zamanın ile cümle
zamanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Zamanın çoğu avant-garde sanatçısı Fluxus içinde yer almıştır.Il a appartenu au groupe d'artistes d'avant-garde Fluxus.
Çin, batısındaki ülkelerle temas kurmaya Zhang Qian zamanında MÖ 126 yılında ilk olarak başlar.La Chine commença à explorer les territoires vers l'ouest à partir de l'ambassade de Zhang Qian en 126.
İki at satın alıp zamanının çoğunu onlarla geçirir.Telle une famille, ils partagent tout et passent la majeure partie de leur temps ensemble.
Yahudiler onun zamanından bir süre sonra, kurtuluşa ermek yerine vatanlarından sürüldüler.Les juges reviennent sur leurs jugement et lui attribue la victoire.
Mike Norris ve annesi Karen zamanında yetişir ve Andy'i kurtarırlar.Heureusement, Dean et Donna arrivent à temps et sauvent Wendy et Sam.
Yılın en soğuk zamanını ifade eder.Le plus froid de toute l'année.
Resim, Marcel Proust'un Kayıp Zamanın İzinde romanında da yer alıyor.À la recherche du temps perdu de Marcel Proust.
Sitatunga (Tragelaphus spekei) neredeyse tüm zamanını suda geçirir.Sihanouk accaparait la quasi-totalité du temps de parole.
Üreme zamanın'ın dışında yalnız yaşar.Vit en solitaire en dehors de la période de reproduction.
Tek amacı, Aku'yu yok edip kendi zamanına geri dönmektir.Déçu, il veut repartir vers son époque.
Sicim kuramında tutarlılık uzay-zamanın 10, 11 ve 26 boyutta olmasını gerektirir.La théorie des cordes requiert pour sa cohérence 10, 11 ou 26 dimensions.
Kitapları zamanın müzik teorisiyle ilgilidir.Cet ouvrage marqua l'histoire de la théorie musicale.
Zamanının büyük bölümünü müzik yaparak geçirdi.Elle continue de consacrer l'essentiel de son temps à la musique.
Fakat Tekev, Altın Konak onun zamanında yapılmadı.Les mesures d'accompagnement urbanistiques n'ont cependant pas été pris à temps.
Örnek 1: Zamanın Sonu’ndaki dönemden bir adam geçmişe yolculuk eder ve idam edilir.Une heure après ce passage, un homme arrive, épuisé.
Burada yaşayan halk Oğuzlar zamanında gelmişlerdir.Les rares gagnants sont ceux qui ont quitté le navire à temps.
Ödemelerini zamanında yapmalısın.Il demanda à être payé d'avance.
Zamanının en saygı duyulan hükümdarlarından olmayı başarmıştır.Il est alors l'un des plus puissants souverains de son temps.
Zamanının şehir duvarları dışına yapılmıştır.Fondée en dehors des murs de la cité.
Bu mevsimi düzenler ve zamanında başlayıp zamanında sona ermesini sağlar.Être strict sur la ponctualité et commencer à l'heure.
Yani, sağkalım fonksiyonu ölüm zamanının belirli bir zamandan sonra olma olasılığıdır.La fonction de survie est égale à la probabilité que le décès intervienne après un temps t donné.
Tüm pencerelerin zamanında kaldırılmış olması büyük bir şanstı.Presque toutes les fenêtres sont provisoirement bouchées.
Roma İmparatorluğu zamanında ise kasabanın kuzeyinde bir sınır kampı kurulmuştu.Au temps de l'occupation romaine, un camp était établi sur le territoire de la Commune.
Çok uzun zaman aldı ama bütün bunlar tam zamanında oldu.Cela m’a pris pas mal de temps mais j’en suis finalement venu à bout.
Savaş sonrası dönemde Takamatsu zamanını savaş geleneğini devam ettirecek olanları eğitmekle harcamıştır.Dans l'après-Seconde Guerre Takamatsu a passé son temps à former des successeurs à sa tradition martiale.
Rivayete göre 11 kardeşli bir aile zamanında göçmüşlerdir.Engler grandit avec onze frères et sœurs dans de mauvaises conditions économiques.
Bazı hadislerde ise dünyanın ömrü (yaşı) ve kalan zamanına ilişkin bilgiler bulunmaktadır. (bkn.Ainsi, les mystiques sont susceptibles de connaître dès la vie présente ce qui leur est promis dans l'au-delà.
Stephen Hawking'in kitabı Zamanın Kısa Tarihi'ne ithaf edilmiştir.Le titre est un rappel de celui du livre de Stephen Hawking, Une brève histoire du temps.
Zamanının büyük çoğunluğunu komşularını gözetleyerek geçirir.Chevauche largement les domaines voisins.
Bu kişi o zamanın fizik süperstarı olacaktı.Il sera alors son préparateur physique.
