zamanın ile cümle

zamanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Zamanının en iyi komutanlarından ve stratejistlerinden kabul edilir.Er gehörte zu den begabtesten und erfolgreichsten Generalen und Feldherren seiner Zeit.
Bunlar gibi, kuruluş zamanından beri birçok çalışma hala duruyor ve sıklıkla kullanılıyor.Dieser Werksteil ist im Gegensatz zum Werk I zum größten Teil erhalten und wird weiterhin genutzt.
Diktirdiği birkaç yazıt, zamânını aydınlatan târihî kaynaklardır.Er ließ mehrere Inschriften anbringen, die Quellen für seine Zeit darstellen.
"Tüm Zamanın En İyi 100 Şarkıcısı".Die 500 besten Songs aller Zeiten.
Zamanının ilerisinde bir tasarıma sahiptir.Das Design war seiner Zeit deutlich voraus.
Zamanının en iyi doktorlarındandır.Er zählt zu den hervorragenden schwedischen Medizinern seiner Zeit.
Kemaller köyü ve yayla çevresinde Roma zamanına uzanan belirsiz kalıntılar mevcuttur.Es gibt in der Umgebung sowohl Spuren aus der Kelten- als auch aus der Römerzeit.
Onu zamanında yapabilir misin?Peux-tu le faire à temps ?
Raporu yazmak onun zamanını aldı.Cela lui a pris du temps pour écrire le rapport.
Tren zamanında vardı.Le train arriva à l'heure.
Zamanında varmak için koşmalıyız.Il faut que l'on coure pour arriver à temps.
Çok mutlu olanlar için zamanın pek bir önemi yok.Le temps importe peu aux bienheureux.
Zamanında trene vardım.Je suis arrivé à temps pour mon train.
Neredeyse herkes zamanında geldi.Presque toutes arrivèrent à temps.
Boş zamanın olunca, seninle konuşmak istiyorum.J'aimerais discuter avec toi, lorsque tu auras du temps disponible.
Zamanında geldiniz.Vous arriviez à temps.
Zamanında vardınız.Vous êtes arrivées à temps.
Zamanında yetişemeyeceğiz.On ne réussira pas à arriver à l'heure.
Neredeyse zamanında geldin.Tu as failli arriver à temps.
Tom ve Mary son tren için zamanında geldiler.Tom et Marie sont arrivés à temps pour le dernier train.
Zamanında varır mıyız?Arriverons-nous à l'heure ?
Tom zamanını maç tahminleri yapan sitelerde geçiriyordu.Tom passait son temps sur des sites de pronostics sportifs.
Bütün zamanını ekrana bakarak geçirdi.Il a passé tout son temps à regarder l'écran.
Teknoloji olarak Amiral Graf Spee zamanının ilerisindeydi, özellikle hız konusunda.Technologiquement, l’Admiral Graf Spee était en avance sur son temps, notamment en ce qui concerne sa vitesse.
Başkalarıyla zamanında bilgi paylaşın.Partager l'information avec les autres en temps opportun.
Böylece, modern fiziğin bu dili uzay zamanının dört boyutlu olduğunu söyler.Ainsi, dans le langage de la physique moderne, l'espace-temps est dit à quatre dimensions.
Belçika'nın bulunduğu topraklara ilk Yahudiler Romalılar zamanında 50-60 yılları arasında geldiler.Les premiers Juifs sont arrivés avec les Romains sur le territoire de l'actuelle Belgique entre 50 et 60 ap.
Dünya'da mikrobiyolojik hayatın gelişimi için geçen zamanın %80inde, sadece bakteriler vardı.Pour 80 % des cas où une vie microbienne est apparue, sur la Terre, il n'y a eu que de la vie bactérienne.
Böylece diğer işçiler zamanında dışarı çıkabildiler.Elles ont pu être désamorcées à temps.
Metastasio kısa süre içinde kendisini İtalya'daki zamanın en ünlü improvvisatori ile rekabet içinde buldu.Métastase se trouva bientôt confronté aux plus célèbres improvisateurs de toute l’Italie.
Meselâ Mûsâ Peygamber, zamanının kutbudur.Moïse est le seul prophète.
