Tom sadece benim patronum değil. Aynı zamanda arkadaşım da.Tom isn't just my boss. He's my friend, too.
"Bir erkek arkadaşım var." "Ne zamandan beri?""I have a boyfriend." "Since when?"
Tom geçen yıl bacağını kırdı ve o zamandan beri topallıyor.Tom broke his leg last year and has limped ever since.
Mary'nin intihar etmeye çalıştığı zamandan bir yara izi var.Mary has a scar from when she tried to commit suicide.
Tom benimle aynı zamanda Harvard'taydı.Tom was at Harvard the same time I was.
Seni kötü bir zamanda mı yakalıyorum?Am I catching you at a bad time?
Tom, süper sevimlisin ama sen aynı zamanda aptalsın.Tom, you're super cute, but you're also stupid.
Böyle bir zamanda sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim.I'm sorry to bother you at a time like this.
O zamandan beri Tom'u görmedim ya da ondan haber almadım.I haven't seen or heard from Tom since then.
Bunu uygun bir zamanda tartışmayı tercih ederim.I'd rather discuss this at a later time.
Venüs aynı zamanda Sabah Yıldızı olarak da bilinmektedir.Venus is also known as the Morning Star.
Onun yakında herhangi bir zamanda olacağından emin değilim.I'm not sure that's going to happen anytime soon.
Der Spiegel haftalık Alman dergisidir ve aynı zamanda "ayna" anlamına gelir.Der Spiegel is a German weekly magazine and it also means "The Mirror".
Tom o zamandan beri benimle konuşmadı.Tom hasn't talked to me since then.
O zamandan beri çok şey oldu.A great deal has happened since that time.
Onun hepsi yaklaşık aynı zamanda oldu.That all happened at about the same time.
O yakın zamanda olmayacak.That's not going to happen any time soon.
Bu daha kötü bir zamanda olamazdı.It couldn't have happened at a worse time.
Bunun yakında herhangi bir zamanda olmasını beklemiyorum.I don't expect that to happen anytime soon.
Ne zamandan beri ne olduğunu önemsiyorsun?Since when do you care about what happens?
Ne zamandan beri bize ne olduğunu önemsiyorsun?Since when do you care about what happens to us?
Tom'un karısı aynı zamanda bir bilim kadınıdır.Tom's wife is also a scientist.
Kahve fiyatı o zamandan beri ikiye katladı.The price of coffee has doubled since then.
Üç yıl önce Boston'a geldim ve ve o zamandan beri burada yaşıyorum.I came to Boston three years ago and I've been living here ever since.
Sahibi aynı zamanda bir yöneticiydi.The owner was also a manager.
Böyle bir zamanda nasıl yemek yiyebilirsin?How can you eat at a time like this?
Doğru zamanda doğru yerde olduğun için şanslısın.You were lucky to be at the right place at the right time.
Yapabileceğin en kısa zamanda buraya gelmen gerekiyor.You need to get here as soon as you can.
Tom her gün aynı zamanda köpeğini besler.Tom feeds his dog at the same time every day.
Böyle bir zamanda nasıl uyuyabilirsin?How can you sleep at a time like this?
Annem ve aynı zamanda babam da işe gitti.Mom and also dad went to work.
Tom ve Mary sadece sevgili değil fakat aynı zamanda en iyi arkadaşlar.Tom and Mary are not only lovers, but are also best friends.
O Paris'e gitti ve o zamandan beri onu görmedim.He left for Paris and I haven't seen him since.
Charles de Gaulle büyük ve aynı zamanda uzun boylu bir adamdı.Charles de Gaulle was a great man and also a tall man.
Biz yeterli zamandan daha fazlasına sahibiz.We've got more than enough time.
O zamandan beri birlikteyiz.We've been together ever since.
Tam bu zamanda onu yapabiliriz.We can do it right this time.
Bu matematik öğretmeni aynı zamanda basketbol takımının antrenörüdür.This math teacher is also the coach of the basketball team.
Bu benim aynı zamanda üzgün ve mutlu olmamı sağladı.It made me feel sad and happy at the same time.
Tom'un bizimle aynı zamanda Boston'da olduğunu bilmiyordum.I didn't know Tom was in Boston the same time we were.
Aptallık aynı zamanda doğal bir yetenektir.Stupidity is also a natural talent.
Ben 30 yaşında evlendim ve aynı zamanda, kısırlık tedavisi almaya başladım.I got married at 30 and, at the same time, I started getting infertility treatment.
Tam olarak aynı zamanda buraya vardık.We got here at exactly the same time.
Ünlü Alman futbolcu Mesut Özil'in aynı zamanda Türk olduğunu biliyor muydunuz?Did you know that Mesut Özil, the famous German footballer, is also Turkish?
"Merhaba kızlar." "Merhaba Tom ve aynı zamanda mutlu yıllar!""Hello girls." "Hello Tom, and happy birthday too!"
Herhangi bir zamanda uğra.Stop in anytime.
Herhangi bir zamanda uğrayın.Stop by anytime.
Herhangi bir zamanda geri gel.Come back anytime.
Yaklaşık olarak Tom'la aynı zamanda buraya geldim.I got here about the same time as Tom.
Onlar sadece oda arkadaşı değiller. Onlar aynı zamanda sevgililer.They're not just roommates. They're also lovers.
Tom'un böyle bir zamanda neden geldiğini merak ediyorum.I wonder why Tom came at a time like this.
Yakın zamanda eve gitmeyi planlıyor musun?Do you plan on going home anytime soon?
O komik ve aynı zamanda korkunç.That's funny and horrifying at the same time.
Eğlenceli olduğu doğru ama aynı zamanda korkutucu.It's true that it's fun, but at the same time it's scary.
Onun aynı zamanda iyi bir belleği vardır.She also has a good memory.
O zamandan beri Kanada ve İran arasındaki diplomatik ilişkiler askıya alındı.Since then, diplomatic relations between Canada and Iran have been suspended.
Ne zamandan beri havai fişek var?Since when are there fireworks?
O zamandan beri onunla konuşmadım.I haven't spoken to him since.
Ben kötü bir zamanda mı sizi aradım?Have I called you at a bad time?
Her şeyden önce, şöhret doğru zamanda ölmek demektir.Above all, fame means dying at the right time.