zamanın ile cümle

zamanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
II. Stjepan Kotromanić zamanında tüm üç kilise de Bosna’da mevcuttu.Durante el reinado de Stjepan II, las tres iglesias estuvieron presentes en Bosnia.
Gübreleme çiçeklenme zamanında haftada bir kere yapılır.La floración se produce una sola vez por temporada.
Snorri Sturluson, çağdaşı İsveç kralı Adils'in (Eadgils) zamanının en iyi atlarına sahip olduğunu yazmıştır.Snorri Sturluson escribió que Adils tenía los mejores caballos de su época.
Bu manastır, zamanının en önemli öğreti merkezi haline gelmiştir.El mar se convertiría en su principal medio de comunicación.
Zamanının en iyi doktorlarındandır.También estuvo entre los mejores médicos de su país.
The Child in Time Zamanın İzlerinde.«La peregrinación en la huella del tiempo.
Bu zamana kadar akçelerin ayarı 90 olduğu hâlde, onun zamanında 85 ayara düşürüldü.Cuando me levanté por la mañana ya eran 58.000.
23:25 İşçi mesai zamanında yememeli Deut.Cap XLI: A qué horas deben comer los monjes.
1703-1730) ve sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa zamanına rastlar.1703-1730) y bajo el impulso de su gran visir İbrahim Paşa, se produjo un período de paz.
Bu kuram, zamanının çok ilerisindeydi.Sus buques estaban muy por delante de su tiempo.
Raimondo D'Aronco, Alexandre Vallaury zamanın önde gelen mimarlarıdır.Raimondo D 'Aronco y Alexander Vallaury fueron los principales artífices de este período en Estambul.
Derginin fiyatı o zamanın parasıyla 35 cent idi.En aquel momento, la libra de pan costaba una media de 35 céntimos.
Paralı askerlerin maaşlarının zamanında ödenmemesi.¿No defraudáis el salario de vuestros obreros?
Stephen Hawking'in kitabı Zamanın Kısa Tarihi'ne ithaf edilmiştir.Está inspirado en el libro de Stephen Hawking A Brief History of Time (Una Breve Historia del Tiempo).
Zamanında böyle satış yasaklanmıştı."En la actualidad este tipo de vendaje está prohibido.
Romalılar zamanında, Katwijk öneme sahip bir yerdi.En tiempos romanos, Katwijk era un lugar de importancia estratégica.
Hamlet birkaç farklı yönden, zamanının drama yazım adetlerinden ayrılır.Hamlet se distanció de la convención dramática de su momento en varios aspectos.
Ancak zamanın Batman editörü Denny O'Neil yeni Robin'i çizgi roman serilerine koydu.Sin embargo, el editor Denny O'Neil quiso introducir un nuevo Robin.
Zamanın Konya Valisine çıkarlar.El Tiempo por su lado respeta el Orden.
Bu sözleri, onun zamânında (hük.Su proximidad (cuán pronto).
Mısır'ın komşuları ile bilinen kayıtlı ilk ilişkileri bu hanedan zamanında başlamıştır.Los primeros documentos conocidos del contacto de Egipto con sus vecinos son escritos durante esta dinastía.
Zeyd, zamanının müfessirlerinden sayılmaktadır.Goya, testigo de su tiempo.
Adaylığı zamanın süper güçleri Birleşik Krallık, Fransa ve Rusya tarafından desteklenmiştir.Su oferta es apoyada por los miembros permanentes Francia, Rusia y el Reino Unido.
Ben de Mevlânâ zamanında gelseydim Mesnevî'yi yazardım.Si estuviera puesto por escrito, lo habríamos agarrado ...
An, zamanın bölünmez parçası, sonsuzluk demek."Punto del tiempo, eje de lo infinito».
Gemi zamanına göre modern araçlarla donatılmış, elektrikle aydınlatılmıştı.Hace décadas estaban impulsadas a vela, hoy a motor.
Burada, zamanın büyük matematikçileri Ernst Kummer, Karl Weierstrass ve Leopold Kronecker'den dersler aldı.Tuvo como profesores en el campo de las matemáticas a Ernst Kummer, Karl Weierstrass y Leopold Kronecker.
Zamanının prehistorik hayvanlarıda burada yaşamışlardı.El mundo de los animales prehistóricos.
Boş zamanının çoğunu yüzme antrenmanı yapmakla geçirir.Se dice que pasaba gran parte de su tiempo pescando.
Oyun zamanında oldukça dikkat çekiciydi, çünkü zarif bölüm tasarımları hızlı bir oynanışa izin veriyordu.El juego fue destacado en su época porque el diseño inteligente de sus niveles permitía avanzar rápidamente.
Oraya zamanında varamamıştır.Esta última no llegó a tiempo.
Bazı durumlarda, bu bir aylık eğitim zamanına denk gelebilmektedir.Esto es equivalente a haber recibido un mes extra de clases.
Arap Philip ve Valerian zamanında Roma ordusunda subaydı.Era un oficial del ejército romano con Filipo el Árabe y Valeriano.
Zamanının büyük çoğunluğunu komşularını gözetleyerek geçirir.Sus antiguas calles denotan un gran número de vecinos.
Biz bu hareketlerden, zamanın geçtiğini anlarız.Solo hay que esperar a ver que nos trae el tiempo.
Zamanın yeniden keşfine odaklanmak istemiştir.En el Renacimiento volvió a ser objeto de estudio.
Zamanında çok dikkat çeken bir buluştur.Fue muy celebrado en su tiempo.
III. Aleksandr zamanında isim üç namlulu tüfek model 1891 yılı' olarak değiştirildi.Así pues, recibió la designación oficial de Fusil de tres líneas, Modelo 1891.
Hatırlayın, SİZİN ZAMANINIZ, SİZİN HAYATINIZ."«Su vida y su época».
Zamanının ilerisinde bir tasarıma sahiptir.Donde ahora estoy en pie frente a mi tiempo.
Antik Yunan ve Roma zamanında, mendiller bugünkü şekilde sıklıkla kullanılırdı.En la antigüedad, sobre todo durante la época de los griegos y los romanos fue ampliamente usada.
Ancak, mektup Romeo'ya zamanında ulaşmaz.Lloyd no es capaz de alcanzar a Mary a tiempo.
Hâlâ görülebilen en son traverten kaldırımı, Augustus'un yönetimi zamanındandır.Su pavimento de travertino definitivo, que aún puede verse, data del reinado de César Augusto.
Hobbes: "Zamanının çoğunu geğirerek geçirdiğini hatırlıyorum."Creo que Hotch siente que hay mucho en juego todo el tiempo ".
1812 ve 1825 yıllarında Arşimandrit Arsenius zamanında daha da genişletilmiştir..Más tarde, en el período de 1812 a 1825 el monasterio fue ampliado por el archimandrita Arsenio.
Bazı gençler gündüzden kına evinin tavanına çıkar orda beklerdi kına zamanını.Los niños solían esperar frente a su oficina hasta que llegaba la hora de cerrar.
Çünkü onun kendi evinde kayıt stüdyosu vardı ve boş zamanında orada şarkılar besteleyebilecekti.Debido a que tiene un estudio en su casa, fue capaz de grabar y componer en su tiempo libre.
Roma İmparatoru Hadrianus zamanında, yani 117 ile 138 yılları arasında tasarlandığı bilgisi vardır.En ella es aludido el emperador Adriano, por lo que la tabla dataría entre los años 117 y 138.
Çin, batısındaki ülkelerle temas kurmaya Zhang Qian zamanında MÖ 126 yılında ilk olarak başlar.China comenzó a explorar los territorios al Oeste de la delegación de Zhang Qian en el año 126 .
Optikte x 3 {\displaystyle x_{3}\ } zamanın rolünü üstlenir.El eje x {\displaystyle x} corresponde al tiempo.
Bu tarihten sonra da zamanını iktisatla ilgili araştırmalar yaparak geçirdi.El resto del tiempo ella proseguiría con sus propias investigaciones.
Bu geçmiş zamanda yaşanmış olan olaylar şimdiki zamanın olay örgüsünü oluşturmuştur.Los eventos de este tiempo pasado establecen la pauta para los eventos del presente.
Madrigal zamanının dini olmayan en önemli müzik formudur.El madrigal fue la forma musical secular más importante de su tiempo.
Bilgilerin zamanında yayınlanması salgınların önlenmesi açısından çok önemlidir.La publicación debe realizarse a tiempo para preservar el valor de la información.
Setsuna'nın yandaşları da cehennemden zamanında kaçarlar.Los aristócratas consiguieron huir a tiempo a la fortaleza del Etna.
Zamanının önemli bilim insanlarından biriydi.Se correspondía con los sabios de su tiempo.
Metallica üyeleri ile geçirdiği zamanın bir kısmı Some Kind of Monster belgeselinde yer almaktadır.Algunos fragmentos de la reunión de Reeder con Metallica se pueden ver en el documental Some Kind of Monster.
Zamanının çoğunu meditasyon yaparak ya da Shuggazoom'da devriye gezerek geçirir.Tim ahora pasa la mayoría de su tiempo jugando un MMORPG.
Lise zamanında beyzbol oynamıştır.Solía jugar béisbol durante la secundaria.
Birleştirici Güç, uzay ve zamanın birbirine girerek bütünlük arzettiğini anlatır.La integral se calcula sobre el espacio-tiempo entero si converge.

İlgili Sayfalar