Konsere zamanında varacak mıyız?Will we be in time for the concert?
Onları daha fazla beklersek zaman kaybı olur.It'll be a waste of time if we wait for them any longer.
Daha fazla beklemek zaman kaybı gibi görünüyor.It seems a waste of time to wait any longer.
Daha fazla beklemek tam bir zaman kaybıdır.It's an absolute waste of time to wait any longer.
Daha uzun kalmak zaman kaybıdır.It's a waste of time to stay longer.
Bu çoğu zaman yetişkinler tarafından okunan bir kitap.This is a book often read by adults.
Bu mağaza her zaman 20:00'de kapanır.This store always closes at eight.
Bu yeni yöntemi benimserseniz zaman kazanırsınız.You will save time if you adopt this new procedure.
Gelecek defa sizi ne zaman görebilirim?When can I see you next time?
Lütfen yapabildiğiniz kadar kısa zamanda bu konuyu araştırın.Please look into this matter as soon as you can.
Bu bilgisayar bir sürü zaman kazandırır.This computer saves a great deal of time.
Son zamanlarda çok sayıda ılıman günler yaşıyoruz.Recently we have had many mild days.
Son zamanlarda iyi hissetmiyorum.I'm not feeling well lately.
Bugünlerde kitap okumak için biraz zamanım var.I have a little time for reading these days.
Bugünlerde okumak için çok az zamanım var.I have little time for reading these days.
Kaybedecek zaman yok.There is no time to lose.
Boşa geçirecek çok az zamanımız var.We have little time to waste.
Son tren için tam zamanında geldim.I was just in time for the last train.
Mesih biz zamanlar tüm insanlar için öldü.Christ died once for all humans.
Keşke seninle konuşmak için daha fazla zamanım olsa.I wish I had more time to talk with you.
Her zaman başka birini suçlamaya çalışıyorsun.You always try to blame somebody else.
Her zaman şarkı söylüyorsun.You always sing.
Okuma için her zaman vakit bulabiliriz.We can always find time for reading.
Bu binanın ne zaman yapıldığını bilmiyorum.I wonder when this building was constructed.
Bu binanın ne zaman yapıldığını merak ediyorum.I wonder when this building was constructed.
Onu ne zaman satın aldınız?When did you buy it?
Böyle bir fikri ne zaman ortaya attın?When did you come up with such an idea?
Onlar kitabı ne zaman piyasaya çıkaracaklar?When are they going to put the book on the market?
Makinenin ne zaman kapatılacağını bana söyler misin?Can you tell me when to switch the machine off?
Haberi ne zaman duydun?When did you hear the news?
Ne zaman gittin?When did you go there?
Sydney'e ne zaman varacağız?When will we get to Sydney?
Ne zaman sizin için uygun olurdu?When would it be convenient for you?
Konser biletini ne zaman aldın?When did you get the concert ticket?
Cevabını bana ne zaman vereceksin?When will you give me your answer?
Bu araba ne zaman yıkandı?When was this car washed?
Ne zaman vardın?When did you arrive?
Buradan ne zaman ayrılıyorsun?When do you leave here?
Ne zaman sizin için iyi bir zamandır?When is a good time for you?
İngiltere uzun zamandır ziyaret etmek istediğim bir ülkedir.England is a country that I've wanted to visit for a long time.
Her acil durumda her zaman Holmes'e güvenebilirsin.You can always count on Holmes in any emergency.
Yatağa gitme zamanınız gelmedi mi?Isn't it about time you went to bed?
Anne'nin ne zaman geleceğini merak ediyorum.I wonder when Anne will come.
Ann odasını her zaman temiz tutar.Ann always keeps her room clean.
Böyle kısa bir zamanda bir mili koşmak için, iyi bir atlet olmalısın.You must be a good athlete to have run a mile in such a short time.
Angola bir zamanlar bir Portekiz bölgesiydi.Angola was once a Portuguese territory.
O zamandan beri bir dizi talihsizlikler yaşadım.I have had a series of misfortunes since then.
Çok zamanım yok.I do not have much time.
Çok zamanım yok. Acele eder misin?I don't have much time. Could you hurry?
O başkanın sekreteri her zaman aşırı resmîdir.That president's secretary is always prim.
Keşke o zaman ona karşı nazik olsaydım.I wish I had been kind to her then.
O zaman bir roman okuyordum.I was reading a novel then.
O, o zaman benim tavsiyemi alsaydı, şimdi zengin bir adam olurdu.If he had taken my advice then, he would be a rich man now.
Keşke o zaman seninle olsaydım.I wish I had been with you then.
O zaman sıkı çalışmış olsaydı başarılı olurdu.If he had worked hard at that time, he would have succeeded.
O zaman ayık mıydın?Were you sober at that time?
Keşke o zaman kıza daha kibar davransaydım.I wish I had treated the girl more kindly at that time.
O her zaman gülümsüyor.She is always smiling.
O çocuk her zaman sızlanıyor.That child is always fretting.
Neredeyse evlenmenin zamanı geldi de geçiyor bile.It's about time you got married.