zamanın ile cümle
zamanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Çok daha fazla zamanın yok.You don't have much more time.
Akşam yemeği için zamanında evde olmam gerekir.I should be home in time for dinner.
Benim için asla zamanın yok.You never have time for me.
Gelecek hafta daha fazla zamanın olacak.You'll have more time next week.
Artık birbirimizin zamanını boşa harcamayalım.Let's not waste any more of each other's time.
Zamanın hiçbir formu ve maddesi yoktur.Time has no form or substance.
Yeteri kadar çok zamanın var.You have too much time on your hands.
Onu ikna etmeye çalışarak zamanını boşa harcıyorsun.You're wasting your time trying to convince him.
Bir soru daha için zamanın var mı?Do you have time for one more question?
Bana yardım etmezsen, o zamanında bitmeyecek.If you don't help me, it won't get finished on time.
Lütfen zamanında gel.Please come on time.
Tom onu zamanında yapacak.Tom will make it on time.
Tom otobüs durağına tam zamanında ulaştı.Tom got to the bus stop just in time.
Sanırım sen ve Tom'un eve gitme zamanınız.I think it's time you and Tom went home.
Zaten Tom'a söyleme zamanın geldi de geçiyor bile.It's about time you told Tom anyway.
Tom'a zamanında orada olmayı planladığımızı söyle.Tell Tom we plan to be there on time.
Senin zamanını harcadığım için beni affet.Forgive me for wasting your time.
O hep zamanında gelir.She always arrives on time.
Belki yeni bir bilgisayar alma zamanınız geldi.Maybe it's time for you to get a new computer.
Sadece zamanını boşa harcıyorsun.You're just wasting your time.
Neden bununla zamanını boşa harcıyorsun?Why are you wasting time with this?
Tom bana onun zamanını israf ettiğimi söyledi.Tom told me I was wasting his time.
Neden Tom'la birlikte zamanını israf ediyorsun?Why are you wasting your time with Tom?
Taksi tam zamanında geldi.The taxi arrived in good time.
Onu zamanında yapmayacağız.We're not going to make it in time.
Bunu asla zamanında yapmayacağız.We're never going to make it on time.
Biraz daha hızlı sürseydik, oraya zamanında varırdık.If I'd driven a little faster, we'd have gotten there on time.
Yatma zamanına üç saatin var.You've got three hours till your bedtime.
Oraya zamanında varacağız.We'll get there in time.
Zamanında Tom'a ulaşamadım.We weren't able to reach Tom in time.
Tom'a zamanında ulaşamadık.We weren't able to reach Tom in time.
Zamanın nasıl geçtiğini anlamadık.We lost track of the time.
Sanırım şimdi büyüme zamanın.I think it's time for you to grow up.
Bu raporu zamanında bitirtmeye çalışırken zor bir zaman geçirdim.I had a hard time trying to get this report finished on time.
Bu raporu zamanında yetiştirmeye çalışırken epey zorlandım.I had a hard time trying to get this report finished on time.
Bunu zamanında yaptırmak için bir yol bulabileceğimizden eminim.I'm sure we can figure out a way to get this done on time.
Zamanında orada olabilip olamayacağımdan emin değilim.I'm not sure if I'm going to be able to be there on time.
Oraya zamanında varacağımızı umuyorum.I do hope we get there in time.
Sanırım gitme zamanın.I think it's time for you to leave.
Mary 16 saatlik bir kıtalararası uçuş sırasında, zamanından önce doğdu.Mary was born prematurely during a 16 hour transcontinental flight.
Sen tam zamanında geldin.You're right on time.
Zamanın olmayabilir.You may not have time.
Senin fazla zamanın yok.You don't have much time.
Senin çok zamanın yok.You haven't got much time.
Artık daha fazla zamanın yok.You don't have any more time.
Fazla zamanın yok.You don't have a lot of time.
Tanrıya şükürler olsun! Ben zamanında geliyorum.Heaven be praised! I come on time.
Treni yakalamak için yeterli zamanın var.You have enough time to catch the train.
Tom'un zamanında burada olmayacağını farzedelim.Let's assume Tom won't be here on time.
Ev ödevimi zamanında bitiremedim.I wasn't able to finish my homework on time.
Bunu zamanında yaptırabilmemiz için hâlâ bir şans olduğunu mu söylüyorsun?Are you saying there's still a chance that we can get this done on time?
Şu anda bana yardım etmek için zamanın olduğundan emin misin?Are you sure you have time to help me right now?
Onlar bunun zamanında hazır olacağını söyledi.They said it would be ready on time.
Tom zamanında oraya varamayacak.Tom won't be able to get there in time.
Tom zamanında çıkamadı.Tom couldn't get out in time.
Tom tam zamanında yoldan çıktı.Tom got out of the way just in time.
Tom tam zamanında geriye doğru sıçradı.Tom jumped back just in time.
Tom zamanında burada olmayabilir.Tom might not be here in time.
Soru bunu zamanında nasıl yaptırmak.The question is how to get this done in time.
Tom'un zamanında burada olmayacağı mümkün.It's possible that Tom won't be here on time.