zamanın ile cümle
zamanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Eserin zamanın ilerleyişini gösteriş tarzının batı sanatında bir örneği daha yoktur.Il modo con cui il dipinto mostra lo scorrere del tempo è senza precedenti nell'arte occidentale.
Zamanının en gözde kadınlarından birisidir.Fu una delle donne più eminenti del suo tempo.
Çünkü Van Kalesi'nin o zamanın şartlarıyla yapılmasının olanaksız olduğu düşünülmektedir.La cattedrale-fortezza al tempo era considerata impenetrabile per la sua posizione.
Kuraklığın başlama ve bitme zamanının tespiti zordur.È dura distinguere l'inizio e la fine.
Hipokrat zamanından beri insanlar tıbbın potansiyel kötü etkileri olabileceğini düşünmektedirler.Fin dai tempi di Ippocrate è noto il potenziale effetto dannoso delle cure mediche.
(Le Marais zamanında şehir duvarlarının dışında kalıyordu.)(Nè ancora aveva Romolo innalzato le mura dell'Eterna Urbe).
Nerva'nın imparatorluğu zamanında MS 97 yılında Tacitus consul suffectus (vekil konsül) olur.Nel 97, durante il regno di Nerva, Tacito fu nominato consul suffectus.
Zamanın halkı onlara "durgunlar" demekteydi.E l'uomo riprese: «Parlami allora dei segni premonitori».
Bu ezici bir darbeydi, fakat Yoda tam zamanında kendisine gelerek kendi hayatını kurtaracak vakti buldu.L'incontro fu effettivamente una trappola, ma Ezio arrivò appena in tempo per proteggerlo.
Yine de rehinelerden birini daha kurtarabilen Harry, görevi zamanında tamamlayamamıştır.Se il giocatore non riesce a completare queste missioni a tempo, non potrà completarle nuovamente più avanti.
Çin Standart Zamanına göre 12:00'de başlayan ön eleme turunun ardından iki tur daha yapıldı.Alle 19 in ritardo rispetto al previsto prende il via la seconda manche.
Ancak, mektup Romeo'ya zamanında ulaşmaz.Il messaggio non raggiunge l'imperatore in tempo.
Özellikle kaybolan, yitirilen zamanın arayışı üzerine.Alla ricerca del modello perduto.
Kitapları zamanın müzik teorisiyle ilgilidir.Siamo ormai vicini ai caratteri dei libretti per musica del tempo.
Zeyd, zamanının müfessirlerinden sayılmaktadır.Cosa che Skye fa puntualmente.
Paeonia Philip zamanında zorla Makedonya yönetimi altına girmişti.La Peonia era già stata integrata a forza nella Macedonia sotto il regno di Filippo.
Ölmek için ne kadar zamanının kaldığını göremez.Nessuno sa da quanto tempo sia morto.
Barış zamanında sadece hançer kullanırlardı.Formazione di un contingente in tempi di pace.
Ishme-Dagan zamanında ise Nippur'a hakim olunmuştur.Doppiata da Mamiko Noto Hiroshi Nakaizumi (中泉 浩 Nakaizumi Hiroshi?)
Eğitim bakanlığı zamanında hükümetin en genç bakanı olmuştur.Al momento dell'elezione era il più giovane capo di governo nel mondo.
Raimondo D'Aronco, Alexandre Vallaury zamanın önde gelen mimarlarıdır.Raimondo D'Aronco e Alexander Vallaury furono i caposcuola di questo periodo ad Istanbul.
Ayrıca yılın hiçbir zamanında su sıkıntısı yaşanmamaktadır.Inoltre è da notare che non rimane mai a secco durante tutto l'anno.
Bazıları okul zamanında hızlı konuşabilir.Viene spesso affrontata nelle ore di lezione a scuola.
Acil müdahale gereken birçok yaralıya zamanında yardım edilememişti.Molti che si recarono al pronto soccorso non poterono essere curati.
Kılığı zamanın akademik giysisi ve kepidir.I Sim che si devono laureare indossano la toga e il tocco accademico.
İmparator Nero (54-69) zamanında Senato’ya girmiştir.Durante il principato di Nerone (54-68), divenne senatore.
Ses kayıtları (zamanın şartları yüzünden kötü kalitede olsa da) Chanterelle'de satılmaktadır.Ogni modifica del software è tracciata nel changeLog.
Sitatunga (Tragelaphus spekei) neredeyse tüm zamanını suda geçirir.Smeraldo: Azumarill trascorre tutta la giornata in acqua.
O evrende, zamanın en büyük insanı kuruluşu, Imperium’un lideridir.In quell'universo, è il sovrano dell'Imperium, la più grande organizzazione umana del periodo.
