zamanın ile cümle
zamanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom, zamanında burada olmayabilir.It's possible that Tom won't be here on time.
Buraya zamanında geldik.We got here on time.
Tom'un zamanında burada olmayacağını sana düşündüren ne?What makes you think Tom won't be here on time?
Zamanınla daha iyi şeyler yapmak zorundasın.You've got better things to do with your time.
Tom bunu toplantı için zamanında yapmayabilir.Tom may not make it in time for the meeting.
Tom dün geceki partide hayatının zamanını geçirdi.Tom had the time of his life at the party last night.
Mary zamanında geldi.Mary has arrived on time.
Tom akşam yemeği için tam zamanında geldi.Tom arrived just in time for dinner.
Muhtemelen benim sahip olduğum kadar zamanın yok.You probably don't have as much time as I do.
Bunu yaptırmak için yarın 2.30'a kadar zamanınız var.You've got until 2:30 tomorrow to get this done.
Tom zamanın tükendiğini biliyor.Tom knows time is running out.
Tom muhtemelen zamanında burada olmayacak.Tom isn't likely to be here on time.
Tom zamanında yapılan raporu almak için elinden geleni yapıyor.Tom is doing his best to get the report done on time.
Tom zamanının bittiğini biliyor.Tom knows he's running out of time.
Zamanın sonu yoktur. SonsuzdurTime has no end. It's endless.
Zamanını sonuçsuz ilişkilerde israf etme.Don't waste your time in a dead-end relationship.
Tom bir dakikalık zamanına ihtiyacı olduğunu söylüyor.Tom says he needs a minute of your time.
Tom okula zamanında varabildi.Tom managed to get to school on time.
Tom zamanında oraya varmayı başardı.Tom managed to get there in time.
Tom zamanını iyi kullandı.Tom made good use of his time.
Tom zamanının çoğunu okuyarak geçirir.Tom spends a lot of his time reading.
O vaktinde geldi. Ben zamanında geldim.She arrived on time. I arrived in time.
Onun zamanında, Mary dünyadaki en güzel kadınlardan biri olarak kabul edilirdi.In her time, Mary was considered one of the most beautiful women in the world.
Tom'a uyku zamanının geçtiğini söyle.Tell Tom that it's past his bedtime.
Tom randevu için zamanında geldi.Tom was in time for his appointment.
Buraya gelmek Tom'un fazla zamanını almadı.It didn't take Tom long to get here.
Çiti boyamak Tom'un çok uzun zamanını almamalı.It shouldn't take Tom too long to paint the fence.
Karar vermek sadece Tom'un biraz zamanını aldı.It only took Tom a moment to decide.
Onu orada zamanında yapmayacağım.I'm not going to make it there on time.
Biraz zamanını alabilir miyim.Could I have a moment of your time?
Bunu zamanında bitirebileceğimize dair bir şans olduğunu düşünüyor musun?Do you think there's any chance we'll be able to finish this on time?
Tom bize yardım etmezse, bunu asla zamanında bitiremeyeceğiz.If Tom doesn't help us, we'll never be able to finish this on time.
Boston'a varmak ne kadar zamanını aldı?How long did it take you to get to Boston?
Buraya gelmen ne kadar zamanını aldı?How long did it take you to get here?
Ev ödevini bitirmen ne kadar zamanını aldı?How long did it take you to finish your homework?
Evini inşa etmen ne kadar zamanını aldı?How long did it take you to build your house?
Yeterli zamanınız var.You have enough time.
"Geldiler!" "Tam zamanında!""They've arrived!" "And none too soon!"
Zamanınızı nasıl geçiriyorsunuz?How do you spend your time?
Tom onu zamanında yapamayabilir.Tom might not make it in time.
Oraya zamanında varabileceğimi sanmıyorum.I don't think I can get there in time.
Tom'un buraya zamanında varmayacağına bahse girerim.I'll bet Tom doesn't get here on time.
Zamanında orada olmak için elimden geleni yapacağım.I'll try my best to be there on time.
Tom zamanında orada olmaya çalışacak.Tom is going to try to be there on time.
Tom okula zamanında varamayacağından korkuyordu.Tom was afraid that he wouldn't get to school on time.
Bu raporu zamanında bitirmek için elimden geleni yapıyorum.I'm trying my best to finish this report on time.
Zamanında hazır olabilirim.I can be ready on time.
Zamanını boşa harcamadığını gördüğüme memnun oldum.I'm glad to see you haven't been wasting your time.
Toplantı için zamanında döneceğime söz veriyorum.I promise I'll be back in time for the meeting.
Tom çocuklarıyla geçirmek için daha fazla zamanının olmasını istedi.Tom wished he had more time to spend with his children.
Sanırım senin gitme zamanın geldi.I think it's time for you to go.
Tom randevulara her zaman zamanında gelir.Tom is always on time for appointments.
Düğün için zamanında Boston'a varamayacağımız olasıdır.It's possible that we won't be able to get to Boston in time for the wedding.
Bir şeyler içmek için zamanın var mı?Do you have time to drink something?
Kriz zamanında para kazanmasını bilen kimse var mı?Does anyone know how to make money in a time of crisis?
Her sabah zamanında uyanmak için çalar saate güvenirim.I depend on the alarm clock to wake up on time every morning.
Zamanın değerinin farkında olmamız gerekiyor.We need to be aware of the value of time.
Zamanınız yakında gelecek.Your time will come soon.
Araçla Boston'a gitmek ve cinayeti işlemek için yeterli zamanın vardı.You had just enough time to drive to Boston and commit the murder.
Bunu yapmak için bol bol zamanın vardı.You've had more than enough time to do that.