zamanın ile cümle
zamanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Buna rağmen, M3 (M35) otoyolun yeni bölümü halihazırda seyahat zamanını önemli derecede kısalttı.Plus récemment enfin, l'autoroute M25 s'est construite tout près.
Bu sistem Kubilay Han zamanında tüm Çin'i kapsayacak biçimde oluşturulmuştu.Durant la dynastie Qing, le système Baojia est étendu à l'ensemble de la Chine.
Oraya zamanında varamamıştır.Mais il n'y parvient pas à temps.
Vaalbara zamanında dünya hayvanlardan yoksundu ancak yaşam vardı ve bitkiler vardı.Au Silurien il n'y avait pas encore de vie animale sur terre, il n'y avait que des animaux marins.
Kudüs Kralı I. Baudouin'den gelen askeri yardım zamanında yetişemedi.Alexandre Jannée occupe Gaza qui n’a pu être secourue à temps par le roi nabatéen Arétas II.
Bu yönde ortaya koyduğu zengin tartışmalarla, zamanının en etkili filozoflarından biri olmuştur.La fortune de Le Ber fit de lui une des personnalités les plus influentes de son temps.
Randevuya zamanında geldi.Él llegó a tiempo a la cita.
Zamanın bitti.Se te acabó el tiempo.
Biz zamanında varacak mıyız?¿Llegaremos a tiempo?
Yağmura rağmen zamanında vardı.Llegó a tiempo a pesar de la lluvia.
Uçak New York'a zamanında vardı.El avión llegó puntual a Nueva York.
Tren zamanında vardı.El tren llegó puntual.
Yılın bu zamanında bir sürü karımız var.Nieva mucho en esta época del año.
Benim senin parana ihtiyacım yok. Sadece senin zamanına ihtiyacım var.Yo no necesito tu dinero. Solo necesito tu tiempo.
Zamanında gelmediği için Tom Mary'ye özür dilemelidir.Tom debería pedirle perdón a Mary por no haber llegado a tiempo.
Zamanın olursa beni görmeye gel.Ven a verme si tienes tiempo.
Biz zamanında eve varamayacağız.No podremos llegar a casa a tiempo.
Zamanınızı iyi kullanın.Hagan un buen uso de su tiempo.
Tren zamanında istasyondan ayrıldı.El tren salió de la estación con puntualidad.
Tom raporunu yazmayı zamanında bitirebildi.Tom pudo terminar de escribir su informe a tiempo.
Ne olursa olsun, Tom her zaman zamanında gelir.Sin importar lo que pase, Tom siempre llega a tiempo.
Havaalanına zamanında varacağımızı düşünüyor musun, Paul?Paul, ¿crees que llegaremos a tiempo al aeropuerto?
Onu zamanında yapabilir misin?¿Podrás hacerlo a tiempo?
Tren zamanında ayrıldı.El tren salió puntual.
O, otobüs için zamanında gelmişti.Llegó a tiempo para coger el autobús.
O, zamanında gelmedi.Él no vino a tiempo.
Zamanının çoğunu ne yaparak geçiriyorsun?¿Qué pasas haciendo la mayor parte del tiempo?
Çocuklarınız uzakta olduğu için, bir sürü boş zamanınız olmalı.Como vuestros hijos están lejos de aquí, debéis de tener bastante tiempo libre.
Onun zamanında geleceğinden eminim.Estoy seguro de que llegará a tiempo.
Oraya zamanında varmak için bir taksiye bindim.Tomé un taxi para llegar allá a tiempo.
Bir randevuya her zaman zamanında varır.Siempre llega a tiempo a una cita.
Tom yardım etmek için zamanın olup olmadığını bilmek istiyor.Tom quiere saber si tienes tiempo para ayudarle.
Her şeyin zamanında hazır olacağını size garanti ediyorum.Le aseguro que todo estará preparado a tiempo.
Zamanın var.Tienes tiempo.
Zamanın yok.No tienes tiempo.
Buraya gelmen ne kadar zamanını aldı?¿Cuánto has tardado en venir aquí?
Zamanında oraya varamadım.No pude llegar a tiempo.
Gelecek hafta daha fazla zamanın olacak.La semana que viene tendrás más tiempo.
Tom onu yapmanın zamanına değdiğini sanmadığını söyledi.Tom dijo que no cree que vale la pena el tiempo para hacerlo.
Tom çok uzun bir zamanını çalışarak gecirdi.Tom pasó mucho tiempo estudiando.
Oraya zamanında varmayı başaramadım.No conseguí llegar a tiempo.
Zamanının çoğunu sessizce geçirir ve minik hayvanlardan hoşlanır.Pasa la mayor parte de su tiempo en silencio y le gustan los animales diminutos.
(Feynman, 1965:59) Sık sık zamanın ve uzayın simetrisinin varlığını açıklama.(Feynman, 1965:59) Con frecuencia, expresan homogeneidades (simetrías) existentes del espacio y el tiempo.
Savaş zamanında savaş gemisi ile ticari gemi arasındaki fark sıklıkla bulanıktır.En tiempos de guerra la diferencia entre buque de guerra y mercante frecuentemente es confusa.
İşi tamamlanan Kung Fury kendi zamanına geri döner.Dando por cumplida su misión, Kung Fury regresa a su época.
Dördüncü Cumhuriyet zamanında federasyon Fransa Parlamentosu'nda temsil edilmiştir.Bajo la Cuarta República Francesa, la federación tuvo representación en el parlamento.
1990 yılında Çekoslovakya'da Federalizm zamanında ČST1 ismi F1 ismine dönüşmüştür.Tras la entrada del federalismo en Checoslovaquia en 1990, ČST1 se convirtió en F1.
Zamanın benden nasıl geçtiğini gördüm.Vi cómo el tiempo se me estaba pasando.
Gad (peygamber) - Eski Ahit'te adı geçen, Davud zamanında yaşamış bir peygamber.Natán (profeta) era un profeta durante el reinado de David; posiblemente, de la tribu de Leví.
Fakat Maria zamanının bu tartışmaların hiçbirine katılmamıştır.Sin embargo, no está documentado que María estuviera involucrada en ninguno de los conflictos de la época.
E. T. A. Hoffmann senfoniyi "zamanının en önemli çalışması" olarak nitelemektedir.E. T. A. Hoffmann describió la sinfonía como «una de las obras más importantes de todos los tiempos».
Zamanın bu konudaki en ünlü ve başarılı örneği T-34 tankıydı.El éxito más famoso y acertado de esta idea fue el T-34 soviético.
Weimar Cumhuriyeti zamanında Demmin, milliyetçi örgütler DNVP ve Stahlhelm'in kalesiydi.Durante el período de la República de Weimar, Demmin fue un reducto para la DNVP y la Stahlhelm.
Arkalarındaki polis eskortu, zamanında duramadığı için Schleyer'in arabasına arkadan çarptı.Su escolta policial no pudo frenar a tiempo y se estrelló contra el auto de Schleyer.
Bunlar gibi, kuruluş zamanından beri birçok çalışma hala duruyor ve sıklıkla kullanılıyor.Estos, como muchos otros trabajos del período fundacional aún siguen en pie, y son altamente utilizadas.
Böylece diğer işçiler zamanında dışarı çıkabildiler.Así los intrusos eran descubiertos a tiempo por los soldados de guardia.
Ödemelerini zamanında yapmalısın.Pagos a plazos.
Sitatunga (Tragelaphus spekei) neredeyse tüm zamanını suda geçirir.El mero (hapuu) se hace casi siempre al vapor.
Zamanında besteci olarak Beethoven kadar ünü bulunmaktaydı.En origen debió ser tan largo como Beowulf.
Oyunun sürümleri zamanın popüler 8-bit ve 16-bit olarak bilgisayarlar için ayarlandı.Se publicaron versiones del juego para las populares computadoras domésticas de 8 y 16 bits de la época.