zamanın ile cümle
zamanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Zamanında böyle satış yasaklanmıştı."Privilegium var vid tiden inte säljbara.
Mevlânâ Halid-i Bağdadî'nin önde gelen talebelerinden ve zamânındaki büyük velîlerdendir.Prorella irremorata ingår i släktet Prorella och familjen mätare.
Çünkü uzay zamanındaki alan sıfır kalınlığında bir alan olabilir.Han var säker på att rymdresor en dag skulle vara möjliga.
Unkapanı köprüsü yine onun zamanında yapıldı.Puben kommer att göras om helt.
Bunlar, zamanında (JIT) üretime hassas izleme sayesinde olanak sağlamaktadır.Vid viloplatsen kan den tidvis falla i ett stelt tillstånd (torpor).
Ayrıca dili zamanın göre çok düzgündür.Språket är för sin samtid lättförståligt.
Ayrıca sürgün zamanından dolayı Özbekçeden alınmış etkileri de görülmüştür.Hon uppmärksammades också av samtiden på grund av denna ovanliga ställning.
Belki de zamanın başlangıcından beri vardılar.Kanske för första gången sedan antiken.
Bu teoriye göre zamanda geriye doğru yolculuk yapmak, zamanın dallanmasına neden olacaktır.Därför tror man att tidsresor bakåt i tiden är omöjliga.
The Child in Time Zamanın İzlerinde.Kungliga barn i tid och rum.
Paskalya zamanındaki pazar günü için 10 Nisan 1724 yılında Leipzig'de ilk temsili yapılmıştır."Johannespassionen" uppfördes första gången 7 april 1724 i Leipzig.
Çünkü onun kendi evinde kayıt stüdyosu vardı ve boş zamanında orada şarkılar besteleyebilecekti.Hon arbetade vid den tiden som sekreterare för Home Box Office och skrev sånger på fritiden .
Pachelbel, zamanının ünlü Alman bestecilerinden biriydi.Baumgarten var en av sin tids ledande tyska patologer.
Çiftleşme zamanının haricinde misk geyikleri kesinlikle yalnız yaşar.Utanför parningstiden lever myskhjortar ensamma.
Hükmü zamanında imparatorluğun genel durumu babasının devrine göre sakindi.Alla övriga ämbetsmän ska i fortsättningen av kejsarinnans regeringstid ha fruktat hennes bror.
2.800.000 adet bandrolle o zamanın rekorunu kırmıştır.Bubbla nummer 20 000 000 rullade av bandet.
Savaş zamanında Acemi Ocağı'ndan da askerler alınırdı, bunlar da Azaplar sınıfına dâhil sayılır.De värnpliktiga vid Infanteriets stridsskola krigsplacerades, bland annat vid Livgrenadjärbrigaden.
Bu başarı Ahmed Süreyya Emin Bey’in, zamanının çok ilerisinde bir anlayışa sahip olduğunu göstermektedir.K. är förvånad över att Huld vet allt om hans process.
Yine bu tatil esnasında zamanın ABD Başkanı John F. Kennedy ile tanıştı.Han fick även träffa USA:s dåvarande president John F. Kennedy.
Fakat zamanının bir kısmını Albuquerque, New Mexico'da geçirdi.Serien utspelar sig i Albuquerque, New Mexico.
Bu zamaninda proje grubu olarak sunuldu.Gruppens texter ansågs vara provocerande på den tiden.
Maria Theresia zamanında dünyanın en güçlü kadınlarından biriydi.Maria Anna ansågs vara en av sin tids största skönheter.
Kuvaterner zamanında iki alt devre vardır, Pleistosen ve Holosen.Kvartär delas in i epokerna pleistocen och holocen.
Zamanının en önde gelen din adamlarındandır ve aynı zamanda önemli bir filozoftur.Vishetslitteraturen är en av de äldsta genrerna, och en viktig föregångare till filosofin.
Kronos: Satürn: Zamanın titanı.Tidaholm: Tidaholms hembygdsfören.
Zamanında çok dikkat çeken bir buluştur.Fallet var mycket uppmärksammat på sin tid.
Savaş zamanında, ordunun önünde giderek yol açmak ve köprü yapmakla görevli askerlerdir.Jag går till det land där ovan Soldater, modigt framåt gå
Tavanda zamanın kişiselleştirilmiş bir tasviri bulunmaktadır.I koret finns medeltida kalkmålningar i taket.
Hobbes: "Zamanının çoğunu geğirerek geçirdiğini hatırlıyorum."Rosalind säger: "tiden har olika gångart för olika människor."
Zamanının çoğunu dinlenerek geçirdiğinden, çoğu kişi varlığından dahi haberdar olmaz.Genom sin ofta flyktiga natur fortgår deras existens ofta obemärkt för de flesta människor.
Zamanın geçişini bazen hızlandırır, bazen yavaşlatır.Ibland rör den sig snabbt och ibland rör den sig långsamt.
