zamanın ile cümle

zamanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Üreme zamanın'ın dışında yalnız yaşar.De moeraskat leeft solitair, behalve in de voortplantingstijd.
Ancak, NSEC3 zamanında tamamlanamadı.Loc HG 3/4 nr. 9 kon helaas niet op tijd gereed gemaakt worden.
Zamanında kervansarayın misafirleri özellikle yabancı tüccarlarmış.Zulke bezoekers zijn nu eens vreemde hovelingen, dan weer handelaars.
Doktor ve Osgood tam zamanında paraşütle oradan kurtulur.Parker en Ruth ontkomen tijdig.
Zamanının önemli oyuncuları Lloyd Nolan ve Carole Landis ile beraber kısa zamanda şöhreti arttı.Ze debuteerde in een film met Lloyd Nolan en Carole Landis.
Buna göre çalışma zamanı, hızlanmadan önceki zamanın yarısından biraz daha azdır.Het tempo dat het peloton onderhoudt ligt daardoor een stuk lager dan in de eerste etappe.
Yusuf zamanında Mısır'a yerleşmişlerdir.Hij woonde in Yan (staat).
Boş zamanının çoğunu yüzme antrenmanı yapmakla geçirir.In zijn vrije tijd trainde hij zich verder in het zwemmen.
Bu kitaplar çeşitli dillere tercüme edilmiş, kendi zamanında ve daha sonra sıkça başvurulmuştur.De verhalen zijn in vele talen vertaald en keer op keer herdrukt, niet in de laatste plaats voor kinderen.
Ayrıca Türk kahvesi de Osmanlı zamanından beri yerel halk tarafından içilen ve sunumu yapılan bir kahvedir.Ook wordt Turkse koffie gedronken en is de lokale alcoholische drank rakija.
Çocukken Uryū zamanını çoğunlukla dedesi Sōken Ishida ile geçirmiştir ve ondan eğitim almıştır.Als kind bracht Uryū veel tijd door met zijn grootvader, Soken Ishida.
Mahalle adını, zamanında burada yapılan boğa güreşlerinden almıştır.De Koekamp ontleent zijn naam aan de runderen die hier oorspronkelijk rondliepen.
O zamanın el kitaplarını gözden geçirdi.Aan haar knuffels las ze de boekjes voor.
Premiere zamanında Rupert sadece sekiz ülkeyi yayınladı.Tijdens zijn eerste drie seizoenen speelde Chimenti slechts acht competitiewedstrijden.
Ben de Mevlânâ zamanında gelseydim Mesnevî'yi yazardım."Toen ik aan de beurt was, heb ik me voorgesteld bij de protocollair medewerker.
Hobbes: "Zamanının çoğunu geğirerek geçirdiğini hatırlıyorum."Buddingh' zelf daarover: "Waarschijnlijk is het toch een protest tegen het verglijden van de tijd.
Lincoln ve Michael tam zamanında yetişirler.Theo en Sam komen net op tijd.
Bu antlaşlamanın II. Hantili zamanına ait olması da muhetmeldir.Er is discussie of dit Hetepheres II zelf was.
Zamanın çoğunu hesap yaparak geçiriyorum.Dat kost in het algemeen veel rekentijd.
Brown, zamanın 100 ilham verici insanlarından biri ilan edildi (2006).Istočni Drvar telt 100 inwoners (2006).
Kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesinin sağlanması.Hij dient hierover tijdig en open te communiceren.
Tren zamanında vardı.De trein kwam stipt op tijd.
Tren zamanında ayrıldı.De trein vertrok op tijd.
Son tren için tam zamanında geldim.Ik heb net nog de laatste trein gehaald.
Oraya zamanında varmak için bir taksiye bindi.Hij nam de taxi om er op tijd te komen.
Yılın bu zamanında burada hava soğur.Het wordt hier koud deze tijd van het jaar.
Zamanını o işe yaramaz kimse için boşa harcıyorsun!Je verknoeit je tijd met die nietsnut!
Yüksek öğrenimi sırasında zamanının âlimlerinden dersler aldı.Zapytał, gdzie studenci się tego (byli) nauczyli.
Almanya'da gençliğinin çoğu zamanını geçirdi ve daha sonra Amerika Birleşik Devletleri'ne taşındı.Większość swojej młodości spędził w Niemczech, a później przeniósł się do Stanów Zjednoczonych.
Böylece diğer işçiler zamanında dışarı çıkabildiler.Z czasem przyjeżdżali kolejni misjonarze.
Zamanın Google CEO'su Larry Page, Google'ın resmi blogundan paylaştığı bir gönderiyle bunu duyurdu.Dyrektor generalny Google, Larry Page, ogłosił to w artykule na oficjalnym blogu przedsiębiorstwa.