Tüm saatler Japonya Standart Zamanına göredir (UTC+09:00).Toutes les heures correspondent au Japan Standard Time (UTC+9).
Orta Farsça veya Pehlevi Dili, Sasaniler zamanında konuşulan İran dilidir.Le pehlevi, pèhlevî, pahlavi ou moyen-perse est une langue iranienne qui était parlée à l'époque sassanide.
Bu binalar da İspanyol koloni zamanından kalmadır.Ces endroits sont des forteresses des Espagnols de l'ère espagnole.
Günlük hayatta, uzayda üç tanıdık boyut vardır (yukarı/aşağı, sağ/sol, ileri/geri) ve zamanın boyutu yoktur.Notre vie quotidienne se passe dans un espace à trois dimensions (longueur, largeur, hauteur).
Bu adres Çarlık zamanında kötü bir şöhrete sahip olacaktır.Cet établissement aura parfois une réputation sulfureuse.
Mahallede zamanında Ermeni ve Müslüman halk bir arada yaşamışlardır.Dans un village du Liban, chrétiens et musulmans vivent ensemble depuis toujours.
Zamanında Doğu Çin Denizi sahilleri, sık sık Japon korsanların saldırısına uğruyordu.En effet, la côte du sud était menacée par des pirates japonais.
Soyvetler zamanında ciddi hasar almıştır.Au fil du temps, les vendangeoirs ont subi des dommages importants.
(Le Marais zamanında şehir duvarlarının dışında kalıyordu.)(Le tramway de Hull a été fermé avant la fusion avec les villes voisines.)
Roma İmparatoru Hadrianus zamanında, yani 117 ile 138 yılları arasında tasarlandığı bilgisi vardır.Elle a été utilisée par l'empereur romain Hadrien et ses légions entre les années 117 et 138.
Yaklaşan yabancıları tam zamanında haber verir.Les favoris arrivent au compte-goutte dans la même minute.
Yıldırım Bayezid'in Kütahya valiliği zamanında onun hizmetinde olup zeamet erbabından idi.Il descendait aux provisions à Uriage, quel que soit le temps, avec son âne.
Zamanın çoğunu hesap yaparak geçiriyorum.Je passe ordinairement une bonne partie de mon temps à circuler.
Bu tür bir cemiyet daha önce de Cürhümlüler zamanında görülmüştü.La question est de savoir si de telles voûtes ont existé préalablement.
Bu manastır, zamanının en önemli öğreti merkezi haline gelmiştir.Dès lors, le monde de l'imprimerie devient son principal centre d'intérêt.
Bu tarihten sonra da zamanını iktisatla ilgili araştırmalar yaparak geçirdi.Pendant une partie de ce temps il s'occupa de renseignement, outre ses obligations habituelles.
Kesikli sistem, durum değişkenlerinin zamanın farklı noktalarında değiştiği sistemdir .De plus, l'atmosphère est un système où les variables changent de valeur en chaque point.
Selçuklular zamanından bu yana yerleşimin olduğu rivayet edilmektedir.Les collatéraux du chœur n'ont pas été retouchés depuis leur construction.
Birinci Dünya Savaşı zamanında şirket zarar etti.Pendant la Première Guerre mondiale, l'église est endommagée.
Japonya’da bu tasarı, Nara zamanından beri bilinmektedir.La déité a été introduite au Japon durant l'époque de Nara.
Savaş zamanında savaşa giderlerdi.Ils sont là en temps de guerre.
Ortalama güneş zamanını belirlemek için birçok method kullanıldı.Plusieurs méthodes permettent de mesurer la distance Terre-Soleil.
Rose için 12 saat geçmiş gibi görünse de, kendi zamanında 12 ay geçmiştir.Ah oui, si Nadia a douze, cela doit faire douze et dix mois.
Bu mıknatıs zamanının en güçlü elektromıknatısı olmuştur.Elles étaient les locomotives électriques les plus puissantes de leur temps.
2,15 metrelik boyu ile zamanının en büyük Türk basketbolcuları arasındaydı.Avec sa taille de 2,30 m, il est l'un des plus grands joueurs de basket-ball au monde actuellement.
Zamanının en önde gelen din adamlarındandır ve aynı zamanda önemli bir filozoftur.C’est le plus ancien des pilotes, il est d’une constitution relativement forte.
Ölümü hakkında zamanının kronikleri değişik nedenler vermektedirler.Chaque chronique donne une cause différente pour as mort.
Mekke, Emevîler zamanında bazı siyasi olaylar nedeniyle saldırılara uğramıştır.En effet à de multiples reprises Gravelines se fait ravager pour des raisons politico militaires.
Ona artık zamanın geldiğini söyler.Il estime qu'il est temps d'agir.
Fakat zamanının bir kısmını Albuquerque, New Mexico'da geçirdi.L'histoire se déroule à Albuquerque au Nouveau-Mexique.