Ana içeriğe geç
Sözlük

zaman ile cümle

zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O her zaman biriyle uyuşmazlık içinde gibi görünüyor.He seems to be always in conflict with someone.
O her zaman geç gelmez.He doesn't always come late.
O her zaman geç kalmaz.He is not always late.
O her zaman sabahtan akşama kadar çalışıyor.He is always working from morning till night.
O her zaman hayvanlara karşı naziktir.He is always kind to animals.
O her zaman aynı şeyi söylüyor.He always says the same thing.
O her zaman iş arkadaşlarından izole edilmiştir.He is always isolated from his fellow workers.
O her zaman okuyor.He is always reading.
O onunla her zaman fısıldayarak konuşuyor.He is always speaking to her in whisper.
O, her zaman onun yanında yer alır.He always takes sides with her.
O, her zaman onun hakkında iyi konuşur.He always speaks well of her.
Fakir insanlara karşı her zaman cömerttir.He is always generous to poor people.
Her zaman imkansızı yapmaya çalışıyor.He is always trying to do the impossible.
O her zaman şikâyet ediyor.He is always complaining.
O her zaman onun arkasından babasının hakkında kötü konuşuyor.He always speaks ill of his father behind his back.
O, her zaman odasını temiz tutar.He always keeps his room clean.
O her zaman çalışıyor.He is always studying.
O her zaman şeyleri unutur.He is always forgetting things.
O her zaman meşgul.He is busy all the time.
O her zaman aktif.He is always on the go.
O her zaman gerçeği söyler.He always tells the truth.
O her zaman mizah dergileri okuyor.He's always reading comics.
Her zaman geleceğe bakıyor.He is always looking to the future.
O her zaman uyurken pencereyi açık bırakır.He always leaves the window open while he sleeps.
Kızı hakkında her zaman endişeleniyor.He's always worrying about his daughter.
O her zaman şöhret peşinde koşuyor.He is always going after fame.
O her zaman neşelidir.He is always cheerful.
O, her zaman gece geç saatlere kadar uyanık kalır.He always sits up late at night.
O her zaman sözünü tutar.He always keeps his word.
O, her zaman övgü bekliyor.He is always looking for praise.
O, her zaman sakindir.He is always cool.
O, Avrupaya ne zaman gitti?When did he go to Europe?
Ne zaman eve gidecek?When will he go home?
Seni görmeye ne zaman geldi?When did he come over to see you?
Ne zaman geri döndü?When did he get back?
O, ne zaman döneceğini belirtmedi.He didn't specify when he would return.
O, Kyoto'ya ne zaman gitti.When did he get to Kyoto?
O ne zaman bir yetişkin oldu?When did he come of age?
Osaka'dan ne zaman geri döndü?When did he come back from Osaka?
O, Osaka'dan ne zaman döndü?When did he return from Osaka?
O, ne zaman hastalandı?When did he fall ill?
O ne zaman meşgul olacak?When will he be busy?
Ne zaman geri dönmesi bekleniliyor?When is he expected back?
Seyahatinden ne zaman dönecek?When does he get back from his trip?
O, en güzel zamanında öldürüldü.He was cut down in his prime.
Ne zaman başım derde girse yanımda oldu.He stood by me whenever I was in trouble.
Zamanını iyi kullanmayı biliyor.He knows how to make good use of his time.
Onların zamanını aldığı için onlardan özür diledi.He apologized to them for taking up their time.
Zamanını boşa harcadığı için pişman.He regrets having wasted his time.
Boşa zaman kaybını onaylamadı.He didn't approve of wasting time.
O sadece zaman öldürüyor.He is just killing time.
O zamanında geldi.He arrived in time.
Bana bir zamanlar nasıl bir zengin adam olduğunu anlattı.He told me how he had once been a rich man.
Başkaları hakkında her zaman kötü şeyler söylüyor.He is always saying bad things about others.
Kitabı bitirdiği zaman bana ödünç vereceğini söylüyor.He says that he will lend me the book when he is done with it.
Okumak için yeterli zamanı olmadığından yakındı.He complains of not having enough time to read.
O meşguldü, ama bana şehri gezdirmek için zaman ayırdı.He was busy, but he took the time to show me around the city.
Tren için zamanında varacak.He will be in time for the train.
Trene zamanında yetişmek için acele etti.He hurried so as to be in time for the train.
Trene zamanında yetişmek için elinden geleni yaptı.He did his best to be in time for the train.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod