Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Yet there lives on the ancient claim: we win or lose within ourselves.
Bazı durumlarda, çeşitli zamanlar, bu şekilde hissettim.I've felt that way on certain occasions, at various times.
Bilgisayarlarda resim görüntüleyebilme zamanlarını hatırlayın, o muhteşem, tam renk fotoğraflar...Remember when images were first possible with a computer, those gorgeous, full-color images?
O zamanlar, buraları daha çok beyaz, çalışan sınıfın mahallesiymiş.At the time, the community was a mostly white, working-class neighborhood.
Ancak son zamanlarda ilgim en büyük ölçekte, evrene yönelik.But more recently, I've been turning my attention to the universe on the largest scale.
Bir zamanlar haritalarımızı çizerken, ufkun ötesindeki okyanusu böyle çizerdik.This is the way we used to draw over the horizon for the ocean, when we made our maps.
Bir zamanlar devasa kristal bir nehrin tabanında bir köy dolusu yaratık yaşıyordu.Jesus Once there lived a village of creatures along the bottom of a great cyristal river.
Pinnacle, DDH var, bir de o zamanlar gerçekten harika olanlar var.I had the Pinnacles and DDHs and the really cool ones back then.
O zamanlar, Almanya Caritas'ın (yardım kuruşulu) başındaydım.At that time, it was the head of Caritas Germany.
O zamanlar, olanlar şu an olanların doğrudan yansımasıdır.What happened then is a direct reflection of what is happening now.
Ve o zamanlar hamileydim.I was also pregnant at the time.
Hamilelikler bir kadının hayatında mutlu ve doyurucu anlarla dolu zamanlar olarak bilinir.Pregnancies are meant to be happy and fulfilling moments in any woman's life.
Aslında, biz hem zorlu hem de heyecan verici zamanlarda yaşıyoruz.Indeed, we live in both challenging as well as exciting times.
Dünyanın ilk zamanlarında yaşam olduğuna dair ilk kanıt stromatolite denen yapılardır.Earth. One line of evidence of early life on Earth is features called stromatolite.
Ama o eski zamanlardaki Roma İmaparatorları gibi değildi.But it's not like he was like the Roman Emperors of old.
Eski zamanlardaki Roma İmparatorları Roma'dan geliyorlardı.The Roman Emperors of old actually came out of Rome.
Fakat o zamanlar büyük bir imparatorluktu.But obviously it was an empire at that time.
Dikkat edin, senaryolarımızın hiç birisinde ödeme zamanlarını değiştirmedik.So notice, the actual payment streams I did not change in any of the three scenarios.
Bu tepkinin kökleri, tehditin "bir mamut tarafından kovalanmak" olduğu zamanlara dayanıyor.And, comes from a time when that threat was being chased by a wooly mammoth.
İkinizin de kıymetli zamanlarınızdan feragat edip... ...bizlerle olmanıza çok sevindik.We're very pleased that both of you could spare your valuable time
O zamanlar, sunmakta olduğum bacaklar protezde çığır açmışlardı.At the time, the legs I presented were groundbreaking in prosthetics.
Böylece, o zamanlarda meslektaşlarıma birkaç ilginç hipotez geliştirme şansım oldu.And so, at that time, I was able to make some interesting hypotheses along with my colleagues.
Bunu son zamanlarda sıklıkla düşünüyorum.I think about it often, lately.
Bir zamanlar, dünya büyük ve düzgün çalışmayan bir aileydi.Once upon a time, the world was a big, dysfunctional family.
Bir zamanlar avcı olduğumuz doğru, ancak aynı zamanda av da olduk.It is true that we were hunters once, but we were also the hunted ones.
O zamanlar çok farklı bir web sitemiz vardı.We were at the time running a very different kind of website.
Elbette çok zor zamanlardı çok acı çektik.And it was obviously a very difficult time -- really painful.
Cidden zor zamanlardı.So it was a very difficult time.
Çünkü hepimiz hastayız, hepimiz insanız, hatta doktorlar bile bazı zamanlarda hastalar.Even doctors are patients at some point.
