Ben her zaman orta hızda araba sürerim.I always drive at a moderate speed.
Her zaman hafifçe giyinirim.I dress lightly all the time.
Ben her zaman ona boyun eğmek zorundayım.I always have to give in to him.
Her zaman onun makalesini okumaya meraklıyım.I'm always interested in reading his column.
Ben her zaman meşgulüm.I'm busy all the time.
Ben her zaman isimleri hatırlamada sorun yaşarım.I always have trouble remembering names.
Her zaman biraz erken gelirim.I always arrive a little ahead of time.
Ben her zaman sözümü tuttum.I have always kept my word.
Her zaman sözümü tutarım.I always keep a promise.
Ben akşam yemeğinden sonra her zaman bir saat dinlenirim.I always rest for an hour after dinner.
Her zaman bir saat takarım böylece saatin kaç olduğunu bilirim.I always wear a watch so I know what time it is.
Büyüdüğüm zaman bir pilot olmak istiyorum.I want to be a pilot when I grow up.
Para yerine zaman istiyorum.I want time instead of money.
Bir zamanlar o hikayeyi duydum.I heard that story once.
Ben bir zamanlar Roma'da yaşadım.I once lived in Rome.
Bir zamanlar şampiyonluk için ona rakiptim.I once rivaled him for the championship.
Kanada'da muhteşem zaman geçiriyorum.I'm having a great time in Canada.
Sadece klasik müziği değil aynı zamanda jazzı da severim.I like not only classical music but also jazz.
Ben, dün hiç zaman kaybetmeden teyzemi hastanede ziyaret ettim.I lost no time in visiting my aunt in the hospital yesterday.
Seni en kısa zamanda tekrar görmek için sabırsızlanıyorum.I am looking forward to seeing you again soon.
Çok uzun zaman önce Paris'i ziyaret ettim.I visited Paris long ago.
Uzun zaman önce Kyoto'yu ziyaret ettim.I visited Kyoto long ago.
Bir zamanlar oradaydım.I've been there once.
O zaman havuzda yüzüyordum.I was swimming in the pool at that time.
O zaman istasyona doğru yürüyordum.I was walking to the station then.
O zaman tam evden çıkıyordum.I was just leaving home then.
O zaman otobüs bekliyordum.I was waiting for the bus at that time.
Ben, o filmi uzun zaman önce izledim.I have seen that film long ago.
Her zaman buradaydım.I was here all the time.
Ben o zaman odamı temizliyordum.I was cleaning my room for that time.
O zamanda televizyon seyrediyordum.I was watching TV then.
O zaman evden ayrılmak üzereydim.I was about to leave the house then.
O zaman kadar o tür bir balık hiç görmemiştim.I had never seen that kind of fish until then.
O zamandan önce onu asla görmedim.I had never seen her before that time.
O zamandan önce onunla birçok kez karşılaştım.I had met her many times before then.
Ben o zaman ev ödevimi yapıyordum.I was doing my homework then.
O zaman eğitim görmüyordum.I was not studying then.
O zaman bir kitap okuyordum.I was reading a book then.
O zaman akşam yemeği yiyordum.I was eating dinner then.
Belgeye bakmak üç saatten fazla zamanımı alacaktır.It will take me more than three hours to look over the document.
Ben o zaman sadece yedi yaşında bir kızdım.I was only a seven-year-old girl at that time.
Onu yapmak için çok zamanım var.I have plenty of time to do that.
O zamandan beri onunla ilgileniyorum.I have been taking care of him ever since.
Böyle bir şey yapmanın zaman harcamaya değeceğini sanmıyorum.I don't think it worthwhile doing such a thing.
Ben her zaman yatmadan önce banyo yaparım.I always take a bath before going to bed.
Sorunu büyümeden halletmeyi zaman içerisinde öğreneceksiniz.You'll learn in time that a stitch in time saves nine.
Akşam yemeği için zamanında geldim.I was on time for dinner.
Mümkün olan en kısa zamanda onunla konuşacağım.I'll talk to him at the earliest possible moment.
TV izlemek için hiç zamanım yok.I don't have any time to watch TV.
Zaman zaman depresyona girerim.I get depressed at times.
Ben çok zor bir zaman geçiriyorum.I am having a very hard time.
O kadar meşgulüm ki ayıracak zamanım yok.I am so busy that I have no time to spare.
Tom'un Japonya'dan ne zaman ayrılacağını bilmiyorum.I don't know when Tom will leave Japan.
Bir bulmacayı birleştirmeye çalışarak zaman harcamayı seviyorum.I love to spend time trying to put together a puzzle.
Kötü şekilde üşüttüğüm için, her zamankinden daha önce yatmaya gittim.Because I had a bad cold, I went to bed earlier than usual.
Bob'un ne zaman Japonya'ya geldiğini bilmiyordum.I didn't know when Bob had come to Japan.
Size daha iyi bir zaman gösterebilirim.I can show you a better time.
Ben ders için tam zamanında geldim.I was just in time for class.
Zamanımı radyo dinleyerek geçirdim.I spent my time listening to the radio.
Her zamankinden daha çok zamanım, ve daha az param var.I have more time, and less money than ever.