Ana içeriğe geç
Sözlük

zaman ile cümle

zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ne zaman hastalanacağımızı söylemek imkansız.There is no telling when we will fall ill.
İhtiyacımız olan her şeye sahibiz; para, zaman ve beyin.We have everything we need: money, time, and brains.
Hiçbirimiz zamanında limana varamadık.None of us could arrive at the harbor on time.
Biz okuldan sonra her zaman birçok şey hakkında konuştuk.We always talked about a lot of things after school.
Gelmememiz söylendiği zaman, gitmek için daha da istekli oluruz.When we are told not to come, we become all the more eager to go.
Biz bir zamanlar gençtik, değil mi, Linda?We were young once, weren't we, Linda?
Zaman en değerli şeydir.Time is the most precious thing.
Zaman hepsinin en değerlisidir.Time is the most precious thing of all.
Zaman, çalışma, eğlence, ve eğitim için ayrılmıştır.Time is allotted for work, recreation, and study.
Yeteri kadar zamanım vardı, bu yüzden acele etmeme gerek yoktu.I had enough time, so I didn't need to hurry.
Bizim yeterince zamanımız var.We have enough time.
Zamanın öfkenin ilacı olduğu gerçekten söylenilmektedir.It is truly said that time is anger's medicine.
Hiçbir şey zaman kadar değerli değildir.Nothing is so precious as time.
Genellikle hiçbir şeyin zamandan daha değerli olmadığın söylenilir.It is often said that nothing is more precious than time.
Hiçbir şey zamandan daha önemli değildir.Nothing is more important than time.
Biz zamanında eve varamayacağız.We won't be able to arrive home in time.
Zamanında varma olasılığımız var mı?Are we likely to arrive in time?
Biz zamanında limana varamayacağız. Kestirmeden gidelim.We won't be able to arrive at the harbor in time. Let's take a shortcut.
Zamanınızı iyi kullanın.Make good use of your time.
Zamanını iyi kullan.Make good use of your time.
Ona zaman ayırın.Take your time over it.
Düşünmek için zaman ayırın.Take the time to reflect.
Bana zaman verin.Give me time.
Zaman geçiriyorum.I'm killing time.
Zamanı boşa harcamayı bırakalım ve bu işe devam edelim.Let's stop wasting time and get on with this work.
Zamanımızı akıllıca kullanalım.Let's make use of our time wisely.
Zamandan tasarruf etmek için bir bilgisayar kullandım.I used a computer in order to save time.
Zamanı çok önemsemelisin.You must make much of time.
Zaman tasarrufu yapalım.Let's economize on time.
Zaman israf etmeyelim.Let's not waste time.
Zamanı boşa harcamamak için dikkatli olmalısın.You must be careful not to waste time.
Zamanı boşa harcamamak için acele edelim.Let's hurry so as not to waste time.
O, zamanını boşa harcar.He idles away his time.
Zamanını boşa harcaman iyi değildir.Idling away your time is not good.
Zamanı israf etmeyin.Don't waste time.
Son tren için tam zamanında vardık.We are just in time for the last train.
Keşke dışarı çıktığın zaman kapıyı kapatsan.I wish you would shut the door when you go out.
Ayrılma zamanıydı.It was time to leave.
Ben hâlâ bir fincan daha kahve için zamanımın olduğunu düşünüyorum.I think I still have time for another cup of coffee.
İşimden dolayı her zaman kravat takmak zorundayım.I always have to wear a tie because of my job.
Gelecekte ne olacağını hiçbir zaman söyleyemezsin.You never can tell what will happen in the future.
Çocuk göle taşlar fırlatarak zaman geçirdiThe boy passed the time by flinging stones into the lake.
Ayrıntılı olarak açıklamak için zaman yok.There isn't time to explain in detail.
Her zaman babana uy.Always obey your father.
Her zaman babana itaat et.Always obey your father.
Her zaman elinden geleni yapmalısın.You should always do your best.
Ben her zaman aç hissediyorum.I always feel hungry.
Konuşmadan önce her zaman düşünmelisin.You should always think before you speak.
Her zaman doğru olanı yapmalısın.You must always do what is right.
Her zaman doğru olanı yap.Always do what is right.
Gazeteciye göre, bu, hayatı zaman harcamaya değer yapar.According to the newspaperman, it makes life worthwhile, doesn't it?
Mariko sadece İngilizce değil aynı zamanda Almanca eğitimi de aldı.Mariko studied not only English but also German.
Bir beyefendi diğerlerine karşı her zaman kibardır.A gentleman is always kind to others.
Ebeveynler her zaman çocuklarının geleceği hakkında endişeli.Parents are always worried about the future of their children.
Para her zaman insan ilişkilerinde çok önemli sayılmaz.Money doesn't always count for much in human relationships.
İnsanların her zaman olduğundan daha çok boş zamanı var.People have more leisure than they have ever had.
Bir zamanlar insanlar dünyanın düz olduğuna inanırdı.People once believed the world was flat.
Yaşamın en iyi zamanı genç olduğun zamandır.The best time of life is when you are young.
Yaşamın en iyi zamanı genç olduğumuz zamandır.The best time of life is when we are young.
Hayat çoğu zaman bir dağa tırmanmakla karşılaştırılmıştır.Life has often been compared to climbing a mountain.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod