zamanın ile cümle

zamanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Fakat fabrikadaki herkes zamanını güzel sanatlar departmanında geçiriyordu.However, everybody in the factory spent his time at the art department.
Her zaman 15 dakika ilersinde olurum zamanın ve bu beni adam yapar."I have always been 15 minutes ahead of my time and it has made a man of me."
İtiraf etmeliyim, oldukça zor oluyordu yerleştirmek zamanında.One must admit, it can be somewhat difficult to locate at times.
Zamanının çoğunu, son sekiz ay boyunca İrlanda sularında geçirmiş.Basically, it spent all its time, the last eight months, in Irish waters.
Zamanın birinde,Tanrı buraya kaya yağdırmış sanki ve toprak kömür gibi-değersizIt seems as though at some time God had showered stones and the earth is like slag - worthless
Sanırım bu zamanında kobay olmamın bir intikamı.I guess it may be the revenge of the guinea pig I was.
Çoğu kayıp, insanların anılarının ötesinde zamanın rüzgarı ile dağıldılar.Most are lost, scattered in the winds of Time, beyond the memory of man.
Çünkü zamanında biliyordum ki onun gitmesine izin verecek kadar akıllıydın.Because in time I knew you would be wise enough to let him go.
Zamanın kumları üzerinde ayak izlerimi bırakmak istiyorumI wanna leave my footprints on the sands of time
Bu Yılbaşı zamanında olmuştu.That happens to be at Christmas time.
Ve onları kirayı tam zamanında ödedikleri için seviyorum.And I love them because they pay the rent on time.
İnsan, zamanın başlangıcından itibaren ateşleri gördü aynı deseni takip ettiMan, from the beginning of the time, saw fires... and he followed the same pattern.
Bu geçmiş zamanın sevgi dolu hatıraları.It's a fond memory of times past.
Zaten Eisenhower'ın zamanında geldiğini görebiliyordu daha büyük bir elde edildi ve daha büyük- For? - the favors it did for intelligence services everywhere.
Darwin'in zamanında NASA olsaydı.If only Darwin had NASA.
Einstein'ın zamanında, bilimin geldiği nokta bu.So, that's it. In Einstein's time this is how far science had got.
Zamanında toplanan demetler gibi, Mezara dinç gireceksin.You shall come to your grave in a full age, like a shock of grain comes in its season.
Hepsi seni bekliyor, Yiyeceklerini zamanında veresin diye.These all wait for you, that you may give them their food in due season.
Herkesin umudu sende, Onlara yiyeceklerini zamanında veren sensin.The eyes of all wait for you. You give them their food in due season.
Bu ilk sayım, Kiriniusun Suriye valiliği zamanında yapıldı.This was the first enrollment made when Quirinius was governor of Syria.
Onu tam zamanında açığa çıkaracak olan, yalnız O'dur.No one can reveal it except He.
Güneşin doğma zamanına girerlerken korkunç ses onları yakaladı.So they were seized by the mighty blast at break of day;
Yoksa onlar: "Bir şairdir, biz ona zamanın (getireceği) felaketleri gözlüyoruz" mu diyorlar?Do they say: "He is a poet for whom we expect an adverse turn of fortune?"
Kiminiz öldürülür, kiminiz de ömrünün en fena zamanına ulaştırılır ki, bilirken birşey bilmez olur.Some of you die, some reach the age of dotage when they forget what they knew, having known it once.
Ölürüz ve yaşarız; bizi ancak zamanın geçişi yokluğa sürükler" derler.We die and we live, and only time annihilates us."
İşlerin karşılık göreceği günün zamanını sorarlar.They ask: "When is the Day of Judgement?" --
Yoksa senin için şöyle mi derler: "Şairdir, zamanın onun aleyhine dönmesini gözlüyoruz."Do they say: "He is a poet for whom we expect an adverse turn of fortune?"
Muayyen bir günün muayyen bir zamanında büyücüler toplandı.So the magicians were assembled at a stated time and place on an appointed day.
Yoksa onlar, bir şair ki ölmesini, zamanın kötülüklerine uğramasını gözetiyoruz mu diyorlar?Do they say: "He is a poet for whom we expect an adverse turn of fortune?"
Şüphe yok ki biz; her şeyi, bilgimizde mukadder olduğu gibi ve zamanında yarattık.We have indeed created all things by measure;
Gerçekten de insana, zamanın bir çağı gelmişti ki anılır bir şey bile değildi insan.WAS THERE NOT a time in the life of man when he was not even a mentionable thing?
Dedi: "O cahil zamanınızda Yûsuf'a ve kardeşine ne yaptığınızı biliyorsunuz, değil mi?", He said: "Do you know what you did to Joseph and his brother in your ignorance?"
Güneş, kendine özgü bir durak noktasına/bir durma zamanına doğru akıp gidiyor.While the sun keeps revolving in its orbit.
Yoksa şöyle mi diyorlar: "O bir şairdir. Zamanın ölüm getiren felaketine çarpılmasını bekliyoruz."Do they say: "He is a poet for whom we expect an adverse turn of fortune?"
Artık size vadolunan şey (mahşerde toplanma zamanınız) yakın mı uzak mı, bilmiyorum.I do not know if what has been promised you is near or far away.
İnsanlar sana kıyametin zamanını soruyorlar.People ask you about the Hour (of the great change).
Yoksa onlar: (O,) bir şairdir; onun, zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz mu diyorlar?Do they say: "He is a poet for whom we expect an adverse turn of fortune?"
Kıtlık zamanında yemek yedirmektir.Or to feed in times of famine
Her birinin meyve verme zamanında meyvesine ve olgunluğuna bakın.Look at the fruits, how they appear on the trees, and they ripen.
Yargı Gününün zamanını sorarlar.They ask: "When is the Day of Judgement?" --
(Musa): "Buluşma zamanınız, Süs (bayram) günü ve insanaların toplanacağı kuşluk vakti olsun" dedi.'Your tryst shall be upon the Feast Day.' said Moses. 'Let the people be mustered at the high noon.'
Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye, zamanını gizli tuttuğum kıyamet mutlaka gelecektir.The Hour is coming; I would conceal it that every soul may be recompensed for its labours.
Analar, emzirme zamanını tamamlamak isterlerse tam iki yıl, çocuklarına süt verirler.Mothers shall suckle their children two years completely, for such as desire to fulfil the suckling.
Musa: Buluşma zamanınız, bayram günü, kuşluk vaktinde insanların toplanma zamanı olsun, dedi.'Your tryst shall be upon the Feast Day.' said Moses. 'Let the people be mustered at the high noon.'
Kıyamet zamanını bilmek ancak Allah'a havale edilir.To Him is referred the knowledge of the Hour.
Dedi ki: "Buluşma zamanınız bayram günüdür.'Your tryst shall be upon the Feast Day.' said Moses.
Dedi ki: "Buluşma zamanınız bayram günüdür. Öğleden önce halk orada toplansın."Musa said: your appointment is the gala day, and that the people be gathered in the forenoon.
Zamanın ölüm getiren felaketine çarpılmasını bekliyoruz."We await for him some calamity by time!
Sizi bir çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanını takdir eden ancak O'dur.He it is Who has created you from clay, and then has decreed a stated term (for you to die).
Sizden bazıları hayatın en kötü zamanına kadar yaşatılır ki bilgiden sonra hiçbir şeyi bilmesin.Some of you will grow to an extremely old age and lose your memory.
Resimlerin tarih ve zamanını Exif, XMP ve IPTC etiketlerinde saklamak bu seçeneği açın.Turn on this option to store the image date and time in the EXIF, XMP, and IPTC tags.
Resim oluşturma zamanını/ gününü ekranın altında göster.Show the image creation time/ date at the bottom of the screen.
Kamera oluşturma zamanını gösterShow camera creation & date
Sayısallaştırma zamanını bugün olarak belirleSet digitization date to today
Fotoğrafın ışıklama zamanını bu seçenekten belirleyin.Set on this option to set the exposure time of picture, given in seconds.
Parçanın kalan, zamanının gösterileceği yer.Whether to display a second, left time label.
Parçanın kalan zamanının gösterileceği yer.Whether to display remaining track time in the left time label.
% 1,% 2 zamanından beri bağlı.%1 has been online since %2.
*** Günlük dosyası ***% 1 zamanında başladı*** Logfile started *** on %1
Taşıma zamanı yerleştirme zamanına eşit veya daha küçük olmalıdır.The drag time must be less than or equal to the dwell time.

İlgili Sayfalar