Ana içeriğe geç
Sözlük

zamanda ile cümle

zamanda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
O zamandan beri ne değişti?What has changed since then?
O zamandan beri iki yıl geçti.Two years have passed since then.
Başarı aynı zamanda baştan çıkarıcı olabilir.Success can also be seductive.
Hepimiz aynı zamanda suya atladık.We all jumped into the water at the same time.
O bu zamanda yapılacak en önemli şey.That's the most important thing to do at this time.
Sadece burnum tıkanmadı fakat aynı zamanda ateşim yüksek.Not only my nose is blocked but also my temperature is high.
Münkün olan en kısa zamanda bunu polise bildirmeniz gerekiyor.You are supposed to report it to the police as soon as possible.
Bu zamanda bizim bile yeni bir araba almayı düşünmemiz gerektiğini sanmıyorum.I don't think we should even consider buying a new car at this time.
Dinozorların neye benzediğini görmek için zamanda geri gitmek istiyorum.I would like to go back in time to see what the dinosaurs looked like.
New York'un Metropolitan Sanat Müzesi aynı zamanda The Met olarak da bilinir.New York's Metropolitan Museum of Art is also known as "The Met."
Sanırım o zamanda hiçbirimiz zaman makinesine oldukça inanmıyordu.I think that at that time none of us quite believed in the Time Machine.
O zamandan beri Tom ile birlikteyim.I've been with Tom ever since.
Ne zamandan beri ölüm cezası ile ilgili bir sorunun var?Since when do you have a problem with the death penalty?
Tom en kısa zamanda buraya gelmeni istiyor.Tom wants you to get here ASAP.
Tom en kısa zamanda onu aramanı istiyor.Tom wants you to call him ASAP.
Tom ve Mary aynı zamanda kütüphaneye girdi.Tom and Mary entered the library at the same time.
Bu yakın zamanda olacakmış gibi görünmüyor.It doesn't look as if that's going to happen any time soon.
Tom Mary'nin olduğu aynı zamanda Boston'da olabilir.Tom might've been in Boston at the same time Mary was.
Tom sadece samimi değil aynı zamanda cömerttir.Tom isn't only friendly, he's also generous.
Cennet ya da cehennem yoktur. Biz sadece şimdiki zamanda yaşayabiliriz.There is no heaven or hell. We can only live in the present.
O sadece dost değil, aynı zamanda cömerttir.She's not just friendly but also generous.
Aynı zamanda iki kişiyi sevebileceğimi sanmıyorum.I don't think I can love two people at the same time.
Tom gerçekten akıllı ve aynı zamanda sevimli sayılır.Tom is really smart and also kind of cute.
Kötü bir zamanda geldim mi?Did I come at a bad time?
Tom, Mary, John ve Alice hepsi aynı zamanda kartlarına baktılar.Tom, Mary, John and Alice all looked at their cards at the same time.
Tom o zamanda on üçten daha yaşlı olamazdı.Tom couldn't have been any older than thirteen at the time.
O zamandan beri çok şey değişti.A lot has changed since then.
Yakında herhangi bir zamanda evlenmeyeceğim.I'm not going to get married anytime soon.
En kısa zamanda bunu yapmaya çalışacağız.We'll try to do that as soon as possible.
Benzin ilk araba sürmeye başladığım zamanda olduğu kadar ucuz değil.Gasoline isn't as cheap as it was when I first started driving.
En kısa zamanda dönsek iyi olur.We'd better hurry back.
Tom her zaman benimle aynı zamanda orada gibi görünüyor.Tom always seems to be there at the same time I am.
O zamandan beri onları görmedim.I haven't seen them since.
O zamandan önce yapacak çok işim var.I have lot of work to do before then.
Aynı zamanda ütü, elektrikli su ısıtıcısı ve elektrikli soba kullanmayınız.Don't use the iron, electric kettle, and electric stove at the same time.
Zamanda geriye doğru seyahat etmek mümkün değildir.It's not possible to travel backward in time.
Sen beni ne zamandan beri tanıyorsun?When do you know me from?
Tom kararlaştırılan zamanda gelmedi.Tom didn't arrive at the agreed-upon time.
Lütfen bunu en kısa zamanda yapın.Please do it as soon as possible.
Lütfen en kısa zamanda raporunu bana getir.Please get your report to me as soon as possible.
Ne zamandan beri ağrın var?How long have you had the pain?
Yarın bu zamanda Boston'da olacağız.This time tomorrow, we'll be in Boston.
Tom gitar çalıyordu ve aynı zamanda yemek pişiriyordu.Tom was playing the guitar and cooking at the same time.
Bu ünlü aktris, aynı zamanda bir moda ikonuydu.This famous actress was also a fashion icon.
Aynı zamanda bir kek pişirdim.At the same time, I baked a cake.
Bize hayat veren Allah, aynı zamanda bize ahlak da verdi.The God who gave us life, gave us morality at the same time.
Mümkün olan en kısa zamanda size o resmin bir kopyasını göndereceğiz.I'll send you a copy of that picture as soon as possible.
Ne zamandan beri Japonca okuyorsun?When did you begin to study Japanese?
Tom sadece işte değil ama aynı zamanda evde de mutsuz.Tom is not only unhappy at work, but also unhappy at home.
Ne zamandan beri lens takıyorsun?Since when are you wearing contacts?
Senden nefret ediyorum ve aynı zamanda seni seviyorum.I hate you, and at the same time I love you.
Ne zamandan beri Japonca öğreniyorsunuz?Since when do you learn Japanese?
Ne zamandan beri büyükbabanın evine ne olduğunu önemsiyorsun?Since when do you care what happens to your grandfather's house?
Ne zamandan beri herhangi birinin ne düşündüğüne önem veriyorsun?Since when do you care what anyone thinks?
Ne zamandan beri başka birinin ne düşündüğüne önem veriyorsun?Since when do you care what anybody else thinks?
Ne zamandan beri ne düşündüğüme önem veriyorsun?Since when do you care about what I think?
Ne zamandan beri onu önemsiyorsun?Since when do you care about that?
Ne zamandan beri kuralları önemsiyorsun?Since when do you care about rules?
Ne zamandan beri politikayı önemsiyorsun?Since when do you care about politics?
Ne zamandan beri lakrosu önemsiyorsun?Since when do you care about lacrosse?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod