Üniversite bu zamanlarda 1386'da kurulmuştur ve Almanya'nın en eski üniversitesidir.Sie wurde 1386 gegründet und ist die älteste Universität auf dem Gebiet des heutigen Deutschlands.
Hattâ bazı anketlerde "tüm zamanların en kötü 50 filmi" listesinde bile gösterilmişti.Auch diese Version war ein Flop und ist unter den „Fünfzig schlechtesten Filmen aller Zeiten“ gelistet.
Fakat bu ilk zamanlarda TAOS çok az dikkat çekmişti.Riobamba machte zunächst nur wenig auf sich aufmerksam.
Reşit vatandaşlar da o zamanlar erkekler olarak tanımlanmıştır.Die Bewohner der Außenbürgerschaft wurden auch als Außenbürger bezeichnet.
"Bir zamanlar manşettiler 3"."Lesemeister 3)".
Ancak son zamanlardaki ağaç gelişimi artık görüşe izin vermemektedir.Durch die inzwischen gewachsenen Bäume war die Sicht auch nicht mehr gegeben.
O zamanlar kısa programda 6 zorunlu eleman vardı.Somit gab es für eine kurze Zeit sechs Beach Boys.
İlerleyen zamanlarda odasındaki televizyondan karısının öldürüldüğü haberini duyar.Dort erfahren sie im Fernsehen vom Tod des Senators.
Bir zamanlar Bosna Eyaleti'nin merkeziydi.Früher war er Mitglied von Lietuvos centro sąjunga.
Bu zamanlarda Hallatan geçici olarak vekilharçlık yapar.Aufgrund der permanenten Überwachung hörte er vorübergehend auf zu predigen.
İleri zamanlarda Clark hikâyeyi mizahi bir şekilde anlattı.In dieser Zeit fuhr sich Clark einen Vorsprung auf ihn heraus.
Bazıları gelişme zamanlarını okyanus planktonlarıyla geçirirler.Seine Verkehrszeiten richteten sich nach den Fahrplänen der Ozeandampfer.
Hayvanların belli zamanlarda yemlenmesi ziyaretçilerin en çok ilgisini çeken anlardır.Umso erstaunlicher ist es, dass Bienen die Hauptbesucher sind.
Son zamanlarda kadınlar için de tasarlanmışdır.Es finden seit einiger Zeit auch Frauenkämpfe statt.
Güneşli sıcak zamanlarda oldukça aktiftir.Sie sind nur in der heißesten Tageszeit aktiv.
Bateriye o zamanlar 14 yaşında olan Johan Langell, bas gitara Gustaf Hielm geldi.Insbesondere stießen der damals 14-jährige Schlagzeuger Johan Langell und der Bassist Gustaf Hielm dazu.
Simha Tora ismi, yakın zamanlara kadar kullanılmıyordu.Der Name Sinixt geriet bald außer Gebrauch.
Ayrıca Sanatçının, o zamanlar The Silver Beetles olan gruba The Beatles adını öneren kişi olduğu söylenir.Auch der Name The Silver Beatles ist irreführend, da die Band damals schon The Beatles hieß.
Aslında bunlar hem bizi hem de gelecek zamanların insanlarını bekleyen sorunlar.Und genauso ergeht es aber auch dem heutigen und auch dem künftigen Menschen bei seiner Wahrheitssuche.
Yazar kitap boyunca kimi zamanlarda okuyuculara seslenir.Wir sehen unseren Lehrer, der die ganze Zeit über etwas ins Klassenbuch schreibt.
Bu durum onu, boş zamanlarında yazı yazmaya sevk etti.Während der ganzen Zeit schrieb er in seiner Freizeit.
Sonradan biz zamanlar hapishane olarak da kullanılmıştır.Später wurde die Burg auch als Gefängnis genutzt.
Modern zamanlarda ise bunun yaklaşık olarak 1.5 ile 3 güneş kütlesi arasında olduğu tahmin edilmiştir.Moderne Abschätzungen liegen im Bereich von 1,5 bis 3,2 Sonnenmassen.
Bu zamanlarda tam bir sinema tutkunu olarak günde 5 film izlemeye başladı.Täglich erscheinen insgesamt bis zu 5 neue Videos.
Bir zamanlar bu rol Dördüncü Doktor için düşünülmüştür.Dieses Geschehen wurde gegen Mitte der vierten Staffel dargestellt.
İlk zamanlarda trikloroflorometan kullanılırdı.Nach einer Stunde wurde Chloroform erwähnt.
Spor takımları tarafından kullanılmadığı zamanlarda, konser salonu olarak kullanılmaktadır.Finden keine Veranstaltungen statt, wird er als Parkplatz benutzt.
The Source dergisi, albümü tüm zamanların en iyi 100 albümü arasında değerlendirdi.Das Magazin Time nahm What’s Going On in die Zusammenstellung der 100 wichtigsten Alben auf.
İlk zamanlar bir ismi yoktu.Sie hatte zunächst keine Bezeichnung.
Boş zamanlarında resim yapar.Komponieren in verlorener Zeit.