Bu ciltler zamanının standartlarına göre çok kaliteli idi.I membri della spedizione erano piuttosto benestanti per gli standard dell'epoca.
Zamanın kumları sayesinde o da insanlığını kaybedip bir kum canavarına dönüşmüştür.Inizialmente era un uomo ma, a causa delle sabbie, è diventato un gigantesco mostro di sabbia.
Yasak Şehir sitesi, Moğol Yuan imparatorluğu zamanında imparatorluk şehrinin parçası idi.Il sito dove sorge oggi la Città Proibita era parte della città imperiale già durante la Dinastia Yuan.
Çünkü bu onun yer ve zamanını seçtiği durum değildi.Non appartiene al SI, in quanto contiene la misura del tempo in ore.
Ayrıldığı nokta ise uzay zamanın bükülmesidir.Il tema dell'esposizione fu L'Uomo nell'era dello spazio.
Böylece diğer işçiler zamanında dışarı çıkabildiler.I due complessi vennero poi uniti nel tempo.
Araplar en önemli başarılarını onun zamanında elde ettiler.In quest'ultima specialità ha colto i suoi più importanti successi a livello individuale.
1368 yılında Sultan I.Murad zamanında ikinci ve son olarak Roma İmparatorluğu'ndan geri alınmıştır.A battuta 348 ritorna definitivamente e per l'ultima volta il tema base del movimento.
Özbek Han zamanında (1313-1340) İslâm dini, 1320'den sonra büsbütün kuvvetlendi.İnanç figlio di Ali, gli succede (prima del 1332, probabilmente già nel 1314).
Ortalama güneş zamanını belirlemek için birçok method kullanıldı.Sono stati sviluppati molti metodi per la misurazione della temperatura.
Olanlarda da zamanın şartlarına uygun değişimler gözlenmektedir.Vediamo come variano nel tempo le grandezze in gioco.
Böylece Caligula senato tarafından en iyi zamanında bile kısmi bir destek gördü.Sembra, tuttavia, che in quel periodo Eliogabalo fosse amato sia dal Senato sia dal popolo.
Ölüm zamanında o, Amerika'nın en ünlü insanlarındandı.Al momento della morte era la più anziana Miss America ancora in vita.
Zamanının en iyi doktorlarındandır.Era uno dei chirurghi più importanti del suo tempo.
Şehir MÖ 26'da Romalılar zamanında Portus Victoriae Iuliobrigensium olarak kurulmuştur.Santander fu fondata dai Romani come Portus Victoriae.
Yaz zamanında yoğunlukla Akdeniz'de de görülebilirler.In estate è possibile visitarne anche i sotterranei.
"Bu kitap zamanın ziyneti ve süsüdür.Altri scrittori del periodo furono Ndre Mjeda e Asdreni (pseudonimo).
Bu geçmiş zamanda yaşanmış olan olaylar şimdiki zamanın olay örgüsünü oluşturmuştur.Quanto accade in quella memorabile serata sarà oggetto di discussione fino ai giorni nostri.
Sessizlik zamanın başlangıcından bu yana yeryüzünde var olmuştur.La fermata è attiva fin dall'epoca dell'inaugurazione.
Programın zamanınını tutar.Rimane la planimetria.
Başbakanlığı zamanında Amerikan yanlısı olmakla suçlanmıştır.Lei disse di aspirare a diventare Presidente degli Stati Uniti d'America un giorno.
Bu gidişat Hacı İsmail Han'ın zamanında da devam etti.Tale abitudine proseguì anche al tempo della Dinastia Sung.
İlk amniyonlar, reptilimorphlar zamanında yani Karbonifer çağının sonlarına doğru görülmüştür.I primi amnioti apparvero intorno al tardo Carbonifero, da rettiliomorfi ancestrali.
Yoğun trafiğe rağmen zamanında vardık.Несмотря на интенсивное движение, мы прибыли вовремя.
Doktor onu kurtarmak için zamanında geldi.Доктор прибыл вовремя, чтобы спасти её.
O zamanında geldi.Он пришёл тютелька в тютельку.
Tam zamanında!Как раз вовремя!
O, zamanının çoğunluğunu çocuklarına bakarak harcar.Она тратит большую часть времени, приглядывая за своими детьми.
Köprüyü yapmayı zamanında bitirdiler.Они закончили строительство моста вовремя.
Tom zamanının çoğunluğunu Mary'ye yardım ederek harcar.Фома проводит большую часть своего времени, помогая Маше.
Zamanında geldik.Мы вовремя.