Ana içeriğe geç
Sözlük

zaman ile cümle

zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O zamanında geldi.He arrived in time.
O, zaman zaman beni ziyaret etti.He occasionally visited me.
O zaman zaman bana yazdı.He wrote to me from time to time.
O zaman zaman iş gezilerinin dışında çok seyahat etmez.He doesn't travel much apart from occasional business trips.
Evinin yandığını gördüğü zaman, şuurunu kaybetti.He lost his reason when he saw his house burn down.
O her zaman karısına karşı doğru olduğunu söylüyor.He says he has always been true to his wife.
Tüm zamanını tarih çalışmalarına adadı.He devoted all his time to the study of history.
Her zaman odasının küçük olmasından yakınır.He is always complaining of his room being small.
O, kayıp zamanı telafi etmek için acele etti.He hurried on to make up for lost time.
O her zaman kızların peşinde.He's always chasing girls.
O ne zaman Tokyo'ya gelse bizimle kalır.Whenever he comes up to Tokyo, he stays with us.
Her zaman patronunu şikâyet ediyor.He is always complaining about his boss.
O her zaman insanların tarafındaydı.He was always on the people's side.
Durumu fark etmek onun biraz zamanını aldı.It took him a while to realize the situation.
O, son zamanlarda jipini yeni bir Mersedesle değiştirdi.He recently traded in his jeep for a new Mercedes.
İnsanlar ona karşı geldiği zaman o sinirlenmek eğilimindedir.He tends to get angry when people oppose him.
İnsanlar çoşkuluyken, o her zaman uzak durur.He always stands off when people are enthusiastic.
O dürüst bir adam ve her zaman öyle kalacak.He is an honest man and will always remain so.
O, her zaman bana karşı naziktir.He's always been kind to me.
Bana bir zamanlar nasıl bir zengin adam olduğunu anlattı.He told me how he had once been a rich man.
Başkaları hakkında her zaman kötü şeyler söylüyor.He is always saying bad things about others.
O, her zamanki kadar geveze.He is as talkative as ever.
O, onun her zamanki hali.He is his usual self.
O her zamanki kadar tembel.He is as lazy as ever.
O her zamanki kadar çok çalışıyor fakat fakir kalıyor.He works as hard as ever, but he remains poor.
Onlar her zamanki kadari çok çalışırlar.They work as hard as ever.
Her zamanki gibi, o bir sulu gözlüdür.He's a crybaby, just like always.
O, her zamanki gibi genç görünüyor.He looks as young as ever.
Her zamanki kadar nazik.He is as kind as ever.
Her zamanki kadar zavallı.He is as poor as ever.
O her zaman fakir kaldı.He always remained poor.
O, her zamanki gibi fakir görünüyor.He looks as poor as ever.
O her zamanki kadar meşgul.He is as busy as ever.
O her zamanki kadar meşgul görünüyor.He seems as busy as ever.
Okula koştu, zamanında vardı.He ran to school, arriving in time.
Hızlı koşarak kaybolan zamanı telafi etti.He made up for lost time by running fast.
O, zamanında oraya varabildi.He managed to get there in time.
Oraya zamanında varmak için bir taksiye bindi.He took a taxi to get there in time.
O, her zamanki ücretin iki katını ödedi.He paid double the usual fare.
O zamanında gelmeyi başaramadı.He failed to come on time.
O, düştüğü zaman yaralandı.He got hurt when he fell down.
Onun kızgın olduğu zaman ayağa kalkma alışkanlığı vardır.He has the habit of standing up when he is angry.
Her ne zaman kızsa, bozuk dil kullanır.He uses foul language whenever he gets angry.
Kızgın olduğunda her zaman bana bağırıyor.He always yells at me when he is angry.
Kitabı bitirdiği zaman bana ödünç vereceğini söylüyor.He says that he will lend me the book when he is done with it.
Okumak için yeterli zamanı olmadığından yakındı.He complains of not having enough time to read.
Her zaman Japonca eğitimi almak istedi.He always wanted to study Japanese.
O, Pazar günleri her zaman evde kalır.He's always at home on Sundays.
Pazar günleri her zaman evde değildir.He's not always at home on Sundays.
O yaşlanıyor ama her zamanki kadar sağlıklı.He is getting old, but he is as healthy as ever.
O her zaman rakipleri tarafından yapılan hatalardan yararlanır.He always takes advantage of the mistakes made by his rivals.
O, onların zamanında gelmesi gerektiğini vurguladı.He stressed that they must arrive punctually.
Yorgun olduğu için her zamankinden daha erken döndü.Since he was tired, he turned in earlier than usual.
O her zaman ön sırada bir koltuk aldı.He always took a seat in the front row.
O hiçbir zaman babasının söylediklerini önemsemez.He never takes any notice of what his father says.
O meşguldü, ama bana şehri gezdirmek için zaman ayırdı.He was busy, but he took the time to show me around the city.
O her zaman kitlelerden uzak duruyor.He always stands aloof from the masses.
O on yıl önce İtalya'ya gitti ve o zamandan beri orada yaşıyor.He went to Italy ten years ago and has lived there ever since.
Bir randevuya her zaman zamanında varır.He is always on time for an appointment.
Randevuya zamanında geldi.He was in time for the appointment.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod