Ana içeriğe geç
Sözlük

zaman ile cümle

zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
O, o zaman on yaşında bir çocuktu.He was then a boy of ten.
O, o zaman üniversiteyi yeni bitirmiş.He was then fresh from college.
O, o zaman yorgundu.He was tired then.
O, o zaman yorgun görünüyordu.He looked tired then.
O, o zaman bir kitap okuyordu.He was reading a book at that time.
Okula tam zamanında vardı.He got to school just in time.
O, son tren için tam zamanında geldi.He was just in time for the last train.
O her zaman siyah gözlük takar.He always wears dark glasses.
O zaman zaman bize uğradı.He dropped in on us from time to time.
O, zaman zaman dedektif hikayeleri okur.He reads detective stories on occasion.
Kart oynamak için zamanı yok.He doesn't have the time to play cards.
Partide harika bir zaman geçirdiğini sözlerine ekledi.He added that he had a wonderful time at the party.
O sadece bir motosiklete değil fakat aynı zamanda bir arabaya da sahip.He's got not only a motorbike but also a car.
Onun okula gitme zamanı geçti.It is time he went to school.
O yaşamak için uzun zamanı olmadığını çok iyi biliyordu.He knew full well that he didn't have long to live.
O zaman içerisinde gerçekleri öğrenecek.He will learn the facts in the course of time.
O zamanla başarılı olacak.He'll succeed in time.
O sadece İngilizce değil aynı zamanda Fransızca da konuşur.He can speak not only English but also French.
O sadece İngilizce değil aynı zamanda Almanca da konuşabilir.He can speak not only English but also German.
O sadece İngilizce değil fakat aynı zamanda Almanca da konuşur.He can speak not only English but also German.
O okula zamanında geldi.He was in time for school.
Kaybedilen zamanı telafi etmeye çalıştı.He tried to make up for lost time.
O her zaman karısına sadık idi.He was always faithful to his wife.
O karar vermek için uzun bir zaman ayırdığından dolayı bir üne sahiptir.He has a reputation for taking a long time to make up his mind.
Son zamanlarda kendini içkiye verdi.He has taken to drinking recently.
O ne zaman başı derde girse kız kardeşinin yardımına sığınır.When he is in trouble, he always turns to his sister for help.
O her zaman başı dertte olan insanlara yardım etmeye hazırdı.He was always ready to help people in trouble.
İş onun zamanının çoğunu tüketir.Work absorbs most of his time.
Ne zaman başım derde girse yanımda oldu.He stood by me whenever I was in trouble.
Bana kitap okuyacak zamanı olmadığını söyledi.He told me that he had no time to read books.
Her zaman odasının küçük olmasından yakınır.He is always complaining of his room being small.
O ne zaman Tokyo'ya gelse bizimle kalır.Whenever he comes up to Tokyo, he stays with us.
O, son zamanlarda jipini yeni bir Mersedesle değiştirdi.He recently traded in his jeep for a new Mercedes.
İnsanlar ona karşı geldiği zaman o sinirlenmek eğilimindedir.He tends to get angry when people oppose him.
İnsanlar çoşkuluyken, o her zaman uzak durur.He always stands off when people are enthusiastic.
O, her zamanki ücretin iki katını ödedi.He paid double the usual fare.
O zamanında gelmeyi başaramadı.He failed to come on time.
Her ne zaman kızsa, bozuk dil kullanır.He uses foul language whenever he gets angry.
Kızgın olduğunda her zaman bana bağırıyor.He always yells at me when he is angry.
Yorgun olduğu için her zamankinden daha erken döndü.Since he was tired, he turned in earlier than usual.
O hiçbir zaman babasının söylediklerini önemsemez.He never takes any notice of what his father says.
O on yıl önce İtalya'ya gitti ve o zamandan beri orada yaşıyor.He went to Italy ten years ago and has lived there ever since.
Bir randevuya her zaman zamanında varır.He is always on time for an appointment.
Randevuya zamanında geldi.He was in time for the appointment.
O her zaman sözlerini yerine getirir.He always fulfills his promises.
Onların büyük gününün ne zaman olduğunu onlara sormak istiyorum.I want to ask them when their big day is.
Onlar hasta adamı hastaneye götürmede hiç zaman kaybetmedi.They lost no time in getting the sick man to a hospital.
Onlar tam zamanında vardılar.They were just in time.
Onlar birlikte güzel bir zaman geçirdiler.They had a lovely time together.
Onlar kart oynayarak zaman geçirdiler.They killed time playing cards.
Köprüyü yapmayı zamanında bitirdiler.They finished building the bridge on time.
Onlar zaman zaman bizi ziyaret ederler.They visit us from time to time.
Onlar yorgun olduğu için her zamankinden daha erken döndüler.Since they were tired, they turned in earlier than usual.
Onun zamanında geleceğine dair küçük bir umut var.There is little hope that she will come on time.
Nobel ödülünü kazandıktan sonra her zamanki kadar mütevazı kaldı.After winning the Nobel prize, she remained as modest as ever.
O, pencereyi ne zaman kırdı?When did she break the window?
O, her zaman emirler veren biri olmak zorunda.She always has to be the one giving orders.
O, her zaman sözünü tutar.She always keeps her word.
O her zaman altıda kalkar.She always gets up at six.
Her zaman büyükannesini yürüyüşe götürür.She always takes her grandmother for a walk.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod