Fred her zaman yalan söylüyor.Fred is always telling lies.
Bay Brown her zaman yanında bir kitap taşır.Mr Brown always carries a book with him.
Tom masasını temizlemek için tam zamanında ofise gitmek istedi.Bill wanted to get to the office in good time to clean his desk.
Bill nadiren zamanında gelir.Bill is seldom ever on time.
Bill her zaman dürüsttür.Bill is honest all the time.
Bill her zaman dürüst.Bill is honest all the time.
Bill her zamanki gibi okula geç kalmıştı.Bill was late for school as usual.
Sadece Bill değil fakat aynı zamanda Mac da bilgisayarları çok sever.Not only Bill but also Mac is crazy about computers.
Ben yalnız olduğumda her zaman onu düşünürüm.I always think of him when I'm alone.
Her gerçeğin açıklanması uzun zaman aldı.The explanation of each fact took a long time.
Zor bir zaman geçirdim.I had a hard time.
Zor bir zaman geçireceksin.You'll have a hard time.
Koyunları besleme zamanıdır.It is time to feed the sheep.
Ekmek ve tereyağı benim her zamanki kahvaltımdır.Bread and butter is my usual breakfast.
Otobüs her zaman zamanında gelmez.The bus doesn't always come on time.
Otobüs ne zaman kalkıyor?What time does the bus leave?
Otobüsle giderseniz, yaklaşık olarak zamanın yaklaşık üçte birine oraya gidebilirsiniz.If you go by bus, you can get there in about one-third of the time.
Otobüsle gitmek çok zaman alacak mı sence?Do you think it will take long by bus?
Otobüs zaman alacaktır.The bus will take time.
Onları ilk olarak ne zaman gördünüz.When did you see them first?
Partiyi ne zaman yapalım?When shall we have the party?
The New York Times onun galerisini her zaman eleştirir.The New York Times reviews her gallery all the time.
New York ve Tokyo arasında doğrudan uçuşlar son zamanlarda başlamıştır.Direct flights between New York and Tokyo commenced recently.
Ben istasyona zamanında varabildim.I managed to get to the station on time.
Nancy asla zamanında varmaktan geri kalmaz.Nancy never fails to arrive on time.
Neden o her zaman oğlunu küçük düşürür?Why does he always run his son down?
Niçin? Çünkü Terry Tate her zaman acilen cevap verdi, nedeni odur.Why? Because Terry Tate always replied promptly, that's why.
Kaybolan zamanı telafi etmeliyiz.We must make up for lost time.
Doksan dokuz her zaman beni güldürür.Ninety-nine always makes me laugh.
Her zaman her türlü kitabı satın alıp okuyabilirsin.You can buy and read any kind of book at any time.
Her şeyin bir zamanı vardır.There is a time for everything.
Her şey için bir zaman vardır.There is a time for everything.
Spor her zaman ona doğal gelir.Sports always come naturally to him.
O hangi oyunu oynarsa oynasın her zaman kazanır.Whatever game he plays, he always wins.
O her zaman elbisesinin seçiminde istediği kadar zaman harcar.She always takes her time in choosing her dress.
Doların değeri son zamanlarda düştü.The value of the dollar has fallen recently.
Tom çoğu zaman sözünü tutmayı başaramaz.Tom often fails to keep his word.
Tom hiçbir zaman duruma hakim değildi.Tom was master of the situation in no time.
Ne zaman başım derde girse Tom yanımda olur.Tom stands by me whenever I am in trouble.
Tom her zaman burada olmalı.Tom should be here any minute.
Tom parayı elden çıkarmak için zaman kaybetmedi.Tom lost no time in parting with the money.
Lehçesinden dolayı, Tom her zaman John'la alay eder.Tom always makes fun of John because of his dialect.
Tom her zaman yaptığı her işi iyi yaptı.Tom has always done well in every job he has had.
Tom her zaman hatayı onda bulur.Tom always finds fault with her.
Tom her zaman bisikletini kirli bırakır.Tom always leaves his bicycle dirty.
Tom her zaman televizyon izliyor.Tom is always watching television.
Tom her zaman video oyunları oynuyor.Tom is always playing video games.
Sadece Tom değil aynı zamanda ben de çalışmak zorundayım.It's not just Tom that has to study. I have to study, too.
Sadece Tom'dan değil aynı zamanda karısından da ödünç para aldım.I borrowed money not only from Tom, but from his wife, too.
Herhangi acil durumda ona her zaman güvenebilirsin.You can always count on him in any emergency.
Tony o zaman meşgul değildi.Tony was not busy then.
Tony o zaman nerede oynuyordu?Where was Tony playing then?
Tony ne zaman çalışır?When does Tony study?
Uzun bir zamanımızı aldı ama sonunda onu bulabildik.It took us a long time, but finally we were able to find it.
Harika bir zaman geçirdim.I had a wonderful time.
Hangi yoldan giderseniz gidin, aynı zamanda götürecektir.Whichever way you take, it'll take you the same time.
bu arada, son zamanlarda onu gördün mü?By the way, have you seen him lately?
Bu arada, son zamanlarda ondan haber aldın mı?By the way, have you heard from him lately?
Bu arada, ne zaman oraya gideceksin?By the way, what time will you go there?
Aklıma gelmişken, o zamandan beri ondan haber aldın mı?By the way, have you heard from her since then?