zamanın ile cümle

zamanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Zeyd, zamanının müfessirlerinden sayılmaktadır.K. H. Schauder, Gespür für die Nöte der Zeit.
Zamanının en iyi kartoğraflarından biri olarak kabul edilir.Er gilt als der bedeutendste Bienenkundler seiner Zeit.
Şehirde kuruluş zamanından kalma çok sayıda tarihi binalarla kuvvetli bir Alman etkisi hissedilir.Die Stadt ist stark deutsch geprägt mit vielen historischen Gebäuden aus der Gründerzeit.
Zamanının büyük bölümünü müzik yaparak geçirdi.Sein Gesicht ziert die meiste Zeit Lächeln.
Fatih zamanında da dîvân her gün toplanmakta olup, haftada dört gün padişahın huzaruna arza girilirdi.Typischerweise trat der Landtag alle vier Jahre auf Einladung des Herzogs zusammen.
Marc Surer kariyerindeki ilk en hızlı tur zamanını elde etti.Mark Webber errang die erste schnellste Rennrunde seiner Karriere.
Zamanın doğasından ve kaderden bahseder.Er wendet sich gegen das Schicksal und die Zeit selbst.
Bütün çöl kerkenkeleleri gibi, dikenli çöl kertenkelesi de zamanının çoğunu oyuklarda geçirir.Wie die meisten Haselhühner verbringen auch die Kragenhühner den größten Teil der Zeit auf dem Boden.
Balaban zamanında muntazam bir berid yâni resmî istihbarat ve posta teşkîlâtı kurulmuştu.Zur Kommunikation hatten die Abbasiden ein ausgefeiltes Post- und Nachrichtenwesen etabliert.
O kemeri zamanın mimarları bir türlü tutturamamışlar.Diese These war von den Archäologen seiner Zeit nicht ohne Zweifel angenommen worden.
Madrigal zamanının dini olmayan en önemli müzik formudur.Das Madrigal war die bedeutendste weltliche Musikform seiner Zeit.
Zamanında Avrupa'nın en büyük yönetici binasıydı.Es war zeitweise die größte Baustelle Europas.
2 Milyon yıl önce Pleistosen zamanın başından beri intermontan havzanın yükselmesi meysana gelir.Seit Beginn des Pleistozän vor zwei Millionen Jahren hat eine Hebung der intermontanen Becken eingesetzt.
Onarım kitabesi zamanında minbere konulmuş, ancak günümüze kadar ulaşamamıştır.Sogar die Berechnung des Zeitpunkts der Erlösung sei verboten, sie werde zu gegebener Zeit eintreffen.
Yiyecek aramaya ayrılan zamanın yaklaşık yarısı dalış için harcanır.Etwa fünfzig Prozent der Zeit, die sie für die Nahrungssuche aufwenden, verbringen Moorenten tauchend.
Annesi ve büyükannesi de zamanında modellik yapmıştır.Ihre Mutter und ihre Grossmutter waren früher als Models tätig.
Onun zamanından beri millî kültür simgesi olarak anılmaktadır.Er ist seit der Jungsteinzeit als Kulturbegleiter nachgewiesen.
Rogaland, Vikingler zamanında Rygjafylke olarak anılırmış.Rokurokubi sollen tagsüber wie gewöhnliche Menschen aussehen.
Bu ilgiden dolayı zamanının sayısız yazarlarıyla bağlantıya geçti.Er stand in brieflichem Kontakt mit vielen Schriftstellern seiner Zeit.
16.Louis zamanına kadar çok ağır yemekler yapılıyordu.Szene 16. Das war ein gutes Frühstück.
"Bu kitap zamanın ziyneti ve süsüdür.Es ist wahrlich die Wirklichkeit von Leben und Erleuchtung.
(Mengi Han zamanında Hazaracât’a yerleştikleri düşünülmektedir.)(Steinwolleabfälle gelten vielerorts als gefährliche Abfälle).
Zamanının prehistorik hayvanlarıda burada yaşamışlardı.Bereits zu prähistorischer Zeit lebten hier Menschen.
Lucescu toplamda 59 maça çıkarak o zamanın en fazla maça çıkan millî takım antrenörü oldu.Lucescu war zu diesem Zeitpunkt mit 59 Länderspielen als Trainer rumänischer Rekordhalter.
Savaş uçakları saldırı zamanında mütenasip bir şekilde hedef üzerinde dağılması gerekiyor.Flugzeuge haben sich während der Zeit über Ziel gleichmäßig zu verteilen.
Resim, Marcel Proust'un Kayıp Zamanın İzinde romanında da yer alıyor.Der Filmtitel erinnert an Marcel Prousts Roman Auf der Suche nach der verlorenen Zeit.
Bir eşyanın antika sayılabilmesi için yapıldığı yerin ve zamanın kanıtlanması gerekir.Um den Ort und die Zeit zu ermitteln, ist man auf den Vergleich mit anderen Objekten angewiesen.
Ayrıca, zamanının en zarif otomobillerinden birisi olarak değerlendirildi.Manche Beobachter hielten ihn für das fortschrittlichste Auto seiner Zeit.