Hem zamanın içinde, hem dışında; hem sonlu, hem de sonsuzdur.Wyjątkiem jest okres godowy i czas po nim.
Bir ahtapot zamanının %40'ını kovuğunda saklanarak geçirir.Osobnik może spędzić 40% czasu ukryty w swej norze.
Zamanında çok dikkat çeken bir buluştur.Słynie z świetnej jazdy na czas.
Bundesen'e göre Grumpy Cat zamanının neredeyse %99'un normal bir kedidir.Według Bundesenów kotka zachowuje się normalnie przez „99% jej życia”.
Ölmek için ne kadar zamanının kaldığını göremez.Nie jest pewne jak długo żył i kiedy umarł.
Sonsuz Salonlar, (Zamanötesi Salonlar)Eru'nun (Tanrı'nın), zamanın ötesindeki yeri.Bogowie Zewnętrzni przebywają „na zewnątrz” świata ludzi, poza czasem i przestrzenią.
Oraya zamanında varamamıştır.Nie dotarła ona jednak na czas.
1991 yılında Série A zamanında takım kaptanı oldu.W 1923 roku został mistrzem kraju w drużynowej jeździe na czas.
Kesede geçen zamanın ardından genç yavrular, geceleyin anne besin ararken annelerinin sırtına tutunurlar.Przez całe lato, młode podążają za matką.
Selçuklular zamanından bu yana yerleşimin olduğu rivayet edilmektedir.Adwentyści są przedmiotem krytyki już od chwili swego powstania.
Nevzat Aydın zamanının önemli bir kısmını gençler ve girişimcilere destek vererek geçirmektedir.Dlatego część swego majątku przeznacza na pomoc młodym, utalentowanym ludziom.
Barış zamanında sadece hançer kullanırlardı.Jednakże jej warunki obowiązywały wyłącznie w czasie pokoju.
Efsaneye göre lanetlenmiş olan kişi tam dolunay zamanında bir Kurt Adam'a dönüşür.Nie wiedzą, że ciąży na nim klątwa i że w każdą pełnię księżyca zmienia się on w wilkołaka.
1812 ve 1825 yıllarında Arşimandrit Arsenius zamanında daha da genişletilmiştir..Następnie w l. 1812-1825 został rozbudowany przez archimandrytę Arseniusa.
Gaara; Rock Lee’yi Kaguya Kimimaro ‘dan kurtarmak için tam zamanında yetişmiştir.Ratuje Lee Rocka przed Kimimaro Kaguyą.
Zamanının çoğunu banyoda TV seyrederek geçirir.Harry spędza dużo czasu wpatrując się w lustro.
Zamanının en iyi doktorlarındandır.Jest jednym z najlepszych lekarzy w szpitalu.
Yani tüm ifade "zamanın akışı" anlamına gelmektedir.Moje życie rzeczywiście polegało na „zabijaniu czasu”.
Ancak farklı anlayışların kurumsallaşması anlamında Muhammed'in zamanında mezhep olduğu söylenemez.Nie istnieje żadne świadectwo przemawiające za tym, by w czasach Mahometa ten stosunek był inny.
Gübreleme çiçeklenme zamanında haftada bir kere yapılır.Nawozić podczas kwitnienia raz na tydzień.
Bu kuram, zamanının çok ilerisindeydi.Znacznie „wyprzedzał” swój czas.
Başkalarıyla zamanında bilgi paylaşın.Z biegiem czasu uczy się jednak współpracy z innymi.
Use flagler sayesinde, her programın derleme zamanında kazanabileceği özellikler belirtilebilir.Dzięki talentowi potrafi przez telefon sprzedać wszystko.
16.Louis zamanına kadar çok ağır yemekler yapılıyordu.Dużą popularnością cieszyły się wizytówki we Francji w czasach Ludwika XIV.
1999'dan 2001 yılına kadar Styles, zamanını bağımsız şirketlerde geçirdi.W latach 1999–2001 Styles występował w wielu federacjach niezależnych.
Çünkü onun kendi evinde kayıt stüdyosu vardı ve boş zamanında orada şarkılar besteleyebilecekti.Ponieważ posiadała w swoim domu studio nagraniowe, w każdej wolnej chwili mogła pisać i nagrywać.
Aynı zamanda 41 en hızlı tur zamanına imza attı.Czterokrotnie uzyskał również najszybsze okrążenie.
Oğul'un babadan gelmesi zamanın ötesinde bir şeydir.Bardziej skomplikowany był powrót ojca do syna.
Tang zamânında Neokonfüçyüsçülük'ün bir öncüsü, şüphesiz ki meşhur bilgin Han Yu'dur.Świeżo upieczony prokurator, którego jedną z pierwszych dochodzeń jest sprawa Han Yoo-ry.

İlgili Sayfalar