçlarına ev sahipliği yapmıştır.Les Gallois ont dû quelquefois organiser des matchs à domicile en Angleterre.
Göring o zamanlar İsveç'te kısa ömürlü havayolu şirketiSvensk Lufttrafik'de ticari pilot olarak çalışıyordu.Göring était alors pilote de ligne pour la compagnie Svensk Lufttrafik.
Balıkçılık bir zamanlar ilçedeki önemli faaliyetlerden biriydi.Il semblerai que la pêche représentait autrefois une activité importante dans le marais.
Tüm zamanların belki de en iyi nişan alan pilotudur.C'est peut-être le meilleur pilote de tous les temps.
"Bir zamanlar 'Kral'dı".Autrefois, le roi en était seigneur.
O zamanlar kardeşi Gabriel Milito Racing'ün ezeli rakibi İndependiente'de oynamaktaydı.Il est le grand frère de Gabriel Milito qui jouait au CA Independiente.
Film o zamanlar senatör Bob Dole tarafından protesto edildi.Elle lui fut notamment remise par l'ancien sénateur Bob Dole.
Bu zamanlarda Levesque, ringe girerken kalabalığa "Are you ready?We're New Here Pochette de We're New Here.
Dokuma bu zamanlarda yoktur, kıyafetler genelde kürkten yapılırlar.Peu importe laquelle, sa fourrure est presque toujours foncée.
Bu fenomen sonraki zamanlarda Michael Faraday tarafından ortaya çıkarılacaktı.Ces effets ont été supposés exister depuis l'époque de Michael Faraday.
Erhai Gölü, eski zamanlarda Yeyuze veya Kunming Gölü olarak da bilinmekteydi.Par le passé, ce lac a également été connu sous le nom de Yeyuze ou de lac de Kunming.
O zamanlar kendini göstermeye başladı.Dès ce moment, il commence à exposer.
O zamanlar birçok ejderha türü vardı.Il existe plusieurs sortes de Dragons.
O zamanlar 70,000 kişiye evsahipliği yapmıştır.Il pouvait accueillir environ 70 000 personnes à cette époque.
Futbol tutkunu olup bir zamanlar Bölgesel Futbol Ligi'nde Orta sahada oynamıştır.Passionné de football, il joue un temps milieu de terrain en division d'honneur.
Tayvan (Milliyetçi Çin) ile Çin bazı zamanlar savaşın eşiğine gelmiştir.Le président de la république de Chine (Taïwan) présente ses condoléances.
Cihan Şah'ın son zamanların­da dört emîr-i dîvân vardı.Téti a donc eu quatre reines au moins.
Harald Hauptmann, Kayıp Zamanların Peşide.Marcel Proust, À la Recherche du temps perdu.
Daha sonraki zamanlarda oyunculuğa yöneldi.Elle s’est également tournée plus récemment vers l’opéra.
Sonradan biz zamanlar hapishane olarak da kullanılmıştır.Le château fut ensuite utilisé comme prison.
İlk zamanlarda, kartlar doğrudan tahrikliydi ve aracın iterek çalıştırılması gerekiyordu.À l'origine, il devait vérifier si les machines étaient en état de marche.
Bu hayvanlar bir zamanlar çok değerli avlardı.Cette espèce était autrefois abondante.
Yazar kitap boyunca kimi zamanlarda okuyuculara seslenir.Il conseille au lecteur de lire son livre plusieurs fois.
Ancak kimi zamanlarda vurgu ikinci heceye kayabilmektedir.Clara semble un temps pencher vers la seconde solution.
Yılın belli zamanlarında, belli yıldızlar doğar ve batar.À certains moments de l'année, certaines étoiles vont se lever ou se coucher au lever ou au coucher du Soleil.
Düğünleri eski zamanlarda olduğu gibi yapılmaktadır.Tout se déroule exactement comme autrefois, à la manière des ancêtres.
Sulama amaçlı istifade edildiğinden ancak taşkın zamanları Etrak'a dökülür.Dès qu'ils seront en phase avec le temps présent, les Tombeaux du Temps libèreront le Gritche.
(O zamanlar lise diploması olmadan da üniversiteye gidiliyordu.)(Il vient au lycée sans sac.)
Bu zamanlarda Müslümanlar Yahudiler gibi Kudüs yönüne dönüp dua ediyorlardı.Initialement les musulmans priaient en direction de Jérusalem.
