Ana içeriğe geç
Sözlük

zamanda ile cümle

zamanda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Ne zamandan beri görünüşünü önemsiyorsun?Since when do you care about your appearance?
Ne zamandan beri modayı önemsiyorsun?Since when do you care about fashion?
Neyin modaya uygun olduğunu ne zamandan beri önemsiyorsun?Since when do you care what's in style?
Ne zamandan beri ahlak kurallarını önemsiyorsun?Since when do you care about ethics?
Yakın zamanda Boston'a geri gidecek misin?Are you going back to Boston anytime soon?
Yakında herhangi bir zamanda geri gelmeyeceğiz.We won't be back any time soon.
Tom vejetaryen oldu ve aynı zamanda sigarayı içmeyi bıraktı.Tom has become a vegetarian and has also quit smoking.
O zamandan beri bir şey değişti mi?Has anything changed since then?
Tom'un son zamanlarda çalıştığı mağaza yakın zamanda kapatıldı.The store where Tom was working recently closed.
Aynı zamanda araba sürmemelisin ve mesaj atmamalısın.You shouldn't drive and text at the same time.
O olacak ama yakın bir zamanda değil.It'll happen, but just not anytime soon.
Senin bana ihtiyaç duyduğun herhangi bir zamanda orada olacağıma söz veriyorum.I promise you that I'll be there anytime you need me.
Vergileri yükseltmek bu zamanda böyle iyi bir fikir olmayabilir.Raising taxes may not be such a good idea at this time.
Tom tam bu zamanda bir şeyler yapmak istedi.Tom wanted to do things right this time.
Hava o zamandan beri iyi.The weather's been very good ever since.
Ne zamandan beri Tokyo'da yaşıyorsun?Since when have you lived in Tokyo?
O uygunsuz bir zamanda geldi.He came at an inopportune time.
Jorge ne zamandan beri Portekizce öğreniyor?Since when has Jorge been studying Portuguese?
Kötü bir zamanda mı geldim?Did I catch you at a bad time?
Savaş insanları sadece fiziksel olarak değil aynı zamanda zihinsel olarak da sakatlar.War maims people, not only physically but also mentally.
O zamandan beri fazla bir şey değişmedi.Not much has changed since then.
O zamandan bu yana değişen pek bir şey olmadı.Not much has changed since then.
O zamandan beri şartlar değişti.Things have changed since then.
O zamandan beri fikrimi değiştirdim.I've since changed my mind.
Yakın bir zamanda geleceksen gidebilirsin.If you come back soon, you may go.
Tom uygunsuz bir zamanda geldi.Tom came at an inopportune time.
Ben o zamandan beri ondan herhangi bir mesaj almadım.I haven't gotten any messages from him since then.
O, belirtilen zamandan beş dakika sonra geldi.He arrived five minutes after the specified time.
Sadece pualo yemedim aynı zamanda kebap da yedim.Not only did I eat pulao, but I also ate kebabs.
O herkesten daha az zamanda ehliyetini aldı.He got his driving licence in less time than anyone.
İnternet aynı zamanda 1990'larda bilgi otobanı olarak adlandırıldı.The Internet was also called the information superhighway in the 1990s.
Ben o zamandan beri çalışmadım.I haven't worked since then.
İyi bir zamanda geldim mi?Did I come at a good time?
Ben sadece pencereyi kapatmayı unutmadım, aynı zamanda süpürmedim.I not only forgot to close the window, I also didn't sweep.
Kış çok iyi şeyler getirir, aynı zamanda kötü şeyler de getirir.Winter brings many good things, but also bad things.
Ne zamandan beri böyle kendini beğenmiş oldun?Since when did you become so high and mighty?
Tom sadece Mary'nin arkadaşı olduğunu değil aynı zamanda onu tanıdığını bile reddetti.Tom not only denied that he was Mary's friend, but that he even knew her.
Mary sadece Tom'un arkadaşı olduğunu değil aynı zamanda onu tanıdığını bile reddetti.Mary not only denied that she was Tom's friend, but that she even knew him.
Zaman seçmek zamandan tasarruf etmektir.To choose time is to save time.
Tom o zamandan beri burada bulunmadı.Tom hasn't been here since then.
Tom o zamandan beri burada.Tom has been here ever since.
Richard ne zamandan beri evli?Since when is Richard married?
Neden geç bir zamanda yürüyüş yaptın?Why did you walk at a late time?
Mary sadece Portekizce değil aynı zamanda İspanyolca da konuşabildiğini söyledi.Mary said that she could speak not only Portuguese, but also Spanish.
Tom sadece İngilizce değil aynı zamanda Fransızca da konuşabildiğini söyledi.Tom said that he could speak not only English, but also French.
Bu ikizler özdeş, sadece yüzde değil, aynı zamanda karakterde de.Those twins are identical, not only their faces, but also in their characters.
O aynı zamanda korkutucu ve komik.That's scary and hilarious at the same time.
Tom futbol takımının kaptanıdır ve aynı zamanda beyzbol takımındadır.Tom is the captain of the soccer team and is also on the baseball team.
İşlerin yakın zamanda değişeceğini sanmıyorum.I don't think things will change anytime soon.
Tom ve Mary aynı zamanda vardılar.Tom and Mary arrived at the same time.
Herhangi bir zamanda ofisimize gel lütfen.Please come to our offices any time.
O zamandan beri birçok şey oldu.A lot has happened since then.
O zamandan beri Tom'la görüşmedim.I haven't talked to Tom since.
O zamandan beri Tom'la konuşmadım.I haven't talked to Tom since then.
O zamandan beri Boston'da çok şey değişti.Much has changed in Boston since then.
Kendimi yanlış zamanda doğmuş gibi hissediyorum.I feel like I was born in the wrong time.
O aynı zamanda bir doktor ve bir yazar olarak çalışır.He works as a doctor and a writer at the same time.
Teknoloji o zamandan beri ilerledi.Technology has improved since then.
Aynı zamanda başkasıyla görüştüğünü keşfettim.I found out he was seeing someone else at the same time.
Ne zamandan beri telefon konuşmalarımı dinliyorsun?Since when do you listen to my phone calls?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod