Bizim zamana ihtiyacımız vardı.We needed time.
Onun biraz daha zamana ihtiyacı var.She needs a little more time.
Tom daha fazla zamana ihtiyacı olmadığını söyledi.Tom said he didn't need any more time.
Tom istediği bütün zamana sahip olacağını düşündü.Tom thought he'd have all the time he needed.
Bu büyük savaş, zamana yayılmış durumdadır.This huge war has been prolonged.
Bu zamana kadar ne yaptın?What did you do until such time?
Tom'un zamana, paraya ve yiyeceğe ihtiyacı var.Tom needs time, money, and food.
Tom, Mary ve John'un zamana, paraya ve yiyeceğe ihtiyacı var.Tom, Mary, and John need time, money, and food.
İnsanların yeni çevreye alışmak için sadece zamana ihtiyacı var.People just need time to adjust to the new environment.
Sadece biraz daha zamana ihtiyacımız var.We just need more time.
Bunun için ne kadar zamana ihtiyacın var?How much time did you need for that?
Ondan daha fazla zamana ihtiyacımız olacak.We'll need more time than that.
Ne zamana kadar Japonya'da kalıyorsun?When are you staying in Japan till?
Çok fazla boş zamana sahip olmaya alışkın değilim.I'm not used to having so much free time.
Ne zamana kadar evde olacaksın?Until when will you be home?
Bir zaman makinen olsa hangi zamana gidersin?If you had a time machine, when would you go to?
Onu yapmak için Tom'un zamana ihtiyacı var.Tom needs time to do that.
Ne zamana kadar?Til when?
Bu zamana kadar duyduğum en güzel şarkı.This is the most beautiful song I've ever heard.
Bu zamana kadar gördüğüm en güzel resimlerden biri.This is one of the most beautiful paintings I've ever seen.
O geldiğinde, nerede olduğunu anlamak için biraz zamana ihtiyacı vardıWhen he came to, he needed a little bit of time to figure out where he was.
Ben Tom'a daha fazla zamana ihtiyacı olup olmadığını sordum.I asked Tom if he needed more time.
Onun için daha fazla zamana ihtiyacımız var.We need more time for that.
Düşünmek için zamana ihtiyacım vardı.I needed time to think.
O zamana kadar bekleyeceğiz.We'll wait till then.
O zamana kadar gitmiş olacağım.I'll be gone by then.
Onu bulmak için sadece biraz zamana ihtiyacım var.I just need some time to find her.
Zamana ihtiyacım vardı.I needed time.
Tom gelecek yıl bu zamana kadar emekli olacak.Tom will be retired by this time next year.
Daha fazla zamana ihtiyacım vardı.I needed more time.
Fadıl'ın hayatını kurtarmak için zamana karşı bir yarıştı.It was a race against the clock to save Fadil's life.
Tom yarın bu zamana kadar burada olacak.Tom will be here by this time tomorrow.
Tom'un bebek olduğu zamana ait bir resim görmek ister misin?Do you want to see a picture of Tom when he was baby?
Daha fazla zamana ihtiyacın olacağını düşünmüyor musun?Don't you think you'll need more time?
Daha fazla zamana ihtiyacımız yok.We don't need any more time.
Artık zamana ihtiyacımız yok.We don't need any more time.
Tom, yapması gerekeni yapmak için yeterli zamana sahipti.Tom had enough time to do what he needed to do.
Tom yapması gerekeni yapmak için zar zor yeterli zamana sahip olduğunu biliyordu.Tom knew he barely had enough time to do what he had to do.
Tom yapılması gereken şeyi yapmak için yeterli zamana sahip olmadığını bilmiyordu.Tom didn't know he didn't have enough time to do what needed to be done.
Tom onu yapmak için yeterli zamana sahip olmadığını bilmiyordu.Tom didn't know he didn't have enough time to do that.
Daha fazla zamana ihtiyacın olduğunu söyledin.You said you needed more time.
Tom muhtemelen ne kadar zamana ihtiyacı olacağını bilmiyor.Tom probably doesn't know how much time he'll need.
Daha fazla zamana ihtiyacım yok.I don't need any more time.
Zamana değmez.It's not worth the time.
Biraz daha zamana ihtiyacım vardı.I needed some more time.
Sadece daha fazla zamana ihtiyacım vardı.I just needed more time.
Bunu yapmak için ne kadar zamana ihtiyacın var.How much time will you need to do that?
Tom'un bunun hakkında düşünmesi için zamana ihtiyacı var.Tom needs time to think about that.
Bunun hakkında düşünmek için zamana ihtiyacım var.I need time to think about this.
Onun hakkında düşünmek için zamana ihtiyacım var.I need time to think about that.
Tom, daha sonra ne yapacağı hakkında düşünmek için zamana ihtiyacı olduğunu söylüyor.Tom says he needs time to think about what he's going to do next.
Tom'un biraz daha zamana ihtiyacı olacak.Tom is going to need a little more time.
Bunu düşünmek için daha fazla zamana ihtiyacım var.I need more time to think about this.
Bunun hakkında düşünmek için daha fazla zamana ihtiyacım var.I need more time to think about it.
Tom'un ne kadar zamana ihtiyacı olduğunu bilmiyorum.I don't know how much time Tom will need.
Sami yiyecekleri bagajdan çıkarmak için zamana sahip değildi.Sami didn't have time to take the groceries out of the trunk.
Düşündüğümüzden daha fazla zamana ihtiyacı var.It needs more time than we thought.
Karar vermek için biraz daha zamana ihtiyacım var.I need a bit more time to decide.
Sami'nin o zamana kadar dönmüş olması gerekirdi.Sami was supposed to be back by then.
Tom'u bunu yapmasına ikna etmek için daha fazla zamana ihtiyacım var.I think I'll need more time to convince Tom to do that.