zamanın ile cümle

zamanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
İşte o okul tam zamanında, 20 Eylül’de kapılarını öğrencilere açmış bulunmaktadır.Później zostanie on przygotowany, aby 1 września móc przyjąć uczniów.
Jukov çıkmazı bozma zamanın geldiğine kararlaştı.Po wygaśnięciu rozejmu Poroszenko nie zdecydował się go przedłużyć.
Çağdaş zamanın başlangıcı Orta Çağ'dan sonradır.Okres historyczny następujący po starożytności to średniowiecze.
E. T. A. Hoffmann senfoniyi "zamanının en önemli çalışması" olarak nitelemektedir.E.T.A. Hoffmann określił ją mianem „jednego z najważniejszych dzieł epoki”.
Ancak aradan geçen zaman ve hızla gelişen teknoloji yüzünden bir daha zamanın gereksinimlerini karşılayamadı.Ale przed swoją naturą, i przeszłością, nie jest w stanie długo uciekać.
Roma İmparatoru Hadrianus zamanında, yani 117 ile 138 yılları arasında tasarlandığı bilgisi vardır.Był związany z dworem cesarza rzymskiego Hadriana, panującego w latach 117-138.
Onun yapamadığı bir şey yoktur, Tut tüm zamanını lahitinde geçirir çünkü o her gün küflüdür.Z niewiadomych przyczyn wpada w pętlę czasową – przeżywa cały czas ten sam dzień.
Bu resim o zamanın portrelerine kıyasla çok değişikti.Jak się okazało, jest bardzo podobny do innych portretów tego artysty.
14 yaşında iken büyükusta oldu (zamanında bir dünya rekoru).Mimo, iż wygląda bardzo staro, ma 42 lata (według jego słów).
Ekim Devrimi zamanında, bina yaklaşık 1200 mağaza içeriyordu.Pod koniec kolejnej dekady firma posiadała 800 sklepów.
Zamanının bir çoğunu köşeye çekilip kendi kendine gitarını tınlatarak geçirmiştir.Przez większość czasu cień jedynie rozmawia ze swoim duchem.
Zamanında Doğu Çin Denizi sahilleri, sık sık Japon korsanların saldırısına uğruyordu.W XVI i XVII w. wybrzeże często było atakowane przez karaibskich piratów.
Osmanlılar zamanında arabalara genellikle kupa adı verilirdi.W XIX w. koczami nazywano niekiedy powozy.
1964 yılında zamanının en büyük solo şarkıcısı oldu.W 1964 roku został pierwszym kanadyjskim arcymistrzem.
Fatih zamanında da dîvân her gün toplanmakta olup, haftada dört gün padişahın huzaruna arza girilirdi.Całość fermentowała, przy czym po ok. tygodniu masę codziennie mieszano.
Daha sonra yazmaya başlayınca zamanını yazmaya ayırmak için hukuktan vazgeçti.Niedługo później postanowił porzucić prawo, aby kontynuować malowanie.
Zayıflayan gövdenin darbelere mukavemeti azalınca lastik zamanından evvel aşınır.Kiedy poziom życia spada do zera, postać przegrywa (jak w większości gier walki).
Kubbeye bağlı olan avize de zamanının hususiyetlerini aktaran bir şaheserdir.Sabi stało się terminem artystycznym, oznaczającym piękno pokryte patyną czasu.
Zamanın çoğunu hesap yaparak geçiriyorum.Najwięcej czasu spędza w pracy.
Zamanının en ileri savaş gemilerinden sayılır.Należał do największych okrętów swoich czasów.
Araplar en önemli başarılarını onun zamanında elde ettiler.Z Dynamem zdobywał swoje największe sukcesy.
Yılın en soğuk zamanını ifade eder.Dziś najbardziej dołujący dzień roku!
Savaş uçakları saldırı zamanında mütenasip bir şekilde hedef üzerinde dağılması gerekiyor.Podzielone rośliny należy wysadzić od razu w miejsce docelowe.
Yapım firması onun zamanında $61,000 dolar gelir elde etmişti.Koszt budowy wyniósł 61 000 dolarów.
Belarus Halk Cumhuriyeti zamanında kullanılan ambleme Pahonya denirdi.Uważa się, że zwyczaj ten powstał na Białorusi w czasie unii.
Zamanının şehir duvarları dışına yapılmıştır.Zbudowano go poza murami miasta.
Bazı durumlarda, bu bir aylık eğitim zamanına denk gelebilmektedir.Jeżeli tak się nie stanie, to zrobią sobie tygodniową przerwę na studia.
Uzay zamanın normal kuralları tekillik içinde var olamaz.Produkt przestrzeni normalnych nie musi być normalny.
Zamanının büyük kısmını ay gözlemleri ile geçirmesine rağmen yer çekimi ile de ilgilendi.Niezależnie od pory roku większość ich czasu w ciągu dnia zajmowało przeszukiwanie terenu.
Huygens Kendi zamanının mekanik felsefî ilkelerine bağlı kalmıştır.Huygens był pierwszym, który zajął się budową precyzyjnych zegarów mechanicznych.
Zamanının en saygı duyulan hükümdarlarından olmayı başarmıştır.Na jego rządy przypada okres największego powodzenia Obodrzyców.
Yahudilikte ahir zaman Mesihin zamanına işaret eder.Judaizm mesjanistyczny nawiązuje do starożytnego judeochrześcijaństwa.
Bu da Hadrianus zamanından.Dokument pochodzi z czasów Domicjana.
Uzun süren Hac zamanında köy delikanlıları kıza evlenme teklifinde bulunurlar.W przyszłości według planu dziewczynek ma wyjść za Ollego.
İmparator II. Franz Joseph zamânından beri şehrin tiyatrosunda operetler sahnelendirilir.Cesarz Józef II nazwał ją pierwszą operą narodową.
Şehir MÖ 26'da Romalılar zamanında Portus Victoriae Iuliobrigensium olarak kurulmuştur.W czasach rzymskich miasto nosiło nazwę Portus Victoriae Iuliobrigensium.
Sedareti devletin en buhranlı zamanına rastlamıştır.Na jego panowanie przypadł okres największego rozkwitu państwa.
Fakat Maria zamanının bu tartışmaların hiçbirine katılmamıştır.Ostatecznie jednak, Rico nie wystąpił w żadnym z tych spotkań.
Çok zeki bir kişi olduğu için zamanının en iyi eğitimini almıştır.Dzięki ciężkiej pracy został jednym z najlepszych uczniów.
Zamanın kendileri lehine olduğunu biliyordu.Jego mocą był czas.
Arkalarındaki polis eskortu, zamanında duramadığı için Schleyer'in arabasına arkadan çarptı.Harry również wychodzi z auta, ponieważ policjantka za długo nie wraca.
Zamanını çoktan doldurmuşlardır.Czas przeszły dokonany.
Hemsworth burada zamanının çoğunu kardeşleriyle sörf yaparak geçirdiğini söylüyor.Hemsworth säger att han tillbringade mycket tid med att surfa med sina bröder.
124 Sonbaharında Eleusinian Gizemleri'ne katılma zamanında geldi.Han anlände på hösten 124 i tid för att delta i de eleusinska mysterierna.
Zamanının çoğunu Nazca'da evinde yalnız geçirmiştir.Hon tillbringade den mesta tiden ensam i sitt hem i Nasca.
Romalılar zamanında şehrin ismi Colonia Iulia Urbs Triumphalis Tarraco 'dur.Stadens fullständiga namn under Romerska republiken var Colonia Iulia Urbs Triumphalis Tarraco.
Shu (書) veya "Denemeler"in 8 cildi, zamanın ekonomisi ve diğer konularını ele alır.Shu (書), 8 kapitel, avhandlar ekonomi och andra ämnen.
Bundan uzay zamanın eğri olduğu sonucu çıkarılabilir.Av detta kan man dra slutsatsen att rumtiden är krökt.
Oraya zamanında varamamıştır.Han skulle dock inte hinna fram i tid.
Zamanının en gözde kadınlarından birisidir.Hon ansågs vara en av sin tids vackraste kvinnor.
Çok zeki bir kişi olduğu için zamanının en iyi eğitimini almıştır.Kan världens smartaste person för en gångs skull göra det smartaste beslutet?
Nero'un ölümünde yaklaşık 20 yıl sonra İmparator Domitianus zamanında üçüncü bir taklitçisi ortaya çıkmıştır.Tjugo år efter Neros död, under Domitianus styre, framträdde en tredje bedragare.
Dördüncü Cenevre Sözleşmesi harp zamanında sivillerin korunmasına ilişkin sözleşme.Fjärde Genèvekonventionen handlar om civilbefolkningens skydd vid väpnade konflikter.
Tüm saatler Japonya Standart Zamanına göredir (UTC+09:00).Alla tider är Japansk standardtid (UTC+09:00).
Kendi zamanının en iyilerinden biri olarak kabul edilmektedir.Det brukar räknas som ett av deras bästa.
Ishme-Dagan zamanında ise Nippur'a hakim olunmuştur.Wâdî Nifûz är en wadi i Egypten.
Zamanının en iyi doktorlarındandır.Han var en av sin tids främsta ögonläkare.
Bunların gerçekleşeceği zamanın alameti ne olacak?När ska aktiviteterna genomföras?
"Bu kitap zamanın ziyneti ve süsüdür.För boken, se Arv och miljö (bok).
Böylece diğer işçiler zamanında dışarı çıkabildiler.Arbetena med andra ledningen drog ut på tiden.

İlgili Sayfalar