zamanın ile cümle

zamanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Zamanını boşa harcaman iyi değildir.Idling away your time is not good.
Zamanını israf etmemelisin.You should not waste your time.
Zamanında oraya varmazsın.You won't get there on time.
Ben zamanında istasyona vardım.I arrived at the station on time.
Biz zamanında orada olmak zorundayız, bu yüzden yarın beni bekletme.We have to be there on time, so don't stand me up tomorrow!
Sınıfa zamanında gelmeni istemek çok değildir.It's not too much to ask you to come to class on time.
Maalesef onları zamanında bitiremem.I'm afraid I can't finish them in time.
Bazen tren zamanında gelmez.At times the train doesn't arrive on time.
Doğruyu söylemek gerekirse onu zamanında bitiremedim.To tell the truth, I couldn't finish it in time.
Patron, işe zamanında gelmediği için Mike'ın işine son verdi.The boss gave Mike the ax for not coming to work on time.
Son tren için tam zamanında vardık.We are just in time for the last train.
Bana Fransızcamda yardım etmek için bu hafta sonu biraz zamanın olacak mı?Will you have a little time this weekend to help me with my French?
Trafik çok yoğun değilse zamanında gidebilmemiz lâzım.We should make it if the traffic isn't too heavy.
Yoğun trafiğe rağmen havaalanına zamanında varmayı başardım.In spite of the heavy traffic, I managed to get to the airport in time.
Zamanında yapılan eylem gelecekteki sorunu engeller.Prompt action prevents trouble in the future.
Bana zamanınızdan birkaç dakika ayırır mısınız?Can you spare me a few minutes of your time?
Başarılı olmak istiyorsan zamanını iyi kullan.If you want to succeed, use your time well.
Başarılı olmak istiyorsanız zamanınızı iyi kullanın.If you want to succeed, use your time well.
Lütfen zamanın olduğunda evime uğra.Please drop in at my house when you have a moment.
Kar zamanında varmamızı engelledi.The snow prevented us from arriving on time.
Gemi limana tam zamanında geldi.The ship arrived at the port on schedule.
Ailem, benim büyük büyükbabamın zamanında Tokyo'da yaşamak için geldi.My family came to live in Tokyo in my great-grandfather's time.
Eğer erken kalkarsan okula zamanında varabilirsin.If you get up early, you can be in time for school.
Erken kalk ve zamanında ol.Get up early, and you'll be in time.
Koşmazsan zamanında varamazsın.You won't be in time unless you run.
Biz zamanında varacak mıyız?Are we arriving on time?
Ülkedeki otobüsler genellikle zamanında gelmezler.Buses in the country do not usually come on time.
Trene zamanında yetişecek miyiz?Will we be in time for the train?
Trene yetişmek için bol miktarda zamanın var.You have plenty of time to catch the train.
Tren zamanında istasyondan ayrıldı.The train left the station on time.
Trenin zamanında geleceğine inanıyordu.He assumed that the train would be on time.
Lütfen uygun olan en erken zamanında beni ara.Please call me at your earliest convenience.
Zamanın en büyük sorunu işsizliktir.The biggest problem of the hour is unemployment.
Yoğun trafiğe rağmen zamanında vardık.In spite of the heavy traffic, we arrived on time.
Japonya'da trenler zamanında işler.The trains run on time in Japan.
Onun zamanında gelip gelmeyeceğinden şüphe ediyorum.I question whether he'll come in time.
Onun zamanında gelip gelmeyeceğinden süpheliyim.I doubt if he will come on time.
Onun zamanında gelme olasılığı çok yoktur.There is not much possibility of his coming on time.
O gelse de gelmese de, partiye zamanında başlayacağız.Whether he comes or not, we'll begin the party on time.
Onun zamanında müdahelesi salgını engelledi.His prompt action prevented an epidemic.
Uçağın varış zamanını biliyor musun?Do you know the time of arrival of his plane?
O metotlarında zamanın gerisindedir.He's behind the times in his methods.
O, zamanını iyi kullanır.He makes good use of his time.
O genellikle zamanında gelir.He usually comes in time.
O her zaman eseri ile zamanın gerisinde.He is always behind time with his work.
O, en güzel zamanında öldürüldü.He was cut down in his prime.
Onun zamanında geleceğinden eminim.I'm sure that he'll come on time.
Toplantı için zamanında vardı.He arrived in time for the meeting.
O, onu zamanında bitirmek için elinden geldiği kadar çok çalışmak zorundaydı.He had to work as hard as he could to finish it in time.
Onu zamanında bitirmek için elinden geleni yapacaktır.He will do his best to finish it on time.
Okula tam zamanında vardı.He got to school just in time.
O, son tren için tam zamanında geldi.He was just in time for the last train.
Yağmura rağmen zamanında vardı.He arrived on time in spite of the rain.
Sınıfa zamanında gelebildi.He managed to be on time for class.
Boş zamanının tadını çıkardı.He made the most of his free time.
Boş zamanını en iyi şekilde değerlendirdi.He made the most of his free time.
Toplantıya zamanında gelmeyecek.He won't be in time for the meeting.
O okula zamanında geldi.He was in time for school.
O, son otobüs için tam zamanında vardı.He was in time for the last bus.
Geçtiğimiz yılın bu zamanında Filipinler'de geziyordu.He was traveling in the Philippines this time of last year.

İlgili Sayfalar