zamanın ile cümle
zamanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Mucitler, zamanın buhar makinelerine güvenilir bir alternatif oluşturmayı öngörmüştür.K {\displaystyle \mathbb {K} } admite uma estrutura de espaço vetorial sobre ele mesmo.
Zamanında varamadı.Não chegarei a tempo.
Hemsworth burada zamanının çoğunu kardeşleriyle sörf yaparak geçirdiğini söylüyor.Hemsworth zegt dat hij veel van zijn tijd daar doorbracht met surfen met zijn broers.
Zamanının en önemli kaynaklarından biridir.Het is een van de belangrijkste bronnen uit zijn tijd.
Didi zamanında, Cemil Turan ve Osman Arpacıoğlu'lu takım 18 kez Galatasaray'a karşı oynadı.In de tijd van Didi, Cemil Turan en Osman Arpacıoğlu speelde Fenerbahçe 18 keer tegen Galatasaray.
Zamanın Hristiyan tarihçilerine göre bu ilahi bir takdirdi.Christelijke historici van die tijd zagen het als een goddelijk ingrijpen.
Artık ondan kurtulma zamanının geldiğini ekler.Volgens hem is het weer tijd om te vluchten.
Ancak, mektup Romeo'ya zamanında ulaşmaz.De brief komt niet op tijd aan.
Jandarma ile Sahil Güvenlik, barış zamanında İçişleri Bakanlığı'na bağlıdır.De gendarmerie en de kustwacht opereren in vredestijd als onderdeel van het ministerie van binnenlandse zaken.
80 yılında İmparator Titus zamanında bir kez daha yanmıştı.Tien jaar later, in 81, repareerde keizer Titus het aquaduct nogmaals.
Bu sözleri, onun zamânında (hük.Hij vermeldt dat in zijn tijd (ca.
Zamanını üniversite ve AT&T Bell Laboratories ile paylaştırdı.Hij werkte voor AT&T Bell Labs.
Böylece diğer işçiler zamanında dışarı çıkabildiler.De andere deelnemers hadden zich tijdig teruggetrokken.
Bununla kendi en iyi zamanını 0,27 saniye geliştirmiştir.Daarbij benaderde hij zijn persoonlijk beste prestatie tot op 27 seconden.
Efsaneye göre lanetlenmiş olan kişi tam dolunay zamanında bir Kurt Adam'a dönüşür.De weerwolf is een mens die bij tijd en wijle in een wolf verandert.
Buna göre, ilgili devletlerin gemileri hem savaş hem de barış zamanında Süveyş Kanalından geçebilecekler.Het verdrag behelsde de vrije doorgang van alle schepen door het Suezkanaal in tijden van oorlog en vrede.
E. T. A. Hoffmann senfoniyi "zamanının en önemli çalışması" olarak nitelemektedir.E.T.A. Hoffmann omschreef de symfonie destijds al als "een van de belangrijkste werken uit haar tijd."
Barış zamanında sadece hançer kullanırlardı.Deze wet gold echter alleen in vredestijd.
Zamanının en iyi doktorlarındandır.Hij wordt gezien als een van de grootste geneesheren van zijn tijd.
Yıldırım Bayezid'in Kütahya valiliği zamanında onun hizmetinde olup zeamet erbabından idi.Voor zijn wapenspreuk hoefde hij niet lang te zoeken: 'schalk' = dienaar (Servus), God (Deus): Servus Dei.
Zamanının çoğunu Nazca'da evinde yalnız geçirmiştir.Ze bracht de meeste tijd door in haar huis in Senegal.
Hatta Hristiyanlar zamanında taş ocağı ve çöplük olarak kullanılmıştı.Het werd bij tijd en wijle zelfs als vuilnisbelt gebruikt.
Göç, Güneş bulutumsusu zamânında başlar ve tipik olarak yıldız T-Tauri aşamasına girince durur.Een ster als de zon begint zijn leven als een T Tauri-ster.
Romalılar zamanında, Katwijk öneme sahip bir yerdi.In de Romeinse tijd was Katwijk van groot belang.
Ağustos 1945'te savaşın sonlanmasıyla fizikçiler de barış zamanındaki çalışmalarına geri döndü.In het najaar van 1945 pakte Krieg zijn werk en leven weer op.
Bu kuram, zamanının çok ilerisindeydi.Hij was zijn tijd ver vooruit.
Bunlarında usulüne göre zamanında yapılması emeğin karşılığının alınması için önemlidir.Om in aanmerking te komen voor schadevergoeding moet de schade op tijd bepaald worden.
Bu da zamanına göre ileri bir tekniktir.Het was destijds een vooruitstrevend stuk techniek.
Bu da Hadrianus zamanından.De vergeten stad van Hadrianus.
Aleksandar Karađorđević zamanında Jagodina'da ticaretle uğraştı.Hierdoor kwam Alain Detemmerman reeds op jonge leeftijd in contact met het vakbondswerk.
Utangaç bir çocuk olduğu doğruydu; zamanının çoğunu kitaplar arasında geçiriyordu.Hij gold als een vrolijk kind en bracht veel van zijn tijd door bij zijn shetlandpony.
II. Bayezid zamanında affedilerek kendisine Bolu sancağı dirlik olarak verildi.Waarin hij kleurrijk verschilde, was zijn inpassing in het eigen tijdsfragment.
I. Murad zamanında eyalet sistemine geçilmiştir.De St. Regis werd op het verkeerde moment geïntroduceerd.
Zamanının en gözde kadınlarından birisidir.Ze gold als een van de mooiste vrouwen van haar tijd.
Otobüs zamanında gelmezse / geç kalacağız.Hij zou op tijd zijn geweest, ware het niet dat de bus te laat kwam.
Zamanının şairleri, (Nef'i, Şerif Sabri ve Naili Kadim) onu övmüşlerdir.Als dichter genoot hij bij zijn tijdgenoten een zekere faam.
Rumlar zamanında Silikköy olarak adlandırılıyordu.Het betreffende verhaal heette Just In Time For Dinner.
Zamanında, bu çok cesaret isteyen bir tasarımdı.Dit was uiteraard een zeer gedurfd ontwerp voor die tijd.
Belki de zamanın başlangıcından beri vardılar.Zij arriveerden aan het begin van het jaar.
Kyzikos'lu Androsthenes, MÖ 200'larda Seleukos kralı III. Antiochos zamanında yaşadı.Androsthenes van Cyzicus, 200 v.Chr. vergezelde koning Antiochus III de Grote naar India.
Bu binalar da İspanyol koloni zamanından kalmadır.Het zijn de restanten van de Spaanse kolonisatie.
İslam'da ilk halife zamanında kullanılmaya başlandığı sanılıyor.Er wordt gedacht dat de islam hier het eerst werd verkondigd.
İkinci Dünya Savaşı zamanında şirket kendi ekonomisi için çalıştı.Tijdens de Tweede Wereldoorlog ging het bedrijf ter ziele.
Artan zamanın etkisi onu yıl sonunda bitkin bırakmıştır.Een rugblessure eind dat jaar hield hem geruime tijd buiten strijd.
Zamanında böyle satış yasaklanmıştı."Deze was binnen geen tijd uitverkocht.
Osmanlı Devleti zamanında Karadağ’da Fransızlar’ın maden çıkardığı bilinmektedir.Maar ook in Noord-Afrika probeerde Frankrijk door middel van wapengeweld haar "bezittingen" te behouden.
Jura, Mezozoik zamanın Trias'tan sonra gelen, yani ikinci dönemidir.Op het Trias volgt het Jura, de tweede periode van het Mesozoïcum.
Ödemelerini zamanında yapmalısın.Krijt op tijd.
Zamanın gemileri iki tarette dört top taşımaktaydı.Ieder schip had vier kanonnen aan boord.
Dolunay zamanında, ayda üç gece canavara dönüşür.Ter herdenking werd in Asten de klok zes weken lang iedere dag driemaal een vol uur geluid.
Ona artık zamanın geldiğini söyler.We geloven dat die tijd gekomen is.
Görülen geçmiş zamânın ise rivâyeti yoktur.De andere (geëclipseerde) ster is niet zichtbaar.
Ciddi sorunlara yol açabilir ancak zamanında teşhis edilirse antibiyotiklerle kolayca tedâvi edilebilir.Als de ziekte op tijd herkend wordt, kan ze vrij gemakkelijk behandeld worden met antibiotica.
1599 yaşındadır (1600. yaşına girdiği zamanın olduğu bir doğum günü partisi bölümü vardır.)De jaren 1590-1599 (van de christelijke jaartelling) zijn een decennium in de 16e eeuw.
Zamanında çok dikkat çeken bir buluştur.Luister veel, spreek op het juiste moment.
Bu ciltler zamanının standartlarına göre çok kaliteli idi.Het geleverde werk was -naar de normen van de tijd- van hoge kwaliteit.
Zamanının önemli bilim insanlarından biriydi.Ze correspondeerde met belangrijke geleerden van die tijd.
"HIJLA' mahallesi Artukoğulları zamanında inşa edilmiş bir kışladır.In Haren werd slechts een klein haltegebouw neergezet.
Zamanın Amerikan Başkanı George W. Bush da bu toplantıya katılmıştır.Toenmalig Amerikaans president George W. Bush steunde het plan.
Fakat Dumbledore da zamanında ortaya çıkar ve Harry'yi korur.Rembrandt verschijnt precies op tijd om Hendrickje te redden.