Ana içeriğe geç
Sözlük

zamanlar ile cümle

zamanlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bunlar aslında belli bir biçimde en rahat, en iyi zamanlarda inşa edilmedi.They were built in times that were not really the best of times in a certain way.
Amcanın sağlık durumu nasıl peki son zamanlarda?How is Seung Jo's dad doing lately?
O zamanlar, sanırım şunu söylemek yanlış olmayacak, öğretmenlerin yüzde 80'i,Now at the time, I think it's fair to say that 80 percent of the teachers were --
Son zamanlarda Mısır'dan çıkan bir parçaydı.He had to break off a piece to get out of Egypt recently.
Bir gün -- bir zamanlar, çok uzun yıllar önce, bütün kıtalar birbirlerine kenetliydi.There was a time, many, many years ago, when all of the continents were stuck together.
Beni dövüp bayılttığın tüm zamanları affediyorum. Tüm suçlar bitirilmemiş, açıkçası yaşıyorum.All the times that you beat me unconscious, I forgive
Bu son zamanlardaki tuaf davranisini sebebi olmali ilginc.Now we know the reason why he's been so depressed.
Ben son zamanlarda çok üzgününüm Ben biraz üzgünümI'm so sad lately. I'm a bit sad.
Öyleyse, bir zamanlar özel, bir takım küçük yan ziyafetler, bugün daha genel ve düzenlidir.So what was once the special little side treat now is the main, much more regular.
İnsanlar zamanlarının yüzde 90'ından fazlasını kapalı mekanlarda geçiriyor.People spend over 90 percent of their lives indoors.
Bir zamanlarIn a man who used to be
Sakena, Afganistan'da kadınların eğitilmesinin tehlikeli olduğu zamanlarda öğretmenlik yapıyor.Sakena is a teacher at a time when to educate women is a dangerous business in Afghanistan.
Yüzlerine asit atılan zamanlarda okula geri dönen şu genç kızlara baksana"Look at those young girls who go back to school when acid is thrown in their face."
Onları bir zamanlar susturan gelenekleri, yeniliklere bir ses vermek için devirmeliler.They have to subvert tradition that once silenced them in order to give voice to new aspirations.
O zamanlar daha çok tümsekmiş.Then there was more of a hump.
O zamanlar, bunun bir kerelik birşey olduğu düşünüldü.At the time, this was thought to be a one-off.
En azından, bu konuyu o zamanlar olduğu gibi ciddiye almalıyız.We need to be at least as serious as we were then.
O zamanlar Birleşik Devletler'in geliri azdı, bir, iki, üç bin dolar...And United States only had some, one, two thousand dollars at that time.
O zamanlar, ülke, insanları hasta eden bakteriye ait çok az örneğe sahipti.At the time, it had very few samples of the bacteria that was causing people to get sick.
Resmi olmak için işe alındım ama fark ediyorum ki, zorunda olmadığım zamanlarda bile resmiyim.I'm hired to be solemn, but I find more and more that I'm solemn when I don't have to be.
O zamanlar tiyatro reklamları böyleydi.This is what theater advertising looked like at that time.
Ve son zamanlarda aynada gördüğüm yüze bile katlanamıyorumAnd lately, I can't even stand the face I see in the mirror.
Roma aslında bir zamanlar Britanya'dan istridye ithal etmişti.Rome in fact used to import oysters from London, at one stage.
O zamanlarda bu hiç kolay değildi.It wasn't easy in those days.
Ve bir zamanlar Neptün olarak anılıyordu.It was once called Neptune.
Bir zamanlar bağımlıymış, ama sonra bırakmış !I heard he had a drug problem, then kicked the habit
Bilmelisin ki, sen de bir zamanlar kurbandınYou should know, you were once a victim
Sende bi zamanlar bağımlıydın !You were a drug addict before
O zamanlar okyanuslarda balina bırakmamıştık.Now are we stuck with this?
