zamanın ile cümle

zamanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom hep zamanında gelir.Tom always arrives on time.
Tom okula zamanında varamayacağını biliyordu.Tom knew that he wouldn't be able to get to school on time.
Tom'un zamanında burada olması olası değil.It's unlikely Tom will be here on time.
Tom'un zamanında gelip gelmeyeceğinden şüpheliyim.I doubt if Tom will come on time.
İstasyona zamanında gideceğimizi düşünüyor musun?Do you think we'll make it to the station in time?
Oraya zamanında varabildin mi?Were you able to get there in time?
Bana bunda yardımcı olmak için zamanın var mı?Would you have time to help me with it?
Ne kadar boş zamanın var?How much free time do you have?
Ne olduğunu farketmesi Tom'un çok az zamanını aldı.It took Tom a moment to realize what was happening.
Tom Mary'nin Fransızca çalışarak zamanını boşa harcadığını düşündü.Tom thought Mary was wasting her time studying French.
Beni dinlemek için zamanın var mı?Do you have the time to listen to me?
Evimi boyaman ne kadar zamanını alacak?How long will it take you to paint my house?
Tom akşam yemeği zamanına kadar dönmeyecek.Tom won't be back till dinner time.
Tom zamanında burada olacağını sanmıyorum.I don't think Tom will be here on time.
Ben zamanında orada olacağıma söz veriyorum.I promise that I'll be there on time.
Tom'un zamanında burada olması için hiçbir şansı yok.There's no chance that Tom will be here on time.
Boş zamanınızı nasıl geçireceğiniz size kalmış.It's up to you how you spend your free time.
Mary geçen hafta bütün boş zamanını doğum günü tebriklerine cevap vererek geçirdi.Mary spent all her free time last week answering birthday greetings.
Onu zamanında yaptık.We made it on time.
Bir kez daha Gilbert zamanında gelmedi.Yet again, Gilbert is not on time.
Bana bir şeyde yardım etmek için zamanın var mı?Would you have time to help me with something?
Bu sabah ilk trene yetişmek için istasyona zamanında gidebildin mi?Were you able to make it to the station on time to catch the first train this morning?
Gün doğumunu tam zamanında görmek için dağın tepesine gittik.We made it to the top of the mountain just in time to see the sunrise.
Biz tam zamanında mıyız?Are we on time?
Ev ödevini zamanında teslim etmeyen tek kişi Tom'du.Tom was the only one who didn't hand in his homework on time.
Dün gece cinayet zamanında nerede olduğunu bana anlat.Tell me where you were last night at the time of the murder.
Lütfen emin ol kızın zamanında uykudan uyandığına.Please make sure that she wakes up on time.
Lütfen zamanında ayrıldığımıza emin ol.Please make sure that we leave on time.
Tom hiç sıkılmadı. O tüm boş zamanını cümleleri çevirerek harcar.Tom has never been bored. He spends all of his free time translating sentences.
Zamanın var mı?Do you have time?
Bir fincan kahve için zamanın var mı?Do you have time for a cup of coffee?
Senin zamanın yok.You don't have time.
Lütfen zamanında istasyona varacağından emin ol.Please make sure you get to the station on time.
Lütfen zamanında burada olacağından emin ol.Please make sure that you get here on time.
Tom, Mary'nin zamanında olmamasına şaşırmadı.Tom wasn't surprised that Mary wasn't on time.
Tom'un zamanında burada olmayacağına dair bir ihtimal var mı?Is there any chance that Tom won't get here on time?
Mary'nin Avusturya'lı arkadaşı Noel zamanında onu ziyaret edecek.Mary's friend from Austria will visit her at Christmas time.
O her zaman zamanında gelmeyi garantiye alır.He always makes sure to come on time.
Tom onu yapmanın zamanına değdiğini sanmadığını söyledi.Tom said that he doesn't think doing that is worth his time.
Fransızcayı bu kadar iyi öğrenmen ne kadar zamanını aldı?How long did it take you to learn French this well?
Acele etmezse Tom oraya zamanında varamaz.Tom won't get there on time if he doesn't hurry.
Buraya zamanında gelmeyeceğin konusunda endişeliydim.I was worried you wouldn't get here on time.
Tom ev ödevini zamanında teslim etmedi.Tom didn't turn in his homework on time.
Tom'un buraya zamanında geleceğini beklemiyordum.I didn't expect Tom to get here on time.
Yağ değişiminin zamanın geldiğini düşünüyorum.I think it's time for an oil change.
Bunu zamanında yaptıramadım.I couldn't get it done on time.
Zamanında kar iyi bir hasat vaat ediyor.A timely snow promises a good harvest.
O her zaman zamanında gelir.He always arrives on time.
Tom fırtınaya rağmen zamanında geldi.Tom arrived on time in spite of the storm.
Tom işi zamanında yaptırmak için çok çalıştı.Tom worked hard to get the work done on time.
Tüm bununla zamanını boşa harcadığını düşünmüyor musun?Don't you think you're wasting your time with all that?
Tom çoğu baş zamanını gitar pratik ederek harcar.Tom spends most of his spare time practising the guitar.
Tom boş zamanının çoğunu gitar pratiği yapmakla geçirir.Tom spends most of his spare time practicing the guitar.
Tren gecikti ama yine de işe zamanında vardım.The train was late, but I still arrived to work on time.
Denemeni zamanında teslim ettin mi?Did you hand in your essay on time?
Tom kendi öğle yemeğini hazırlamak için yeterli zamanını olmadığını söyledi.Tom said that he didn't have enough time to make his own lunch.
O, tüm boş zamanını balıkçılığa adadı.She devoted all her spare time to fishing.
Tom tam zamanında kaçmayı başardı.Tom managed to escape just in time.
Tam zamanında kaçmayı başardık.We managed to escape just in time.
Tom ve Mary tam zamanında kaçmayı başardı.Tom and Mary managed to escape just in time.

İlgili Sayfalar