O zamanlar meritokrasiden bahsedebilirdik çünkü iyiyi ve yeniyi üreten daha çok kazanıyordu.It was a meritocracy because the person who innovates well grows fastest
Bildiğiniz gibi, son zamanlarda şeffaflık konusunda çok şey duyuyoruz.You see, we hear a lot about transparency these days.
O da bir zamanlar yedi yaşındaydı.He was in somebody's English class, wasn't he?
Bu, galaksilerin bir zamanlar bize yakın oldukları anlamına geliyordu.This meant they must have been closer together in the past.
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.Don't give up on your dream
Bunu büyük ihtimal ile ben de yapamam. o zamanlarda uyusan da olur!I probably couldn't do it either. With that time you might as well sleep!
Sanırım askerlik kağıtlarının böyle erken geldiği zamanlar da oluyormuş.I guess there are times the draft comes out this quickly too.
Joshua'ya bir zamanlar öldürdüğü ve insanlara tecavüz ettiği köyleri gezerken eşlik ettik.We accompanied Joshua, as he walked the Earth, visiting villages where he had once killed and raped.
Yaşım 20'den biraz fazla olduğu zamanlarda karikatür camiasında fazla kadın olmadığını farkettim.Now when I was a little older, in my 20s, I realized there are not many women in cartooning.
Bir zamanlar, çok uzun yıllar önce... ..bir Ortodoks manastırında yaşlı bir keşiş yaşarmış.Once upon a time, long ago an old monk lived in an Orthodox monastery.
Son zamanlarda nasıl hissediyor kendini?How has he been lately? All right?
Hayat standardına gelince, bir zamanlar bilge bir kişi... ..gerekli olmayan şey günahtır demişti.And as for standard, some wise man once said that sin is that which is unnecessary.
Evet, bir zamanlar böyle bir duyguya kapılmıştım.I once felt exactly that way.
Sadece boş zamanlarımda.Only in my spare time.
İnsanların dünyayı buradaki gibi düşündüğü zamanlar kim bilir ne güzeldi!It must've been lovely when men thought the world looked like this!
Memlekete giderdim. O zamanlar annem hala hayattaydı.She was still alive in those days.
Berbere gidip saçlarını, o zamanlar moda olan biçimde kısacık kestirmişti.She went to a barber and had her hair cut. It was the fashion then.
Bu Airstream'a danışmaya başladığım zamanları gündeme getirdi.This brings us up to the time that I started consulting to Airstream.
Ve tek başına olmak bazı zamanlarda çok acı verici olabiliyor, özellikle Satsang'da.And the time when sometimes being single can feel really painful is in satsang.
Çünkü bir zamanlar bunların hiçbirisi yoktu ve sen mutluydun.Because there was a time when they were not there and you were happy.
Ve biz de o zamanları işlerin gerçekten çok hızlı gitmesi gereken yerde, doldurmaya çalışırız.And so we tend to fill these times up when things should go really quickly.
Bir zamanlar bir arkadaş bana sordu, dedi ki,A friend once asked me, she said,
Basit Karbonhidratları genelde egzersiz zamanlarınızda alın.Keep your simple carbs usually based around your workout.
Şu anda ekonomik olarak zor zamanlardayız.Now we're in tough times economically.
Bir zamanlar beni kontrol eden korku artýk iţleyemez bana.And the fears that once controlled me Can't get to me at all
Sonuç ortada: Zor zamanlarda dayanışma sergileyen takımların kazanma ihtimali çok daha yüksek.It's pretty clear: teams that help each other through tough scrapes are much more likely to win.
Son zamanlarda çok yoruldum.I've been so tired recently.
Son zamanlarda günde on tane görücü randevusu teklifi alıyorum.Recently, I get 10 blind date proposals daily.
En güzel olduğun zamanlar, çok laf etmediğin zamanlar.When you don't speak words is when you're the most beautiful.
Eski zamanlarda,In the olden days, explorers
Bakın, ben de bir zamanlar lisans öğrencisiydim.Now look, I was an undergraduate once.