Tüm pencerelerin zamanında kaldırılmış olması büyük bir şanstı.De rundvälvda fönsteröppningarna är samtliga förstorade i senare tid.
Zamanın Fransız filozofları Voltaire, Diderot ve D'Alembert ile yazışmalar yaptı.Hon fortsatte i alla fall att brevväxla med d’Alembert och Diderot.
Zamanında hazırlanmış olan Ecthesis Chronica ve Historia Patriarchia adlı kroniklere göre Sırp asıllıdır.Huruvida det är hans eller Marcellus I:s namn som nämns i kronografins helgonkalender är ovisst.
Zamanında Avrupa'nın en büyük yönetici binasıydı.Det var Europas största varuhus på sin tid.
Çar 1. Aleksandır Napolyon Savaşları zamanındaki Rus İmparatoru.Huvudartikel: Kejsardömet Ryssland Ryssland drogs med i Napoleonkrigen.
Utangaç bir çocuk olduğu doğruydu; zamanının çoğunu kitaplar arasında geçiriyordu.Han var ofta med fadern i tryckeriet, och mycket i hans barndom kretsade kring trycksaker.
Bir başka deyimle, bütçe hesabı saymanın yönetim zamanının sonunda kapatılır.Detta eftersom den slutgiltiga skatten räknas ut på deklarationen vid slutet av taxeringskalendern.
Boğazlar savaş zamanında bütün devletlerin savaş gemilerine kapalı, ticaret gemilerine açık olacaktır.Dardanellerna stängdes för alla krigsskepp men skulle vara öppna för handelsskepp.
Şiddet karşıtı bir ordu savaş zamanında da barış zamanında da silahlı insanlar gibi davranmaz.En hel del regimer utför politiska mord även i fredstid.
Çok fazla zamanınızı almayacağım.Jag kommer inte att ta alltför mycket av din tid.
Aristoteles zamanından beri bunlar esas olarak biyolojik süreçler olarak kabul ediliyordu.З часів Аристотеля вони вважалися специфічно біологічними.
Bu teori, zamanın kendisini paradokslardan iyileştirebileceğini öne sürmektedir.«Self-Healing hypothesis») стверджує, що час «вилікує» себе від парадоксу.
Mahallenin adı su arkından (Mahallede zamanında su arkları mevcutmuş) gelmektedir.Назва села походить від назви дерева в'яз (берест).
Lidyalılar zamanında kurulmuştur.Але лінкольнширці підійшли вчасно.
Giovanni kendi zamanının en önemli astronomlarından biri olarak kabul edilir.Джованні був одним з найзначніших астрономів свого часу.
Stephen Hawking'in kitabı Zamanın Kısa Tarihi'ne ithaf edilmiştir.Дорослі книги Стівен Гокінг Коротка історія часу.
Böylece, modern fiziğin bu dili uzay zamanının dört boyutlu olduğunu söyler.Таким чином, мовою сучасної фізики, простір-час є чотиривимірним.
Barış zamanında sadece hançer kullanırlardı.В мирний час вони були зв’язківцями.
Patterson 1986 yılında reklamcılık sektöründen emekli olmuştur ve zamanını roman yazmaya vermiştir.У 1996 році Паттерсон пішов з реклами і присвятив весь свій вільний час написанню романів.
Bizans zamanında onarım görmüştür.На щастя березуни встигли вчасно зорієнтуватися.
Maria Theresia zamanında dünyanın en güçlü kadınlarından biriydi.Марія Дмитрівна була однією з найосвіченіших жінок свого часу.
Zamanının büyük bir bölümünü Venedik'te geçirdi.Частка їх давно покинула межі Венеції.
Bulunan madeni paralara göre burada yerleşim Konstantin zamanına kadar gider.Перші дані про життя району відносяться до часу падіння Константинополя.
Augaro'da birkaç eski maden kuyuları ve İtalyan altın araştırmaları zamanından kalma makineler vardır.В Аугаро залишилися старі італійські шахти та техніка колоніального періоду.
Büveyhoğulları zamanında birçok mimari eser de yapılmıştır.Мати скільки дітей: Число народжених.
Figaro Marcellina'dan borç para almış ve bunu zamanında geri ödeyemezse onunla evlenmeye söz vermiştir.Свого часу Фігаро позичив у Марцеліни гроші і письмово зобов'язався у разі несплати одружитися з нею.
Haziran ayının ilk iki haftasının bir zamanında, her iki orduda Abrittus muharebesi'nde (en) karşılaştılar.Приблизно у перші два тижні червня обидві армії зустрілися у битві при Абритті (територія сучасної Болгарії).
Nero, tam üç defa onu zehirlemeyi denediyse de Agrippina'nın panzehiri zamanında almasıyla başarısız oldu.Три рази намагався отруїти, але Агріппіна попередньо приймала протиотруту.
Zamanının önemli heykellerini üretti.Написав низку видатних творів свого часу.