Anne'nin ne zaman geleceğini merak ediyorum.I wonder when Anne will come.
Ann odasını her zaman temiz tutar.Ann always keeps her room clean.
Böyle kısa bir zamanda bir mili koşmak için, iyi bir atlet olmalısın.You must be a good athlete to have run a mile in such a short time.
Angola bir zamanlar bir Portekiz bölgesiydi.Angola was once a Portuguese territory.
O zamandan beri bir dizi talihsizlikler yaşadım.I have had a series of misfortunes since then.
Amerika'ya gitmek için zamanım yok.I have no time to go to America.
Amerika İngiltere'den ne zaman bağımsız oldu?When did America become independent of England?
Amerikan tarihinin ilk zamanlarında, siyahlar kölelik yaşadı.In the early days of American history, blacks lived in slavery.
Hitachi ve NEC gibi rakipler bir araya geldiğinde zamanların değiştiğini biliyorsunuz.You know times have changed when rivals like Hitachi and NEC get together.
O zaman fena halde onun yardımına ihtiyacım vardı.I was badly in need of his help at that time.
O parti her zaman orta sınıfı kötülüğe teşvik ediyor.That party is always pandering to the middle class.
Şu aktrist her zamanki kadar güzel.That actress is as beautiful as ever.
O her zaman diğer insanlarla ilgili hata buluyor.She is always finding fault with other people.
Biz tema parkında heyecan verici bir zaman geçirdik.We had a thrilling time at the theme park.
O takım her zaman alt sıralarda.That team is always in the cellar.
O zaman kendini daha iyi eğitmiş olsaydı, o şimdi daha sağlıklı olacaktı.If he had trained himself harder at that time, he would be healthier now.
Her zaman olduğun gibi aynısın.You are just the same as you always were.
Oraya uzun zamandır gitmek istemiştin, değil mi?You had wanted to go there for a long time, hadn't you?
Oraya uzun zamandır gitmek istemiştiniz, değil mi?You had wanted to go there for a long time, hadn't you?
Yatağa yatmanın zamanı geldi.It is high time you were in bed.
Kalkma zamanın geldi de geçti.It is time that you got up.
Evinden buraya trenle gelmen ne kadar zamanını alır?How long does it take you to get here from your house by train?
Sizin için ne zaman uygun olur?When will it be convenient for you?
Okul festivaliniz ne zaman?When is your school festival?
Bundan pişman olduğun zaman gelecek.The time will come when you will regret it.
Lütfen o zaman bana ne gördüğünü söyle.Please tell me what you saw then.
JST Japonya Standart Zamanı anlamına gelir.JST stands for Japan Standard Time.
A'dan B'ye gitmek ne kadar zaman sürer?How much time does it take to get from A to B?
09:30 trenine binersek Akita'ya ne zaman varırız?What time will we reach Akita if we take the 9:30 train?
On yıl uzun bir zamandır.Ten years is a long time.
Biz ona dönüp baktığımızda on yıl kıs bir zaman.Ten years is a short time when we look back at it.
Ergenlik yıllarımın başlangıcında her zaman ebeveynlerimle aram iyi değildi.During my early teens, I was not always on the best of terms with my parents.
Her ne zaman başım dertte olsa erkek kardeşim hâlâ beni destekler.My brother still stands by me whenever I am in trouble.
Bir köpek çok aç olduğu zaman, yemeğini bir çırpıda bitirir.When a dog is very hungry, it devours its food.
Hiç söylemeye gerek yok, her zaman olduğu gibi okula geç kaldı.Needless to say, he was late for school as usual.
Hiç söylemeye gerek yok, her zaman olduğu gibi Judy geç geldi.Needless to say, Judy came late as usual.
Bana sorarsan, çizgi roman okumak tamamen boşa zaman harcamaktır.If you ask me, reading comics is a complete waste of time.
Yanlış zamanda konuşulan bir söz iyilikten çok daha fazla zarar yapabilir.A word spoken at the wrong time can do very much more harm than good.
Satır aralarını okumak her zaman kolay değildir.It is not always easy to read between the lines.
Zaman eylem için uygun.The time is ripe for action.
Şimdi seninle konuşmak için biraz zamana ihtiyacım var.I need a little time to talk to you now.
Şimdi eylem zamanı.Now is the time for action.
Şimdi ona en çok ihtiyaç duyduğum zaman.Now is the time when I need him most.
Şimdi karar vermek zorunda olduğunuz zaman.Now is when you have to make up your mind.
Şimdi, birlikte çalışmamız gereken zamandır.Now is the time when we must work together.
Okyanustan gelen bir rüzgâr, yılın bu zamanında eser.A wind from the ocean blows at this time of the year.
Yılın bu zamanında hava değişkendir.The weather is uncertain at this time of year.
Eğer şimdi başlarsan, oraya zamanında varırsın.If you start now, you will get there in time.
Eğer şimdi çıkarsak uçak için zamanında varır mıyız?Will we be in time for the plane if we leave now?
Bu sabah her zamankinden bir saat erken kalktım.This morning I got up an hour earlier than usual.
Bu yıl ne zaman tatile gidiyorsunuz?When are you going on holiday this year?
Şu anda istediğim para değil, fakat zamandır.What I want now is not money, but time.
Başınız belada olduğu zaman, bana güvenebilirsiniz.When you are in trouble, you can count on me.
Son zamanlarda hiç film izlediniz mi?Have you seen any movies lately?
Son zamanlarda ilginç bir şey okudun mu?Have you read anything interesting lately?
Son zamanlarda tembelleştim.I've been sluggish recently.
Son zamanlarda tembellik ediyorum.I've been sluggish recently.
Son zamanlarda miskinleştim.I've been sluggish recently.
Son zamanlarda onu fazla görmedim.I haven't seen much of him recently.
Yakın zamanda bir araba kazası geçirdim.I was recently in an automobile accident.