Fakat sonra ülkemin durumunu keşfettim, o zamanlarda çok fazla yozlaşma vardı.But then when I discovered the situation in my country, at that time there was so much corruption.
O zamanlar için çok iyi kazanan bir aile olmalı.They must have had a good income, for that time.
O zamanlar ev satın almak için ne gerekiyordu?What was necessary to buy a house then?
Belki o zamanlar birikmiş %10'ları vardı.But maybe back then, they had 10%.
Son zamanlarda etrafta seni göremiyorum.I haven't seen you around lately.
Yakın zamanlarda Facebook'tan bazı sosyologlar--Recently some sociologists from Facebook --
Buraya gelinceye kadar çok zor zamanlar geçirdik ve bir çok engelle karşılaştık.We have been through a very tough time, we faced many obstacles until we got here
Son 40 yıl olağanüstü zamanlardı.The last 40 years have been extraordinary times.
Bebek boy olarak yüzde 90, Bebekler değişik oranlarda ve değişik zamanlarda büyürler.Babies grow all at different rates and at different times.
O zamanlar bir Alman değişim programındaydım." (Kahkahalar)I was on a German exchange program then.
Bir zamanlar benimde bir hayalim vardı ama"I had a dream once, too, but -- But --"
"Bir zamanlar bir hayalim vardı çocuğum."I had a dream once, kid.
O zamanlar, davul tetikleri yeniydi.At that time, drum triggers were new.
Bazen onlarla pazarlık ederken bazı zamanlar Jean-Pierre Bemba,But I was doing that, negotiating with them.
Fakat o zamanlarda dahi büyükbaş hayvanlar doğal yöntemlerle yetiştirilmiyordu.But by then cattle were already raised unnaturally.
Belki haşlanmış veya püre patates, veya tüm zamanların en aptal yemeği -- Minute Rice.Maybe baked or mashed potatoes, or perhaps the stupidest food ever, Minute Rice.
Bir zamanlar, Lesterland adında bir yer vardı.Once upon a time, there was a place called Lesterland.
Ben o zamanlar o kişiyken, reklam şirketi J.When I was him back then,
Ben o zamanlar 19.5 olmalıyım, ilk görüşte aşktı.I must have been 19 and a half then, and it was love at first sight.
Gerçeği yansıtmadıkları zamanlarda Amerika'nın kendi sınırları vardır.At times they don't even hold true at America's own borders.
Daha iyi seçimler yapmak yerine, seçimler altında eziliriz, bazı zamanlar korkarız da.Instead of making better choices, we become overwhelmed by choice, sometimes even afraid of it.
Sadece kötü olacağını düşünmüyordum, tüm zamanların en kötü kitabı olacağını düşünüyordum.Not just bad, but the worst book ever written.
Ve o zamanlar, açıkçası, ebeveynlerinize karşılık veremezdiniz.And at that time, quite frankly, you really did not talk back to your parents.
Geçenlerde, bugünkü Amerikalıların üçte ikisinin o zamanlar, 1963'de doğmamış olduğunu fark ettim.I recently realized that two-thirds of Americans today had not been born at the time of 1963.
O zamanlar 3 yaşındaydı.He was only 3 at the time.
Son zamanlarda araştırdığımız şeylerden biri de bu.And this is something that we've been researching for a little while.
Bizim merkezimizde arada eğlendiğimiz zamanlar da oluyor.Now we're also having a bit of fun at the center.
Son zamanlarda ise daha ağırlıklı olarak basın işIeri üzerinde çalışıyorum.I'm really into press work lately.
Fotomontajları dokular, vektörel formlar ve son zamanlarda 3D ile harmanlamaktayım.I mix photomontages with textures, vector shapes, and most recently with 3D.
Ve bu dizeye rastladığım aynı zamanlarda, bu diğer dizeye rastladım,So I always liked it. And about the same time I ran across this one verse,
Onu tanımıştım bir keresinde, fakat o zamanlar genç bir delikanlıydı.I knew him once, but then he was a boy.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod