zamanın ile cümle

zamanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Zamanın çoğunu ailesi ile geçirmektedir.Хотя проводит большую часть времени с отцом.
Ekim Devrimi zamanında, bina yaklaşık 1200 mağaza içeriyordu.Накануне февральской революции здесь проживало 1200 жителей.
Çünkü onun kendi evinde kayıt stüdyosu vardı ve boş zamanında orada şarkılar besteleyebilecekti.Так как дома у неё оборудована студия, Лавин могла сочинять и записывать песни в свободное время.
Sovyetler Birliği zamanında Ortodoks din adamları buraya gömülürdü.В советское время на кладбище хоронили представителей православного духовенства.
Yine bu tatil esnasında zamanın ABD Başkanı John F. Kennedy ile tanıştı.Во время этой поездки он был удостоен встречи с президентом США Джоном Кеннеди.
Zamanında Mısır'da ahaliyi açlık kırıp geçirmekteydi.На ранее цветущей Украине наступил голод.
Stephen Hawking'in kitabı Zamanın Kısa Tarihi'ne ithaf edilmiştir.Саган написал предисловие к книге Стивена Хокинга «Краткая история времени».
Zamanının en büyük gemisi şeklinde ün saldı.Считался сильнейшим кораблем своего времени.
Mevlânâ Halid-i Bağdadî'nin önde gelen talebelerinden ve zamânındaki büyük velîlerdendir.Лоа — это поклонение духам предков и диким богам (древним разумным животным).
E. T. A. Hoffmann senfoniyi "zamanının en önemli çalışması" olarak nitelemektedir.Э. Т. А. Гофман назвал симфонию «одним из самых значительных произведений эпохи».
Boş zamanının büyük çoğunluğunu spor yaparak geçirmektedir.Обучению игре на них он посвящает большую часть своего свободного времени.
Yeniçeriler barış zamanında İstanbul’u korurlardı.Сталин продолжал занимать эту должность и в мирное время.
Zamanında Budizm’de Japonya’nın en önemli merkezi olan Tōdai-ji, sonraları bu rolünü kaybetmiştir.Некогда являясь транспортным узлом районного значения, в настоящее время Середина-Буда утратила эту роль.
Aziz Bey zamanında İzmir önemli imar faaliyetlerine de sahne olmuştur.В историю ислама Али вошёл как трагическая фигура.
Levi ben Lahma'ya göre, kitabın yazıldığı zaman olan Musa zamanında yaşamıştır.Леви бен Ла’ма утверждал, что Иов жил во времена Моисея, который, якобы, и написал Книгу Иова.
Paeonia Philip zamanında zorla Makedonya yönetimi altına girmişti.После краткого преследования Фламинин вынудил Филиппа бежать к Темпам в Македонию.
Barış zamanında sadece hançer kullanırlardı.В мирное время кадрированные.
Jandarma ile Sahil Güvenlik, barış zamanında İçişleri Bakanlığı'na bağlıdır.Командование береговой охраны (штаб в Анкаре) в мирное время подчиняется министерству внутренних дел.
Bunların gerçekleşeceği zamanın alameti ne olacak?В чём может быть причина такой задержки?
Belki de zamanın başlangıcından beri vardılar.Она существует с начала времён.
Yeni patronu varlıklı, genç ve yakışıklı aristokrat Tony (James Fox) ile olan randevusuna tam zamanında gelir.Неудивительно, что в него по уши влюблена юная и очаровательная Манетта (Клод Жад).
Bu sıcaklık artışından dolayı, karışımın zamanından (buji ateşlenmeden) önce tutuşması vuruntuya neden olur.Душа в той стадии голода (да и тело!), когда уже нет острого мученья, наступает период сонливости».
Zamanın davranış şekillerinden çok hoşnutsuzdur ve geçmiş zamanı bir melankolik hava ile hatırlamaktadır.В OVA Кейт выглядит гораздо более спокойной, так как потеряла воспоминания о прошлом.
Zamanının en iyi doktorlarındandır.Был одним из самых способных врачей своего времени.
Bu kuram, zamanının çok ilerisindeydi.Эта инициатива намного опережала своё время.
Zamanın bir başlangıcı var mıdır?«В начале будет Слово?
Zamanında altta yatan nedenlere müdahale edilmediği takdirde ölümcül olabilir, demansa gidebilir.Тот, кто не успеет вовремя добраться до Ворот, обязательно погибнет.
Doktorun zamanında doğru teşhis yapması bu yüzden çok önemlidir.Поэтому крайне необходима своевременная диагностика.
Dünyanın dönüşünü, tıpkı öğüttüğü tahıllar gibi zamanın yokoluşunu temsil ederler.В тексте композиции описываются сменяющиеся, как времена года, любовные чувства.
İşteki çoğu zamanını uyuyarak ve müşterileri tersleyerek geçirir.Они, якобы, провели на работе большую часть времени, развлекая других работников.
Tarkington, zamanının en popüler Amerikan romancılarından biriydi.Гофман был одним из лучших американских социологов своего поколения.
Kalabalığa hitap eden önemli bir isim, o zamanın Belediye Başkanı Hacı Hasan Paşa'ydı.Слишком уж много нареканий было к работе тогдашнего мэра Павла Филиппова.
