zamanın ile cümle

zamanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Zamanının büyük bir bölümünü Venedik'te geçirdi.Probablemente pasó la mayor parte de su vida en el área de Venecia.
Rus İmparatorluğu zamanında, Kuban bölgesi Adığelerin (Çerkeslerin) toprakları idi.Durante el Imperio ruso, la región del Kubán era un territorio cosaco.
Babbage'ın zamanında, matematiksel tablolar çok yüksek oranda işlem hataları içeriyorlardı.En el mundo de Babbage, sus máquinas estaban limitadas por el número ...
Yani zamanının dolmasına az kalmıştır.Apenas dispone de tiempo para sí misma.
Öykü Filistin'de Kudüs yakınlarında Üçüncü Haçlı Seferi zamanında geçmektedir.La historia está ambientada cerca de Jerusalén, en Palestina, durante la Tercera Cruzada.
3000 koltuklu bu sinagog Almanya'da zamanının en büyük sinagoguydu.Fue la sinagoga más grande de Alemania en este tiempo, con capacidad para 3.000 personas.
Fakat Dumbledore da zamanında ortaya çıkar ve Harry'yi korur.Mothra llega justo a tiempo para defender a su huevo.
Filmin çekildiği yer zamanında savaş filmleri dışında kullanılan en büyük set olmuştur.El set de la película es el más grande no bélico construido hasta el momento.
Zamanın çoğunu ailesi ile geçirmektedir.Dedicaba a ellas la mayor parte de su tiempo.
Fas, bu Berberî yönetimleri zamanında belki de tarihteki en parlak dönemini yaşadı.Un viaje a París fue, tal vez, el recuerdo más perdurable de aquella época.
Zamanının en ileri savaş gemilerinden sayılır.Fueron los mayores buques de su época.
Karaköy, Bizans zamanından beri bir liman alanına sahipti.Cos tuvo asentamientos importantes desde la Edad del Bronce.
Atlantik Okyanusundaki bu adaların alınması süreci III. Enrique zamanına kadar uzanmaktadır.Se ha comenzado a darles el nombre de caporales en tiempo de Enrique II.
Karamanoğlu Mesut Bey zamanında Mut, 5 sene Beyliğe başkentlik yapmıştır.Adoración Pérez de Comerón, durante 15 años lo hizo la Sra.
Geçişi zamanından başlatma.Aguja de pasar o pasador.
Genel kavisli uzay zamanında küresel enerji-momentum vektörünü tanımlamanın hiçbir yolu yoktur.No hay de hecho manera de definir un vector global de energía-momento en un espacio-tiempo curvado en general.
Türkçe ismi Zamanın Ötesinden'dir.Russian Time deja la categoría.
Tren zamanında vardı.Il treno è arrivato in tempo.
Keşke zamanında dönebilsem.Vorrei poter tornare indietro nel tempo.
Sanırım o, zamanın en büyük sanatçısı.Penso che sia il più grande artista della nostra epoca.
Tom boş zamanının çoğunu kitap okuyarak geçirir.Tom trascorre la maggior parte del suo tempo libero leggendo libri.
Tom Mary'ye John'u yardım etmesi için ikna etmeye çalışarak zamanını boşa harcamamasını söyledi.Tom ha detto a Mary di non perdere tempo cercando di convincere John a dare una mano.
Tom randevulara her zaman zamanında gelir.Tom arriva sempre puntuale agli appuntamenti.
Tom çocuklarıyla geçirmek için daha fazla zamanının olmasını istedi.Tom avrebbe voluto avere più tempo da passare con i suoi bambini.
Tom zamanında oraya varmayı başardı.Tom riuscì ad arrivare là in tempo.
Senin fazla zamanın yok.Non hai molto tempo.
Gelecek hafta daha fazla zamanın olacak.Avrai più tempo la settimana prossima.
Senin eve gitme zamanın.È tempo che tu vada a casa.
Eğer bütün yolu koşsaydın oraya zamanında varırdın.Se avessi corso per tutta la strada saresti arrivato in tempo.
Ernest Hoschedé zamanının büyük bölümünü Paris'te geçiriyordu.Ernest Hoschedé passerà la maggior parte del tempo a Parigi.
Meselâ Mûsâ Peygamber, zamanının kutbudur.(Interpretazione della figlia del Faraone che trova Mosè).
Frank Sinatra'yla da zamanında ilişki yaşadığı da bilinen bilgiler arasında.In questa inchiesta furono anche accertati i rapporti tra Frank Sinatra e Cosa Nostra.
Zamanının büyük kısmını ay gözlemleri ile geçirmesine rağmen yer çekimi ile de ilgilendi.Passò la maggior parte del suo tempo osservando la Luna, ma si interessò anche ai problemi della gravità.