Ama 1945den sonra zamanını ABD ile Avrupa'da ortak geçirmeye başladı.Après 1945, il partage son temps entre l'Europe et les États-Unis.
Her ikisi de zamanın etkilerini yavaşlatıyor.Tous les deux se plaignent des lenteurs de la procédure.
Bu önceki tr zamanına geciktirilmiş zaman denir.Précédé de : L’Heure de Fallandra.
Gad (peygamber) - Eski Ahit'te adı geçen, Davud zamanında yaşamış bir peygamber.En effet, le prophète Ésaïe prédit la venue d'un enfant, descendant de David.
Hem zamanın içinde, hem dışında; hem sonlu, hem de sonsuzdur.Le Tout (to pân en grec) est un, fini et mû éternellement.
Derginin fiyatı o zamanın parasıyla 35 cent idi.Le ticket coutait 50 cents à l'époque.
Normalde zamanını Lucien'ı dövmekle/pataklamakla geçirir.Il passe la plupart de son temps à tabasser Lucien.
Gökten gelen bir ses Şiva'nın evlendikten sonra kocasını dirilteceğini söyleyerek onu tam zamanında durdurur.Une voix céleste l'arrête à temps, annonçant qu'après le mariage de Shiva, elle fera revivre son mari.
Bizans zamanında onarım görmüştür.Benkei le sauve juste à temps.
Ücretli çalışma zamanın yasal olarak haftada 35 saat ile sabitlenmesini sağlayan kanundur.Le projet de loi maintient la durée légale du temps de travail à 35 heures par semaine.
Sessizlik zamanın başlangıcından bu yana yeryüzünde var olmuştur.Pour lui, le Monde existe depuis le commencement du temps.
"Bu kitap zamanın ziyneti ve süsüdür.Once Upon A Soul: Stories of Striving and Yearning.
Futbol Sovyet zamanında Abhazya'da en popüler spor oldu.Le football était le sport le plus populaire en Abkhazie pendant la période soviétique.
Barış zamanında sadece hançer kullanırlardı.La mise à disposition de ce contingent en temps de paix.
Bazıları okul zamanında hızlı konuşabilir.À l'école, il travaille aussi rapidement.
Bu küçük köyde üstelik zamanında savaş esiri deposu olarak kullanılmış bir ev durur.Une petite maison attenante servira également, entre autres, de lieu de détention.
Kahramanları Herrn Wendriner ve Lottchen kanalıyla zamanın Berlinli karakterlerini anlatmıştır.Il décrit des types berlinois de son époque avec les personnages de Herr Wendriner et Lottchen.
Boş zamanının çoğunu yüzme antrenmanı yapmakla geçirir.Il passe alors tout son temps libre à s'entraîner.
Zamanın kendileri lehine olduğunu biliyordu.Il sait que le temps lui est compté.
"Tüm Zamanın En İyi 100 Şarkıcısı".(Les 100 plus grandes chansons de tous les temps).
Bunlar gibi, kuruluş zamanından beri birçok çalışma hala duruyor ve sıklıkla kullanılıyor.Ces travaux, comme d'autres de la période de fondation sont toujours valables et largement utilisés.
Kendi zamanının en iyilerinden biri olarak kabul edilmektedir.Il est considéré comme l'un des meilleurs de son époque.
Yine bu tatil esnasında zamanın ABD Başkanı John F. Kennedy ile tanıştı.Au cours du voyage, Ban rencontre le président américain John F. Kennedy.
Zamanında kervansarayın misafirleri özellikle yabancı tüccarlarmış.Aux yeux des étrangers, les Sogdiens étaient surtout des marchands.
Bu köy zamanında göksunun üst tarafında bir yerde yerleşmişti.Celui-ci semblait être stationnaire dans la même zone des cieux.
Boyutları zamanın Parya köpeklerinden daha büyüktür.Elles sont longues par rapport à la taille du chien.
Zamanının önemli bilim insanlarından biriydi.Ce fut un des hommes les plus savants de son temps.
Köy zamanında tamamen mera halindeymiş.La ville est entièrement prise en milieu de journée,.
Zamanının en iyi doktorlarındandır.Il est l'un des médecins les plus brillants de son temps.

İlgili Sayfalar