O zamanlar sadece çok küçük uçaklar tarafından tarafından kullanılmakta idi.En revanche, il n'utilisait que très peu les appareils guidés.
Mahalleye son zamanlarda çocukların oynaması için bir park yapılmıştır.Dans le nord-est du parc, un espace de jeu est réservé aux enfants.
Bir zamanlar iki eski arkadaşına muhbirlik yapmıştır, şimdi ise bu sebeple olarak tehdit edilmektedir.Deux vers, substitués aux anciens, dans un des couplets, amenèrent ce résultat.
Yine de birçok otoriteye göre o zamanların en iyi santrforu olarak gösterildi.Il est considéré par de nombreux critiques comme le plus grand chanteur d'opéra de tous les temps.
(Filmler bize cevap gibi gözükmüştü o zamanlar.Le cinéma se fait miroir de l'époque.
Solingen'de doğan Fahriye Evcen, çocukluğunda Almanya'da ailesi ile zor zamanlar geçirdiğini belirtti.Fahriye Evcen, née à Solingen, passe des moments difficiles durant son enfance en Allemagne.
İlgililere gerektiği zamanlarda bilgi verir.Il leur donne des conseils quand ils en ont besoin.
Sonraki zamanlarda, grubun ismi The Nexus oldu.Leur clan s'appelle The Nexus.
Bu şehrin o zamanlar Tripolis ismi zamanla Tirebolu'ya dönüşmüştür.Le détroit a pris dès ce moment le nom de Bellot.
Çünkü o zamanlar, Doğu Almanya'da bu tür grupların olması yasaktı.L'article suivant prévoyait que tout mouvement de troupe était interdit à l'Allemagne dans cette zone.
Son zamanlarda daha çok sosyal dünyadaki cinsiyetçiliği kaldırmakla tanınıyor.Cependant, très récemment, des exigences religieuses sont apparues dans le monde du travail.
"Vee bir zamanlar...Ima wa tada...
Bu tür giysiler daha eski zamanlarda erkekler tarafından günlük hayatta da giyilirdi.Les hommes étaient eux habillés de manière plus classique pour des ouvriers de cette époque.
Günde 5-6 saat çalışıp günün diğer zamanlarını ibadet ederek geçirirler.On prend du bon temps et on travaille 5 ou 6h par jour.
"Bir zamanlar manşettiler 3".An old friend 3.
Tüm zamanların yedinci en hızlı koşucusudur.Ce lancer constitue la septième meilleure performance de tous les temps.
Kale çeşitli zamanlarda onarılmıştır.Puis les remparts furent remaniés à différentes époques.
Bu zamanlarda fizikçiler atomik çekirdeği keşfetmenin başındaydılar.En 1900, les physiciens commençaient juste à envisager la structure de l'atome.
O zamanlar görememişim.Ce jour-là, tu ne m'as pas vu.
Farklı zamanlarda restore edilmiştir ve günümüzdede kullanılmaktadır.Ils ont été récemment rénovés et sont toujours en utilisation.
VH1 ise ikiliye kendi yaptıkları tüm zamanların en iyi 100 sanatçısı listesinde 99. sırada yer verdi.VH1 mit le groupe à la 99e place sur sa liste des 100 plus grands artistes de tous les temps.
Anıt sözcüğü öncelikle geçmiş zamanları anımsatan bir yapıtı akla getirir.Tous les événements décrits précédemment semblent n'être qu'un vieux souvenir.
Şu anda çalışmasa da daha çok TNA'deki zamanları ile tanınmakta.Depuis on ne le voit plus sur les ring de la TNA.
O zamanlar bu bölge "bilinmeyen topraklar" olarak biliniyordu."La peinture était une terre inconnue ".
Bu zamanlarda şehir çok değişikliğe uğradı.À la suite de cet événement, la ville a beaucoup changé.
Çift ve çocukları,zamanlarını Malibu ve New York arasında geçirmektedirler.Le couple partage son temps entre New-York et Oslo.
Aslında bunlar hem bizi hem de gelecek zamanların insanlarını bekleyen sorunlar.Ces relations se rapportent aussi aux générations passées comme à celles à venir.
Konuyla ilgili olarak "Ondan gerçekten korktuğum zamanlar oldu.Je dis : ‘Voilà l’homme que vous craigniez hier.
Kolej kariyeri boyunca 2,442 sayı atarak okul tarihinde tüm zamanlarda en çok sayı atan oyuncusu oldu.Il est devenu le meilleur marqueur de l'histoire de l'école avec 2442 points.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod