zamanın ile cümle

zamanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Ben her zaman zamanındayım.I'm always on time.
Ofise zamanında ulaştığınızdan emin olun.Make sure to get to the office on time.
Konuşmak için zamanın var mı?Do you have time to talk?
Zamanının ne zaman dolacağını asla bilmezsin.You never know when your time is up.
Buraya zamanında geleceğimizi hiç düşünmemiştim.I never thought we'd get here on time.
Buraya zamanında geleceğimizi düşünmedim.I didn't think we'd get here on time.
Eve zamanında döndüm.I returned home in time.
Bir fincan daha kahve için zamanın var mı?Do you have time for one more cup of coffee?
Boston'a gitmek ne kadar zamanını alacak?How long will it take you to get to Boston?
Zamanınızın çoğunu zevk aldığınız bir şeyi yaparak harcamaya çalışmalısınız.You should try spending most of your time doing something you enjoy.
Bence zamanında orada olabiliriz.I think we can be there on time.
Buraya zamanında gelmeye çalıştım.I tried to get here on time.
Oraya zamanında gidebileceğimizi düşünmüyor musun?Don't you think we can get there in time?
Oraya zamanında ulaşacağımızı düşünmüyor musun?Don't you think we'll get there on time?
Oraya zamanında varacağımızı düşünmüyor musun?Don't you think we'll get there on time?
Hâlâ bunu yapmak için zamanın var mı?Do you still have time to do this?
Tom, zamanında havaalanına varmak için ne zaman terk etmemiz gerektiğini düşünüyor?What time does Tom think we should leave in order to get to the airport on time?
Bugünkü toplantı için zamanında Boston'a varmak için Tom bütün gece araba sürdü.Tom drove all night to get to Boston in time for today's meeting.
Leyla fazla zamanının kalmadığını biliyordu.Layla knew she didn't have much time left.
Oraya zamanında ulaşacağımızı düşünüyor musun?Do you think we'll get there on time?
Tom, Mary'nin zamanında orada olmasının pek mümkün olmadığını biliyordu.Tom knew that Mary was unlikely to be there on time.
Tom, zamanında geldiğimizden emin olmamızı istedi.Tom has asked us to make sure we arrive on time.
Tom, oraya zamanında ulaştığımızdan emin olmamızı istedi.Tom has asked us to make sure we get there on time.
Tom bunu yapmak için yeterli zamanının olmadığını biliyordu.Tom knew he didn't have enough time to do that.
Sami, Noel zamanında öldürüldü.Sami was killed at Christmas time.
Fazla boş zamanınız var mı?Do you have much free time?
Hafta sonu, öğrenmek için yeterli zamanınız olacak.On the weekend you'll have enough time to learn.
İsa, Kral Herod zamanında doğdu.Jesus was born in the time of King Herod.
Tom genellikle buraya zamanında gelmez.Tom doesn't usually get here on time.
Tom, bunu yapmak için zamanının olup olmadığını bilmediğini söylüyor.Tom says he doesn't know whether he'll have time to do that.
Tom'un şimdiye kadar zamanında herhangi bir yere gittiğini sanmıyorum.I don't think Tom ever gets anywhere on time.
Tom bana bunun yapmak için zamanının olmadığını söyledi.Tom told me he didn't have time to do that.
Tom, yılın bu zamanını sevdiğini söyledi.Tom said he likes this time of year.
Arabayı zamanında durdurmadım.I didn't stop the car in time.
Tom genellikle zamanında buraya gelir.Tom usually gets here on time.
Zamanın tükendiğini biliyorum.I know time's running out.
Gitme zamanının geldiğini biliyorum.I know it's time to leave.
Zamanında geldiğinden emin ol.Make sure you're on time.
Tom Mary'nin zamanında olmasını beklemiyor.Tom doesn't expect Mary to be on time.
Ben her zaman zamanındaydım.I've always been on time.
Gitme zamanının geldiğini biliyordum.I knew it was time to go.
Zamanında gitmeliyiz.We need to be on time.
Zamanında olmalıyız.We have to be on time.
Tom zamanında gelmeli.Tom needs to be on time.
Tom Mary'nin zamanında gelmesini bekliyor.Tom expects Mary to be on time.
Tom her zaman zamanında geldi.Tom was always on time.
Lütfen zamanında gelin.Please be on time.
Tom'un gerçekten zamanında gelip gelmeyeceğini merak ediyorum.I wonder whether Tom will really get here on time.
Tom'un doğum günü partisi için eve zamanında dönmeni bekliyorum.I expect you to get back home in time for Tom's birthday party.
Araba kullanmayı öğrenmek ne kadar zamanını aldı?How long did it take you to learn to drive?
Yemek yemek için zamanın var mı?Do you have time to eat?
Mary zamanında geleceğine söz verdi.Mary promised she'd be on time.
Oraya zamanında gitmek çok zor olacak.It's going to be very hard get there on time.
Tom çoğu zamanını kitap okumak için harcıyor.Tom spends most of his time reading books.
Bunu yapmak ne kadar zamanını alacak?How much time will it take you to do that?
Tom zamanının çoğunu kitaplar okuyarak geçirdi.Tom spent most of his time reading books.
Lütfen buraya zamanında geldiğinizden emin olun.Please make sure you get here on time.
Tom bunu zamanında yapacak, sanırım.Tom will make it on time, I think.
Tom zamanında çalışmaya başlamalı.Tom needs to get to work on time.
Tom zamanında geleceğini söyledi.Tom said that he'd be on time.

İlgili Sayfalar