Metastasio kısa süre içinde kendisini İtalya'daki zamanın en ünlü improvvisatori ile rekabet içinde buldu.Ben presto Metastasio si trovò in competizione con i più celebri improvvisatori d'Italia.
Ücretli çalışma zamanın yasal olarak haftada 35 saat ile sabitlenmesini sağlayan kanundur.Fa varare una legge che riduce l'orario di lavoro a 35 ore settimanali.
Zamanın çoğunu ailesi ile geçirmektedir.Se possibile adora trascorrere la maggior parte del tempo con il suo padrone.
Mehmed Tahir Ağa zamanın en önemli mimarıdır.Mimar Tahir è l'architetto più importante del tempo.
Hatırlayın, SİZİN ZAMANINIZ, SİZİN HAYATINIZ."Ricordate: "È il VOSTRO tempo e la VOSTRA vera vita".
Zamanının en saygı duyulan hükümdarlarından olmayı başarmıştır.Egli giunse allora al massimo del suo potere, divenendo uno degli uomini più ricchi del suo tempo.
Pontus Krallarının tarihi yerleşimidir fakat Strabon zamanında terkedildi.Fu un'antica residenza dei re del Ponto, ma ai tempi di Strabone era ormai abbandonata.
Aristoteles zamanından beri bunlar esas olarak biyolojik süreçler olarak kabul ediliyordu.A partire da Aristotele queste erano state considerate essenzialmente dei processi biologici (vitali).
Ölümünden bir hafta önce aşırı derecede hastalanmıştır ve zamanının çoğunu yatakta geçirmiştir.Non aveva avuto malattie gravi, ma trascorreva la maggior parte del suo tempo a letto.
Râşidîn Ordusu, zamanında güçlü ve çok etkili bir güçtü.Al suo tempo, l'esercito dei Rāshidūn costituì una potente ed efficace forza militare.
Sabit nesne: Üretim zamanında sabit bir durumla kurulmuş bir nesne ve sonrasında değişmeyen nesnedir.Oggetto costante - un oggetto con uno stato fissato all'atto della creazione e che non si modifica in seguito.
Zamanın Konya Valisine çıkarlar.Sii realistico nella gestione del tempo.
Japonya’da bu tasarı, Nara zamanından beri bilinmektedir.Fu introdotto in Giappone durante il periodo Nara.
1976 yılından itibaren tüm zamanını partiye ve sosyal faaliyetlere ayırdı.Dal 1976 ha lavorato esclusivamente nel partito e in attività sociali.
Tabii ki bu durum Vedik zamanında farklıydı; çünkü o zamanki yaşam koşulları farklıydı.Non credo che fosse perché io apparivo diverso all'epoca.
O zamanın parasıyla tüm bunlar 40 bin liraya mal olmuştu.Costò allora, in tutto, 40.000 lire.
O zamanın el kitaplarını gözden geçirdi.Fu in questo periodo che scrisse i suoi libri.
Zamanının çoğunu Nazca'da evinde yalnız geçirmiştir.Lavorò da sola dalla sua casa di Nazca.
Sadece zamanın en zenginleri bu pahalı maddeden kayda değer bir miktarda sahip olabilmiştir.Solo gli anziani riescono oggi ad apprezzare pienamente questa forma d'arte così complessa.
Bu sözleri, onun zamânında (hük.Al momento del suo apogeo (ca.
Fakat zamanının bir kısmını Albuquerque, New Mexico'da geçirdi.Negli ultimi anni della sua vita si stabilì ad Albuquerque, nel Nuovo Messico.
Zamanında çok dikkat çeken bir buluştur.Numerosissimi gli apprezzamenti nel tempo.
Ancak zamanın Batman editörü Denny O'Neil yeni Robin'i çizgi roman serilerine koydu.Ciononostante, l'editor di Batman Denny O'Neil decise di introdurre un nuovo Robin.
Direniş zamanında, bir küçük azınlık dışında tüm toplum isyana katılmıştı.Come si vede questo circolo vizioso nuoceva a tutti fuorché a una ristretta minoranza.
Muhacır zamanından sonra boşaltılan köy çoğunluğu orda kalıp oranın halkı olarak kaldı.Molti rientrarono in città per salvare il salvabile; altri si dispersero.
14 yaşında iken büyükusta oldu (zamanında bir dünya rekoru).Ha esordito in Nazionale a 14 anni (record mondiale).
Kent en ihtişamlı dönemini Roma zamanında yaşamıştır.Ron dirà che è stato il suo più grande momento di gloria.

İlgili Sayfalar