Ana içeriğe geç
Sözlük

zaman ile cümle

zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bir tatil yapmamın zamanı geldi.It is time for me to take a vacation.
Çocukların yatma zamanı geldi de geçiyor.It's high time the children went to bed.
Bu saçmalığa bir son verme zamanın.It is time you put a stop to this nonsense.
Bu senin kalkman gereken zamandır.This is the time you should get up.
Eve gitmemizin zamanı geldi de,geçiyor.It's time we went home.
Yaklaşık kalkma zamanı.It's about time you got up.
Yatmanın zamanı geldi de geçti bile. Radyoyu kapat.It is time you went to bed. Turn off the radio.
Okula gitmenin zamanı geldi de geçti bile, değil mi?It's high time you left for school, isn't it?
TV izlemeyi bırakmanın zamanı geldi de geçti.It's about time you stopped watching television.
Neredeyse başlama zamanıdır.It's about time to start.
Neredeyse okula gitme zamanıdır.It's about time to go to school.
Şimdi iyi geceler demenin zamanıdır.Now it's time to say good night.
Hepimiz biliyoruz ki, Mendel zamanının ötesindeydi.We all know that Mendel was way ahead of his time.
Bazen zamanı tek başına harcar.May sometimes spends the time by herself.
Mary, her zaman erkek arkadaşının ödevlerini yapmasına yardımcı olur.Mary always assists her boyfriend in doing his assignments.
Mary her zaman yaptığı her şeyde başarılıydı.Mary has always been successful in everything she has done.
Mary her zaman iki sentini ayırmak zorundadır.Mary always has to put her two cents worth in.
Mary, her zaman günde iki saat çalışır.Mary always studies for two hours a day.
Mary'nin boşanmasını ne zaman öğrendiniz?When did you learn of Mary's divorce?
Kalbimde Mary için her zaman bir zaafım vardı.I have always had a soft spot in my heart for Mary.
Mary bu eteği ne zaman aldı?When was it that Mary bought this skirt?
Bir zamanlar, Bu köyde yaşlı bir adam varmış.Once upon a time, there was an old man in this village.
Ming o zaman Masao ile dans etmiyordu.Ming wasn't dancing with Masao then.
Hepsinin zamanında geleceğini umuyorum.I hope all of them will come in time.
Herkes bana her zaman onu soruyor.Everyone always asks me that.
Herkes her zaman Tony hakkında iyi konuşur.Everyone always speaks well of Tony.
Hokkaido Midori o zaman kayak yapıyor muydu?Was Midori skiing in Hokkaido then?
Maria her zaman bilgelik sözleri fısıldıyor.Maria always whispers words of wisdom.
Mayuko her zaman en iyisi istiyor.Mayuko always wants the best.
Max konuştuğu her zaman aynaya baktı.Max looked into the mirror all the time he was talking.
Başka bir zaman satranç oynayalım.Let's play chess another time.
Hâlâ bir sürü zamanımız kaldı.We still have plenty of time left.
Onu başka zaman yapalım.Let's do it another time.
Onu başka bir zaman yapalım.Let's make it some other time.
Hala yeterince zamanımız var.We still have plenty of time.
Hala bol zamanımız var.We still have plenty of time.
Çok zamanın var.You've got plenty of time.
Henüz zaman gelecek.The time is yet to come.
Her zaman.Any time.
Seni başka bir zaman arayacağım.I'll call you some other time.
Göz önünde bulundurmak zorunda olduğun ilk şey zamandır.The first thing you have to take into consideration is time.
Kötü bir gün için her zaman para biriktirmelisin.You should always save money for a rainy day.
Mike ona bir araba alması için her zaman babasını rahatsız ediyor.Mike is always nagging his father to buy him a car.
Mike her zaman sakin kalır.Mike always stays cool.
Evet, uzun bir zaman oldu.Yeah, it's been a long time.
Son karşılaştığımızdan beri oldukça uzun zaman oldu.It's been quite ages since we last met.
Saat ona yaklaştı. Yatmaya gitme zamanımız geçti bile.It's close to ten o'clock. It's about time we went to bed.
Bob o zaman bulaşıkları yıkıyordu.Bob was washing the dishes at that time.
Bob sadece gitar değil aynı zamanda flüt de çalar.Bob plays not only the guitar but also the flute.
Bob'ın zamanında gelip gelmeyeceğinden kuşkuluyum.I doubt if Bob will come on time.
Bob'un zamanında geleceğini sanmıyorum.I doubt if Bob will come on time.
Bob'un Japonya'ya ne zaman geldiğini bilmiyorum.I don't know when Bob came to Japan.
Otel hizmetçisi olarak yarı zamanlı bir işim vardı, ama onu pek sevmiyordum.I had a part-time job as a hotel maid, but I didn't like it very much.
Sana inanmıyorum. Her zaman yalan söylüyorsun.I don't believe you. You're always telling lies.
Dün sadece toplar değil aynı zamanda sopa da çalındı.Not only the balls; the bat was also stolen yesterday.
Havaalanına zamanında varacağımızı düşünüyor musun, Paul?Do you think we'll make it to the airport in time, Paul?
Helen odasını her zaman temiz tutar.Helen always keeps her room clean.
Helen her zaman kendi sınıfının zirvesindedir.Helen is always at the top of her class.
Betty her zaman istediğini alabildi.Betty always managed to get what she wanted.
Beth'in çiftlikteki zamanından hoşlanmadığına şaşırdım.I'm surprised that Beth didn't enjoy her time at the farm.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
zaman ile cümle - Sayfa 7 - zaman kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App