zamanın ile cümle
zamanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom zamanında gelmeyi başaramadı.Tom failed to come on time.
Zamanında oraya gittiğimizden emin olmak zorundayız.We have to make sure we get there on time.
Oraya zamanında varacağımız konusunda emin olmak zorundayız.We have to make sure that we get there on time.
Tom'un zamanında burada olacağından eminim.I'm sure Tom will be here on time.
Tom'un onu zamanında yapmayacağına bahse girerim.I bet Tom doesn't make it on time.
Zamanın olduğunda bana bir e-posta at.Shoot me an email when you have time.
Zamanın olduğunda onu bana yolla.Send it to me when you have time.
Onun zamanında geleceğinden emin misin?Are you sure she'll come on time?
Bu hafta sonu biraz boş zamanın varsa, bir şeyler içmek için uğramalısın.If you have some free time this weekend, you should come over for a drink.
Yılın bu zamanında hep yoğunuz.We're always busy at this time of the year.
Tom arabayı zamanında durdurmadı.Tom didn't stop the car in time.
Zamanın çok gerisindesin.You're so behind the times.
Tom zamanında başaracak.Tom will succeed in time.
Zamanınızdan önceydi.It was before your time.
Senin zamanın sana aittir.Your time is your own.
Zamanın mı var?Have you got time?
Eğer kar durmazsa TV'deki maçı izlemek için asla eve zamanında gidemeyeceğiz.If the snow doesn't let up, we will never make it home in time to see the game on TV.
Yarın bize yardım edecek zamanın var mı?Do you have time to help us tomorrow?
Tom'u ikna etmeye çalışırken zamanını boşa harcama.Don't waste your time trying to convince Tom.
Zamanını benimle boşa harcıyorsun.You're wasting your time with me.
Yemekler zamanındaydı.The meals were on time.
Gelecek, şimdiki zamanın sonucudur.The future is the result of the present.
Tüm zamanın izini kaybettim.I lost track of all time.
Boş zamanınızın çoğunu kimle harcıyorsunuz?Who do you spend most of your free time with?
Tom tam zamanında oraya gitti.Tom got there just in time.
Zamanında oraya ulaşmamızın bir yolu yok.There is no way we will get there in time.
Zamanında oraya ulaşmamın bir yolu yok.There's no way I'll get there in time.
O yılın bu zamanında ne sıklıkta olur?How often does that happen at this time of year?
Bunu bitirmek için daha ne kadar zamanınız var?How much more time do you have to finish this?
Tom'un zamanında burada olacağını beklemiyorum.I don't expect Tom to be here on time.
Umarız buraya zamanında geleceksiniz.We hope that you'll get here on time.
Tom kirasını asla zamanında ödemez.Tom never pays his rent on time.
Zamanında olması senin için ne kadar önemli?How important is it for you to be on time?
Zamanınızı ne kadar iyi yönetiyorsunuz?How well do you manage your time?
Yardımınız olmadan projeyi zamanında bitiremezdim.I couldn't have finished the project on time without your help.
Zamanında ayrıldım.I left on time.
Zamanında gelmiştim.I was on time.
Ben zamanında geldim.I arrived in time.
Zamanında vardım.I arrived on time.
Leyla zamanını evinin dışında geçirmeyi tercih etti.Layla preferred to spend her time out of the house.
Tom akşam yemeği için eve zamanında varmayacağını biliyordu.Tom knew that he wasn't going to get home in time for dinner.
Tom çocuklarıyla daha fazla şeyler yapmak için daha fazla zamanının olmasını diledi.Tom wished he had more time to do things with his children.
Bunu zamanında yaptırmak için gerçekten çok çalıştım.I worked really hard to get this done on time.
Tom'un oraya zamanında varması çok olası değil.Tom isn't very likely to get there on time.
Tom onu zamanında yapacak sanırım.Tom is going to make it on time, I think.
Genellikle günün bu zamanında çalışıyorum.I'm usually working this time of day.
Tom zamanını dışarıda geçirmeyi tercih ediyor.Tom prefers to spend his time outside.
Tom'un zamanında burada olması muhtemel değil.Tom is unlikely to be here on time.
Onu yapmak Tom'un çok zamanını aldı.Tom took a lot of time doing that.
Neredeyse her zaman zamanında veya birkaç dakika erken gelirim.I almost always arrive on time or a few minutes early.
Zamanında oraya gitmek çok zor olacak.It'll be very difficult get there on time.
Çok boş zamanın var gibi görünmüyordun.You never seemed to have much free time.
Asla zamanında hiçbir yere gitmiyor gibi görünüyorsun.You never seem to get anywhere on time.
Çok boş zamanın var gibi görünmüyorsun.You never seem to have much free time.
Ben asla zamanında okula gitmeyeceğim.I'll never make it to school on time.
Randevulara her zaman zamanında giderim.I'm always on time for appointments.
Neredeyse her zaman zamanında gelirim.I almost always arrive on time.
O bir faşist diktatörlük olabilir ama en azından trenler zamanında çalışırlar.It may be a fascist dictatorship, but at least the trains run on time.
Ben genellikle zamanındayım.I'm usually on time.
Zamanından önce konuştum.I spoke prematurely.