Eski zamanlarda Dünya Prensi Endymion olduğu bilinir.Dort wird gelegentlich von einem Fürsten Anitta geredet.
Tüm zamanların en iyi Counter-Strike oyuncularından bir tanesi olarak kabul edilmektedir.Er ist einer der erfolgreichsten Counter-Strike-Spieler aller Zeiten.
O zamanlar görememişim.Hätte ich ihn doch nie gesehen.
Çiftleşme zamanları iklim koşullarına göre değişmektedir.Die Fortpflanzungszeit schwankt je nach den lokalen Wetterbedingungen.
Öğrenimini yarıda bırakıp Little Richard'ın o zamanlardaki orkestrası The Upsetters'a katıldı.Nach Abbruch der Studien schloss er sich Little Richards damaliger Band an, den Upsetters.
Fakat son zamanlarda aileler bu hususta daha duyarlı hale gelmiştir.Allerdings war die Familie zu dieser Zeit bereits relativ verarmter Adel geworden.
Son zamanlarda canlandırmalar yalnız çocuklar tarafından değil yetişkinler tarafından da ilgi çekebilmektedir.Einnässen betrifft keineswegs nur Kinder, auch Erwachsene sind davon betroffen.
O zamanlar 70,000 kişiye evsahipliği yapmıştır.Der 2. Bezirk wies damals 70.000 Einwohner auf.
Son zamanlarda fizik madde ve enerji arasındaki ilişkiyi konu edinmiştir.Das Thema hatte die Zusammenhänge zwischen Physik und Medizin zum Thema.
Aniston, Cox ve Kudrow tüm zamanların en çok kazanan televizyon aktrisleridir.Zudem ist es Eastwoods und Coopers bislang finanziell erfolgreichster Film.
Öyle ki, o zamanlar artık İsrail Öğrenci Birliği Başkanı idi.Zeitweilig war er Präsident des Studentenparlaments.
Gandalf bunun farkındadır fakat o zamanlar bu onu sadece eğlendirmiştir.Guggenheim profitierte von diesem Trend, trug aber seinerseits auch dazu bei.
O zamanlara kadar, hep şarkıcı olmayı istemişti.Dabei trat er später immer öfter als Sänger auf.
Zamanlarının çoğunu akçalı işleri nedeni ile darülfünun dışında geçiriyorlar.Die meiste Zeit verbringt Dina draußen in der Natur.
O zamanlar maddenin atomik doğası hala tartışmalı bir kavramdı.Zardens privater Lebensstil war damals nicht unumstritten.
Savaş zamanlarında kalyatalarda 220 kadar cenkçi bulundurulmaktaydı.Schließlich waren 220 Stunden Filmmaterial im Kasten.
Şarkı, aynı zamanda AOL'un "Tüm Zamanların En Seksi 69 Şarkısı" adlı listesinde 2. sırada bulunmaktadır.Weiterhin enthält es mit Summer of ’69 eines seiner populärsten Lieder.
Antarktika yazında ana karada, diğer zamanlarda denizdeki parça buzlu alanların kıyısında yaşarlar.Im antarktischen Sommer leben sie auf dem Festland, sonst am Rande der offenen Packeiszone.
Son zamanlarda tamamen yıkılması gündemdedir.)Schade, dass es sein muss Ist für heute wirklich Schluss???
En ünlü olduğu zamanlarda bile bir oyunu en çok üç kez sahneleyebildi.Wie die meisten anderen Spiele, konnte auch diese Herausforderung bis zu 3-mal gespielt werden.
İlk zamanlarda oyuncu sayısıyla ilgili bir kısıtlama yoktu.Zu Beginn war keine Reihe mit festen Darstellern geplant.
8 Gördüğün canavar bir zamanlar vardı, ama şimdi yok.Ein Jahr zuvor war bereits die Debütsingle Que Si, Que No erschienen.
Böyle zamanlarda Allah'a sığınır, işaretlere inanır ve sezgilerine önem verir.Sie ist die von Gott ins Leben gerufene Gemeinschaft der Gläubigen und ihrem Wesen nach ein Mysterium.
Bu transferle birlikte tüm zamanların en pahalı Alman futbolcusu oldu.Damit ist er der am höchsten gedraftete deutsche Spieler aller Zeiten.
Avlanma zamanları günbatımının hemen sonrasındadır.Die Jagdzeit endet mit der Morgendämmerung.
(O zamanlar millî seferberlik yüzünden kadınlarda askerdeydi.)(Die Polizei war damals militärisch organisiert.)
Ancak bazı alt türlerin sınıflandırılması son zamanlarda tartışmalıdır.Die Abgrenzung der Arten ist gelegentlich noch strittig.
Ancak zamanların bazıları gündelik konuşmada kullanılmaz.Was übrigbleibt, kann nicht am Tag darauf verwendet werden.
İskilip ayvasının bir zamanlar önemli bir ihraç ürünü idi.Hier war die Garnspinnerei schon früh ein Haupterwerbszweck.
Ayrıca o zamanlarda soğan kubbe tasarımı tam geliştirildi.Hinzu kommt noch, dass spätrömische Kupferprägungen auch schon damals sehr gern gefälscht wurden ...