O ,emekli olduğu zaman iş arkadaşı ona bir hediye aldı.His colleagues gave him a present when he retired.
O içeri girdi ve aynı zamanda zil çaldı.He came in, and at the same time the bell rang.
Her zaman olduğu gibi, geç geldi.He came late, as is often the case with him.
Çoğu zaman olduğu gibi, o derse geç kalmıştı.As is often the case with him, he was late for class.
Her zaman onun tarafını tutma.Don't always take sides with him.
Yeni romanı ne zaman çıkacak.When will his new novel come out?
Onun zamanında müdahelesi salgını engelledi.His prompt action prevented an epidemic.
O, onlara harika zaman geçirdiğini söyledi.He told them that he had had a wonderful time.
O, "Arabam her zaman bozuluyor." dedi.He said, "My car is always breaking down."
O her zaman aptal sorular soruyor.He's always asking silly questions.
O her zaman notlar alır.He always takes notes.
O, her zaman iyi oynar.He always plays well.
O, her zaman bir fırıldak çevirir.He is always up to no good.
O, her zamankinden daha erken kalktı.He got up earlier than usual.
O, her zamankinden daha erken geldi.He arrived earlier than usual.
O, eve her zamankinden daha geç geldi.He came home later than usual.
O, her zamankinden daha çok çalıştı.He worked harder than ever.
O, her zaman bir tüfek ile yürür.He always walks with a rifle.
O her zaman bir kelimeyi çok fazla söyler.He always says one word too many.
O her zaman çok çalışır.He always studies hard.
O her zaman çok çalışıyor.He always works hard.
O, her zaman karısının görüşlerine değer verir.He always values his wife's opinions.
O, her zaman kendini müziğe adadı.He has always devoted himself to music.
Her zaman yaptığı işte istediği kadar zaman harcar.He always takes his time in everything he does.
O, her zaman kendi bildiğini okumaya çalışır.He always tries to have his own way.
O, her zaman okula geç kalır.He is always late for school.
O, her zaman okul kravatını takar.He always wears his school tie.
O her zaman paraya sıkışıktır.He is always pressed for money.
O her zaman hayal kuruyor.He is always day-dreaming.
O, her zaman size bakıyor.He's always looking at you.
O, Pazartesi günleri her zaman evdedir.He is always at home on Mondays.
Her zaman nakit sıkıntısı çekiyor.He's always running short of cash.
Sabahları her zaman ofiste değildir.He is not always in the office in the morning.
O her zaman halka açık bir toplantıya sesleniyor gibi konuşur.He always talks as though he were addressing a public meeting.
O her zaman mutludur.He is always happy.
O her zaman küçük şeyler hakkında kendini rahatsız eder.He always troubles himself about minor things.
O, her zaman şemsiyesini kaybediyor.He is always losing his umbrella.
O her zaman eseri ile zamanın gerisinde.He is always behind time with his work.
O, çalışırken her zaman mırıldanır.He always hums while working.
Her zaman işlerini yarım bırakır.He always leaves his work half done.
O her zaman bize bir şey söylemeye çalışıyor.He's always trying to say something to us.
Her zaman konuşmamızı kesiyor.He's always breaking into our conversation.
O, her zaman benimledir.He is always with me.
O, her zaman bana karşı cana yakındır.He is always friendly to me.
O bana her zaman alaycı uyarılar yapar.He always makes cynical remarks to me.
O her zaman benimle ilgili hata buluyor.He is always finding fault with me.
O her zaman işleri yapma tarzım hakkında şikayet ediyor.He is always complaining about the way I do things.
O beni her zaman yemek partilerine davet etti.He always invited me to his dinner parties.
O her zaman beni aptal yerine koyuyor.He is always making a fool of me.
Beni her zaman kız kardeşimle karıştırır.He always mistakes me for my sister.
O her zaman dakiktir.He is always punctual.
Her zaman niyetleri hakkında muğlak.He is always vague about his intentions.
O, her zaman başarılarıyla övünüyor.He is always boasting of his achievements.
O her zaman kendini ön planda tutar.He always puts himself first.
O, zaman sınıfa geç kalır.He's always late for class.
O, her zaman mümkün olduğunca geç saatlere kadar yatakta kalır.He always stays in bed as late as he can.
O her zaman patronuyla anlaşmazlık içinde.He is always at odds with his boss.
O her zaman şaka yapıyor.He is always joking.
O her zaman yemeklerden şikayetçi oluyor.He's always complaining about the food.
O her zaman yapmadan önce bir şeyi dikkatlice planlar.He always plans a thing out carefully before he does it.