Ana içeriğe geç
Sözlük

zaman ile cümle

zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sizin için ne zaman uygundur?When is it convenient for you?
Ne zaman döneceksin?When will you be back?
Ne kadar harika bir zaman geçirdik!How wonderful a time we have had!
Benim için biraz zaman yaratabilir misin?Could you make time for me?
O bir şey istediği zaman "istiyorum" istemediği zaman "hayır" der.He says "want" when he wants something, and "no" when he does not.
Bir şey okuduğunda zaman oldukça çabuk geçecektir.Time will pass quite quickly when you read something.
Kötü bir işçi her zaman aletlerini suçlar.A bad workman always blames his tools.
Her zaman seveceğim sensin.It's you I'll always love.
Kralların ve kraliçelerin dünyada hüküm sürdüğü bir zaman vardı.There was a time when kings and queens reigned over the world.
Kralın söylediği her zaman mutlaktır.What the king says is always absolute.
Konuşmaya hazırlanmak için çok az zamanım vardı.I had little time to prepare the speech.
Erteleme zaman hırsızıdır.Procrastination is the thief of time.
İstasyon buradan yakın. Tren için zamanında olacaksın.The station is near here. You'll be in time for the train.
Biz, zamanında istasyona varmak istiyorsak acele etmeliyiz.We must hurry if we want to arrive at the station on time.
Duydum ki İngiliz insanlarla arkadaşlık kurmak zaman alıyor.I hear it takes time to make friends with the English people.
Film ne zaman başlar?When does the movie start?
Film ne zaman başlıyor?When does the movie start?
Dedikoduyla meşgul olacak zamanım yok.I have no time to engage in gossip.
Dedikodu ile meşgul olcak zamanım yokI have no time to engage in gossip.
Yağmurlu sezonun ne zaman biteceğini tahmin etmek mümkün değil.There is no telling when the rainy season will be over.
Her zaman yağmur yağıyor.It is raining all the time.
Ne zaman yağmur başladı?When did it begin to rain?
Yağmur ya da kar yağdığında her zaman botlarımı giyerim.I always wear boots when it rains or snows.
Her zamankinden daha kötü yağmur yağıyor.It is raining worse than ever.
Uzayda yolculuk yapabileceğimiz zaman geldi.The time has come when we can travel through space.
Her zaman sağdan gelen trafiğe yol ver.Always give way to traffic coming from the right.
Matbaacılık ne zaman icat edildi?When was printing invented?
Charles her zaman kolay yolu seçer.Charles always takes the line of least resistance.
Ben her zaman ilk olarak spor sayfasını okurum.I always read the sports page first.
Ne zaman en mutlusun?What time are you the happiest?
Sonunda en iyisini satın almak her zaman daha ucuzdur.It's always cheaper in the end to buy the best.
Bütün gece boyunca zaman zaman yağmur yağıyordu.It was raining on and off all night long.
Yılın bu zamanında bir sürü karımız var.We have a lot of snow at this time of the year.
Tüm gün şiddetli yağmur yağdı, bu zaman zarfında evde kaldım.It rained heavily all day, during which time I stayed indoors.
Bir zamanlar onu caddede gördüğümü hatırlıyorum.I remember seeing her once on the street.
Buradan ayrılırken zaman kaybetmemeliyiz.We should lose no time in leaving here.
Öncelikle, beş parasızım, ayrıca, zamanım yok.For one thing, I'm penniless; for another, I don't have the time.
Doktorlar her zaman uzun süre yaşamaz.Doctors do not always live long.
Doktor onu kurtarmak için zamanında geldi.The doctor arrived in time to save her.
Birinin ne zaman ölmesi gerektiğine bir doktorun karar vermesi doğru mu?Is it right for a doctor to decide when someone should die?
Yıprandıkları zaman giysilerinle ne yaparsın?What do you do with your clothes when they are worn out?
O zamandan beri arkadaşız.We've been friends ever since.
Biz o zamandan beri arkadaşız.We've been friends ever since.
Onu zaman zaman gördüm.I saw him at one time or another.
Seninle her zaman tanışmak istedim.I've always wanted to meet you.
Düşündüğüm gibi, yüklenici bugün daha fazla zaman isteyerek geri döndü.Just like I thought, the contractor came back today, begging for more time.
Adresi yanlış belirtilen mektup, ona hiçbir zaman ulaşmadı.Having been wrongly addressed, the letter never reached him.
El sıktığımız zaman göz göze gelmeliyiz.Our eyes should meet when we shake hands.
Zamanında gelmemizi söyledi.He told us to come on time.
Hepimiz şimdiki zamanın yanı sıra geçmişle ve gelecekle bağlandık.All of us are connected with the past and the future as well as the present.
Hızlı sürerek kaybedilen zamanı telafi etmeliyim.I must make up for lost time by driving fast.
Oraya zamanında varabildim.I managed to get there in time.
Ne zaman bu fotoğrafa baksam, babamı hatırlıyorum.Each time I see this picture, I remember my father.
Seni gördüğümde bana her zaman erkek kardeşimi hatırlatıyorsun.When I see you, you always remind me of my brother.
Okula her zaman yürürüm.I always walk to school.
Her zamankinden daha geç yatmaya gittim.I went to bed later than usual.
Ben her zaman mutlu değildim.I wasn't always happy.
Televizyon izlemek için zamanım yok.I have no time to watch TV.
Zamanında oraya ulaşmak için bir taksiye bindik.We took a taxi so as to reach there on time.
Londra'ya ne zaman vardınız?When did you get to London?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod