zamanın ile cümle

zamanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Ben bir araba olmadan onu zamanında yapacağım.I will make it without a car and on time.
Zamanın göstereceğini düşünüyorum.I think time will tell.
Boş zamanın olduğu zaman belki bizi görmeye geleceksin.Maybe you will come to see us when you have free time.
Tom bunu zamanında yapmayabilir.Tom may not make it on time.
Bu, zamanına değer mi?Is it worth your time?
Sadece zamanını harcıyorsun.You're just wasting our time.
Kitaplarda bütün geçmiş zamanın ruhu yatıyor.In books lies the soul of the whole past time.
Tom zamanının çoğunu toplantılarda harcar.Tom spends a lot of his time in meetings.
Boş zamanında, o en sık piyano çalar.During her free time, she most often plays piano.
Kitaplar zamanın engin denizini geçen gemilerdir.Books are ships which pass through the vast sea of time.
Yeterli zamanın vardı.You've had enough time.
Ben havaalanına zamanında gitmeni tavsiye ediyorum.I would advise you to get to the airport on time.
Havalimanına zamanında gitmeni tavsiye ederdim.I would advise you to get to the airport on time.
Şimdi gidersen zamanında varırsın.If you leave now, you'll get there on time.
Zamanın ne kadar hızlı geçtiği inanılmaz.It's unbelievable how fast time flies.
Keşke faturalarımı zamanında ödeseydim.I wish I had paid my bills on time.
Zamanında orada olacağımızdan emin olmak istiyorum.I want to make sure we get there on time.
Tom bütün zamanını bilgisayarda geçirir.Tom spends all his time on the computer.
İşleri zamanında yaptırmayı severim.I like to get things done on time.
Tren tam zamanında geldi.The train arrived right on time.
Onu asla zamanında yapmayacağım.I'll never make it in time.
Uçak tam olarak zamanında havalandı.The plane took off exactly on time.
Okula zamanında varacağımı sanmıyorum.I don't think I'll make it to school on time.
Ben kesinlikle Tom'un buraya zamanında geleceğini umuyorum.I sure hope that Tom gets here on time.
Sadece onu zamanında yaptırdığıma sevindim.I'm just glad I got it done on time.
Ben genellikle faturalarımı zamanında öderim.I usually pay my bills on time.
Zamanında burada olduğum için memnun oldum.I'm glad I got here on time.
Ben faturalarımı zamanında öderim.I pay my bills on time.
Tom tüm sorularımı cevaplamak için zamanın olmadığını söyledi.Tom said that he didn't have time to answer all my questions.
Tom tüm zamanını resim yaparak geçirir.Tom spends all of his time painting.
Ev ödevimi zamanında yaptırmaya çalıştım.I tried to get my homework done on time.
Yatmaya gitme zamanın geldi.It's about time you went to bed.
Zamanında oraya varman için acele et.Hurry up so that you get there in time.
Tren zamanında gelmedi.The train did not arrive on time.
Randevular için zamanında olmak çok önemlidir.Being on time for appointments is very important.
Zamanında yemek yemek önemlidir.It is important to eat on time.
Ben sadece zamanını boşa harcadığını düşünüyorum.I think you're just wasting your time.
O zamanının ötesindeydi.He was ahead of his time.
O, zamanının ilerisindeydi.She was ahead of her time.
Tren zamanında hareket etti.The train departed on time.
Yılın bu zamanında çok soğuk olur.It gets very cold this time of year.
Onu zamanında yapar mısın?Will you make it in time?
Mary'yi bulması Tom'un uzun bir zamanını aldı.It took Tom a long time to find Mary.
Mary'nin evini bulması Tom'un uzun bir zamanını aldı.It took Tom a long time to find Mary's house.
Onun ev ödevini bitirmesi Tom'un uzun zamanını aldı.It took Tom a long time to finish his homework.
Tom boş zamanında bu uygulamayı yarattı.Tom built this app in his spare time.
Tom'un zamanında burada olması çok olası değil.Tom isn't very likely to be here on time.
Tom zamanında bıraktı.Tom left on time.
Şimdi dinlenme zamanın.It's now time for you to rest.
Şimdi eve gitme zamanın.It's now time for you to go home.
Tom Mary'nin Fransızca okuyarak zamanını boşa harcadığını düşündü.Tom thought that Mary was wasting her time studying French.
Tom onu yapmanın onun çok uzun zamanını almadığını söyledi.Tom said that it didn't take him so long to do that.
Tom bize oraya zamanında varmamız konusunda emin olmamızı söyledi.Tom told us to make sure we got there on time.
Tom buraya zamanında gelen tek kişiydi.Tom was the only one who got here on time.
Biz zamanında bitirmek zorundayız.We've got to finish on time.
Tom zamanının çoğunu kütüphanede harcar.Tom spends most of his time in the library.
Mary zamanının çoğunu kütüphanede harcar.Mary spends most of her time at the library.
Tom genellikle zamanında geliyor.Tom usually comes on time.
Zamanını düzenlemek zorundasın.You have to organize your time.
Zamanın olduğunda beni ziyarete gelmelisin.You should come visit me when you have time.

İlgili Sayfalar