zamanın ile cümle
zamanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom bunu zamanında yapmayacak.Tom won't make it on time.
Tom'un yatma zamanını geçti.It's past Tom's bedtime.
Tom'u ikna etmeye çalışarak zamanını boşa harcıyorsun.You're wasting your time trying to convince Tom.
Tom'un zamanında geleceğinden eminim.I'm sure that Tom will come on time.
Tom'un zamanında buraya gelip gelmeyeceğini merak ediyorum.I wonder whether Tom will get here on time or not.
Tom, muhtemelen bunu yapmanın onun uzun zamanını alacağını söyledi.Tom said it would probably take him a long time to do that.
Tom, bunu yapacak zamanının olup olmayacağını bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know whether he'd have time to do that.
Tom, bunu yapmak için yeterli zamanının olup olmadığını bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know if he had enough time to do that.
Tom, bunu yapmak için yeterli zamanının olduğunu düşünmediğini söyledi.Tom said he didn't think he had enough time to do that.
Tom, bunu yapacak zamanın olup olmadığını bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know if he had time to do that.
Tom şu an bunu yapacak zamanının olmadığını söyledi.Tom said he didn't have time to do that right now.
Tom, bunu yapmak için yeterli zamanının olup olmadığını bilmiyor.Tom doesn't know if he has enough time to do that.
Bunu yapmak çok fazla zamanınızı almamalı.Doing that shouldn't take too much of your time.
Tom şimdi yemek yemek için zamanının olmadığını söyledi.Tom said he didn't have time to eat right now.
Boston'un yılın bu zamanında çok soğuk olduğunu duydum.I hear Boston is very cold this time of year.
Tom şu an bunu yapacak zamanın olmadığını söyledi.Tom said he didn't have time to do that now.
Bunu yapmak çok fazla zamanınızı almayacak.Doing that won't take too much of your time.
Tom bunu zamanında yapmayacak, değil mi?Tom isn't going to make it in time, is he?
Boston'un yılın bu zamanında güzel olduğunu duydum.I hear Boston is pretty this time of year.
Tom yılın bu zamanında her zaman meşguldür.Tom is always busy this time of the year.
Tom asla oraya zamanında gitmeyecek.Tom is never going to get there on time.
Zamanında buraya gelen tek kişi bendim.I was the only one who got here on time.
Boston'un yılın bu zamanında sıcak olduğunu duydum.I hear Boston is hot this time of year.
Tom asla onu zamanında yapmayacak.Tom is never going to make it on time.
Bu, çok fazla zamanınızı almayacak.This won't take too much of your time.
Zamanında buraya geldiğinizden emin olun.Make sure you get here on time.
Tom burada zamanını boşa harcıyor.Tom is wasting his time here.
Tom zamanını boşa harcıyordu.Tom has been wasting time.
Yardım olmadan bu işi zamanında bitiremeyeceğim.I won't be able to finish this job on time without some help.
Ben her zaman zamanında buraya gelemem, ama gelmeye çalışırım.I don't always get here on time, but I try to.
Tom bana gitme zamanının geldiğini söylediğinde ceketimi bile çıkarmamıştım.I'd barely taken my coat off when Tom told me it was time to leave.
Tom'a Mary'yi onu yapmaya ikna etmeye çalışarak zamanını boşa harcamamasını tavsiye ettim.I advised Tom not to waste his time trying to convince Mary to do that.
Umarım oraya zamanında erişebilirim.I hope I can get there on time.
Tam zamanında okula vardım.I got to school just in time.
Ofisime zamanında geldim.I got to my office on time.
Büroma zamanında vardım.I got to my office on time.
Tom'a zamanını onu yapmaya çalışarak harcamamasını tavsiye ettim.I advised Tom not to waste his time trying to do that.
Sami'nin sabrı bir kırılma zamanına ulaştı.Sami's patience reached a breaking time.
Korkarım oraya zamanında varamayacağım.I'm afraid I won't get there on time.
Oraya zamanında ulaşacağımı sanmıyorum.I don't think I'll get there on time.
Park alanını bulmak Tom'un çok zamanını aldı.It took Tom a lot of time to find a parking space.
Hafta boyunca boş zamanınız var mı?Do you have any free time during the week?
Zamanın kendisi bir unsurdur.Time itself is an element.
Zamanın kendisi bir öğedir.Time itself is an element.
Kesinlikle bir sürü boş zamanın var.You sure have a lot of free time.
Tom'u sana yardım etmesi için ikna etmeye çalışarak zamanını boşa harcama.Don't waste your time trying to convince Tom to help you.
Tom gelmeden önce bunu yapmak için yeterli zamanın olacağından eminim.I'm sure you'll have enough time to do that before Tom gets here.
Yeterli zamanın olacağından eminim.I'm sure you'll have enough time.
Tom'un zamanında geleceğinden oldukça eminim.I'm pretty sure Tom will be on time.
İşe zamanında varmam lazım.I need to get to work on time.
Tom zamanının çoğunu sörf yaparak geçirir.Tom spends most of his time surfing.
İnsanların zamanını boşa harcamayı sevmiyorum.I don't like wasting people's time.
Tom noel için tam zamanında geri döndü.Tom got back just in time for Christmas.
Zamanınız olduğunda bunu okuyun.Read this when you have time.
Tom'un boş zamanında yaptığı şey beni ilgilendirmez.What Tom does in his free time is none of my business.
Zamanın iyileştiremeyeceği yaralar vardır.There are wounds that time does not heal.
Lütfen zamanın olduğunda beni görmeye gel.Please come to see me when you have time.
Tom tam zamanında buraya geldi.Tom got here just in time.
Tom yemek için tam zamanında buraya geldi.Tom got here just in time for dinner.
Tom yakalamak istediği treni yakalamak için zamanında istasyona gitti.Tom got to the station in time to catch the train he wanted to catch.