Ailesini göz önünde tutarken tur yüzünden büyük bir zamanını ailesinden uzakta geçirdi.Offenbar hatte er wegen seiner großen Familie noch lange die Hand über ihn gehalten.
Onun yapamadığı bir şey yoktur, Tut tüm zamanını lahitinde geçirir çünkü o her gün küflüdür.Laars hingegen lässt nicht locker, sein Rachedurst steigt von Tag auf Tag.
Bu kuram, zamanının çok ilerisindeydi.Dieser Gedanke war seiner Zeit weit voraus.
Savoy'un zamanının Caz müziğine büyük etkisi vardır.Das Savoy hatte einen erheblichen Einfluss auf die Entwicklung der Jazzmusik.
Fakat IV. Mihail zamanının gerçeklerini hiç anlayamamıştı.Trotzdem sah Yang Hu seine Pläne nie Wirklichkeit werden.
Ancak Bizanslılar zamanında yapıldığı zannedilmektedir.Dennoch lässt sich daraus schließen, dass die Kanonikergruppe zu der Zeit eingerichtet worden ist.
Boş zamanının büyük çoğunluğunu spor yaparak geçirmektedir.In jener Stadt verbrachte er den größten Teil seiner sportlichen Laufbahn.
Dünyada Lilo'ya yardım ederek zamanını geçirmiştir.Sie wendet sich Hilfe suchend an Carlo.
Roma imparatoru Nero zamanında onun tarafından öldürülmüş ve Hristiyan şehidi olarak kabul edilmiştir.Sie soll dort unter Kaiser Nero als Märtyrerin gestorben sein.
Programın zamanınını tutar.Dokumentation der Zeit.
Köy; Hititler zamanında kurulmuştur.Dieser Angreifer wird rechtzeitig von den Dorfbewohnern erschossen.
Bu mevsimi düzenler ve zamanında başlayıp zamanında sona ermesini sağlar.Kommt pünktlich und geht pünktlich.
Zamanında kervansarayın misafirleri özellikle yabancı tüccarlarmış.Die zahlreichen Kaufleute wären oftmals in der Fremde unterwegs.
Osmanlılar zamanında onarılmıştır.Isifile erwacht gerade noch rechtzeitig.
Bu okulu açmak o zamanın iş adamlarının fikriydi.Die Schulbildung jener Zeit war den Knaben vorbehalten.
Özellikle kaybolan, yitirilen zamanın arayışı üzerine.Auf der Suche nach einer verlorenen Zeit.
Yine onun zamanında şehire “Theodosiopolis” adı verilmiştir.Ihm zu Ehren wurde sie dann Theodosiopolis genannt.
E. T. A. Hoffmann senfoniyi "zamanının en önemli çalışması" olarak nitelemektedir.E. T. A. Hoffmanns Imaginationslehre als Prinzip seiner Erzählkunst.
Fakat Persler'in en çok önem verdikleri konu, vergilerin zamanında ödenmesi olmuştur.Die Perser waren anscheinend gezwungen, zumindest zeitweise Tributzahlungen zu leisten.
Roma İmparatorluğu zamanında ise kasabanın kuzeyinde bir sınır kampı kurulmuştu.Während der Zeit des Römischen Reichs wurde südlich der heutigen Stadt eine Siedlung angelegt.
Zamanın yeniden keşfine odaklanmak istemiştir.Die Wiederentdeckung der Zeit.
Ölmek için ne kadar zamanının kaldığını göremez.Niemand wusste, wie lange sie auf die Rettung würden warten müssen.
Onlara göre peygamber zamanından sonra çıkan yenilikler hoş görülmemelidir.Da keine Nachkommen hinterließ, erlosch sein Adelstitel.
Hobbes: "Zamanının çoğunu geğirerek geçirdiğini hatırlıyorum."Bergman: „Sie schaut uns in einer langen Großaufnahme an, ungebührlich lang zu der Zeit.
Kronos: Satürn: Zamanın titanı.In: Kärntner des Tages.
Mısır'ın komşuları ile bilinen kayıtlı ilk ilişkileri bu hanedan zamanında başlamıştır.Entsprechende Anzeigen durch missgesinnte Nachbarn verliefen zunächst im Sande.
Bu adres Çarlık zamanında kötü bir şöhrete sahip olacaktır.Aufgrund der Aussicht ist sie eine berühmte Sehenswürdigkeit in Taiwan.
Zamanında çok dikkat çeken bir buluştur.Eine zeitgemässe Betrachtung.
Halil Paşa da, babası gibi II. Murat zamanında bütün kuvveti elinde bulundurmuştur.Katharina II. war im ganzen das Gegenteil ihres Mannes.
Her ikisi de zamanın etkilerini yavaşlatıyor.Beides führt zu einer Verlangsamung der Zellteilung.
Haziran ayının ilk iki haftasının bir zamanında, her iki orduda Abrittus muharebesi'nde (en) karşılaştılar.In der ersten Juni-Hälfte 251 trafen beide Armeen bei Abrittus aufeinander.
Zamanının en saygı duyulan hükümdarlarından olmayı başarmıştır.Er gilt als einer der mächtigsten Könige seiner Zeit.

İlgili Sayfalar