Çağdaş zamanın başlangıcı Orta Çağ'dan sonradır.Первоначально традиция награждения часами берёт своё начало от эпохи Позднего Средневековья.
Bazıları okul zamanında hızlı konuşabilir.Его можно часто увидеть в школе.
Noel Baba tam zamanında kızağıyla gelir.Неожиданно приезжает Санта-Клаус.
1958-1959 yılları arasında zamanın başbakanı Tafawa Balewa'nın meclis sekreteri olarak görev aldı.В 1958—1959 — парламентский секретарь премьер министра страны Абубакара Тафавы Балевы.
Belgeler, 7. yüzyılda Arapların adayı fethi zamanında Rodos'ta Yahudilerin yaşadığını belirtmektedir.О евреях Родоса сообщается в документах, приходящихся на времена завоевания острова арабами в VII веке н. э.
Ernest Hoschedé zamanının büyük bölümünü Paris'te geçiriyordu.Эрнест проводил много времени в Париже.
Zamanının büyük kısmını bu yardıma muhtaç insanlarla geçirmeye başlar.Большую часть своего времени тратил на помощь бедным.
Bu taşkınlıklar zamanında, Williams ve Guy Chambersın yollarını ayırdığı resmi olarak onaylandı.Очень скоро и факт, и время смерти Элизабет Хьюм, были подтверждены.
Fakat kesin olmayan sebeplerle, İmparator Yao'nun zamanında bu güneşlerin hepsi birden göğe çıkarlar.Во времена правления императора Яо на небе появились сразу десять солнц.
Bu mevsimi düzenler ve zamanında başlayıp zamanında sona ermesini sağlar.Каждое дело начинай и заканчивай в срок.
Uzay zamanın yapısı bilineer formuyla belirlenir.Изображением Космоса, каким он представляется Конструктору?
Teknoloji olarak Amiral Graf Spee zamanının ilerisindeydi, özellikle hız konusunda.«Адмирал Граф Шпее» уменьшил скорость.
Çok zeki bir kişi olduğu için zamanının en iyi eğitimini almıştır.Благодаря своему необычному интеллекту он всегда был одним из лучших учеников.
Ve de artık bitirme zamanın geldiği kararına vardılar.Между тем время для принятия решения уже наступило.
Utangaç bir çocuk olduğu doğruydu; zamanının çoğunu kitaplar arasında geçiriyordu.Одинокий и замкнутый парень, большую часть времени проводящий за книгами.
Sİmler zamanında çıkış yapmazsa, bir gün daha kalmak zorunda kalırlar.Если Роженица не принесла их вовремя, то делает это позже.
Çiftleşme zamanının haricinde misk geyikleri kesinlikle yalnız yaşar.Исключая период спаривания, живут поодиночке.
Okul dışında kalan tüm zamanını dergiye veriyordu.وكان يعطي كل وقته الذي يتبقي خارج المدرسه إلي المجله.
Araştırma yazısı savaş zamanında ve Almanca yayımlanmıştı dolayısıyla başka bir yerde çok fazla okunmadı.وقد نشرت ورقته في زمن الحرب، وباللغة الألمانية، لذلك لم تقرأ على نطاق واسع في أماكن أخرى.
Zamanının çoğunu Nazca'da evinde yalnız geçirmiştir.وقد أمضت معظم وقتها وحيدة في بيتها في نازكا.
Zamanının en iyi doktorlarındandır.الوقت أفضل طبيب.
Örneğin, Arthur Berry “Hooke, zamanın en iyi bilimsel keşiflerinin değeri olduğunu iddia etti.”’ini söyledi.على سبيل المثال، قال آرثر بيري أن هوك "إدعى ملكيته لمعظم الاكتشافات العلمية في ذلك الوقت."
1993'teki Bağımsızlık zamanında Eritre on şehir olarak düzenlendi.في وقت الاستقلال في عام 1993 تم ترتيب إريتريا في عشرة أقاليم.
Şiddet karşıtı bir ordu savaş zamanında da barış zamanında da silahlı insanlar gibi davranmaz.فجيش متصد للعنف لن يتعامل مثل الأشخاص المسلحين سواء في أوقات الحرب أو في أوقات السلام.
Abovyan zamanından çok ilerideydi ve eserlerinin neredeyse hiçbiri ömrü boyunca yayınlanmamıştı.كان أبوفيان متقدما بفارق كبير عن وقته ولم ينشر له شيء تقريبا من أعماله خلال حياته.
Ben de Mevlânâ zamanında gelseydim Mesnevî'yi yazardım.وأوقات كنت إقرالو إشيا انا كاتبتا..
Güneş zamanının temel birimi gündür.الوحدة الأساسية للقياس في التوقيت الشمسي هي اليوم.
Emmy zamanındaki birçok kız gibi yemek ve temizlik yapmayı öğrenmiş, piyano dersleri almıştır.تعلمت الطهي والتنظيف مثلها مثل معظم الفتيات في ذلك الوقت ، وأخذت دروس في العزف على البيانو .

İlgili Sayfalar