Ana içeriğe geç
Sözlük

zaman ile cümle

zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Zaman geçip gidiyor.Time flies.
Zaman çabucak geçiyor.Time passes by quickly.
Zaman bütün yaraları iyileştirir.Time heals all wounds.
Zaman her şeyin ilacıdır.Time heals all wounds.
Zaman tüm kırık kalpleri iyileştirir.Time heals all broken hearts.
Zaman en iyi ilaçtır.Time heals all broken hearts.
Zaman tüm yaraları iyileştirir.Time heals all broken hearts.
Zaman hızla geçti ve iş hiç ilerlemedi.Time passed rapidly and the work didn't advance at all.
Zaman en güçlü kederi yumuşatır.Time tames the strongest grief.
Zaman büyük bir şifacıdır.Time is the great healer.
Zaman yalanın yanı sıra gerçeği de ortaya koyar.Time reveals truth as well as falsehood.
İnsan paranın zaman olduğunu akılda tutmalıdır.One should bear in mind that time is money.
Zamanın para olduğunu söylemeye gerek yok.It goes without saying that time is money.
Eski bir atasözü zamanın nakit olduğunu söylüyor.An old proverb says that time is money.
Zaman çok hızlı geçer.Time goes very swiftly.
Zaman, dostluğu güçlendirir, sevgiyi zayıflatır.Time, which strengthens friendship, weakens love.
Onu yapmada zaman kaybetmedim.I lost no time in doing it.
Eğer zamanınız varsa, ara sıra birkaç satır yaz.If you have time, drop me a line now and then.
Eğer zamanınız olursa beni görmeye gelin.Come and see me if you have any time.
Zamanım olursa, uğrarım.If I have time, I'll drop in.
Zamanın olursa lütfen uğra.Please come over if you have time.
Zaman kısa, ŞİMDİ hareket etmeliyiz.Time is short, we must act NOW.
Zamanın varsa, geçerken galeriye uğrasan iyi olur.Better drop by his gallery if you have time.
Zamanım olursa, yaparım.If I get time, I will.
Zaman geçerken, insanlar konuyla gittikçe daha az ilgilendiler.As time went on, people grew less and less concerned about the matter.
Zaman geçtikçe, umutlarımız battı.As time went on, our hopes sank.
Zamanla ilgili hiç not almadım.I took no note of the time.
Zaman hızla geçti.Time went quickly.
O kadar az zamanım vardı ki öğle yemeğini aceleyle yemek zorunda kaldım.I had so little time that I had to eat lunch in a hurry.
Son otobüsü yakalamak için yeterince zaman yoktu.Not enough time to catch the last bus.
Ben zaman için sıkıştım.I am pressed for time.
Zaman boşa geçiyor.Time is wasting.
Yeterli zamanım olsaydı, Londra'nın daha çok kısmını görebilirdim.If I had had enough time, I could have seen more of London.
Zamanımız bitti ve röportajı kısa kesmek zorunda kaldım.We ran out of time and had to cut short the interview.
Zaman kısa ve programdan bazı konuşmaları çıkarmalıyız.Time is short and we must omit some of the speeches from the program.
Çok zamanım yoktu bu yüzden makaleye sadece göz gezdirdim.I didn't have much time so I just skimmed through the article.
Zaman tükeniyor.Time is running out.
Zaman bitiyor.Time is running out.
Zamanımız bitti, bu yüzden sunumumuzu kısa kesmek zorunda kaldık.We ran out of time, so we had to cut our presentation short.
Ben zaman öldürmek için bir dergi okudum.I read a magazine to kill time.
Bazıları zaman geçirmek için kitaplar okurlar.Some read books to kill time.
Zaman doldu. Kağıtlarını teslim et.Time is up. Hand in your papers.
Zaman ilerler.Time runs on.
Tam zamanında geldin.You're just on time.
Ben zamanında orada olduğum için şanslıydım.I was lucky to be there on time.
O, zamanında varmak için koştu.He ran, so as to arrive on time.
Hangisi daha değerlidir, para mı yoksa zaman mı ?Which is more valuable, time or money?
Zaman ve para kaybı inanılmaz.The waste of time and money is incredible.
Zamanını ve paranı ziyan etme.Don't waste your time and money.
Zamanını ve paranı boşa harcama.Don't waste your time and money.
Zamanın olursa beni görmeye gel.Come and see me when you have time.
Ben zamandan emin olmak istiyorum.I'd like to make sure of the time.
Zamanın ölçüsü nedir?What are the measures of time?
Onunla çıkarak zamanımın yarısını harcarım.I spend half my time going out with her.
Zamanını boşa harcıyorsun.You're wasting your time.
Ayıracak çok zamanın var mı?Do you have much time to spare?
Ayıracak çok zamanı olmadığı için, taksiye bindi.Since there wasn't much time to spare, she took a taxi.
Zaman size kalmış.The time is up to you.
Her türlü zamanımız var.We have all kinds of time.
Bol zamanım var, ama yeterli param yok.I have plenty of time, but not enough money.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
zaman ile cümle - Sayfa 29 - zaman kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App