zamanın ile cümle

zamanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bu kent, zamanında güzeldi.This city was beautiful in its time.
Adaya gitmek polisin bir sürü zamanını aldı.It took the police a lot of time to get to the island.
Zamanında yapabilir misin?Can you make it in time?
Zamanınız ve çabanız için teşekkür ederim.Thank you for your time and effort.
Kötü hava gemimizin zamanında varmasını engelledi.The bad weather prevented our ship from arriving on time.
Tüm yapman gereken şey oraya zamanında varmaktır.All you have to do is get there on time.
Size göre Tom zamanında burada olacak mı?Do you think Tom will be here on time?
Tom'un zamanında burada olacağını düşünüyor musun?Do you think Tom will be here on time?
Gitme zamanınız değil mi?Isn't it time for you to leave?
Senin eve gitme zamanın.It's time for you to go home.
Benim tavsiyeme uyma zamanın geldi.It's time you took my advice.
Onlar bize zamanında ulaşamazlar.They'll never reach us in time.
Bütün bunları yapmak için zamanın var mıydı?When did you have time to do all this?
Yangın zamanında neredeydin?Where were you at the time of the fire?
Zamanınız geldi.Your time has come.
Zamanınız sınırlı.Your time is limited.
Zamanınız gelecek.Your time will come.
Ne kadar zamanın var?How much time do you have?
Ne kadar zamanınız var?How much time do you have?
Zamanında vardın.You arrived on time.
Gelip piyanomu taşımama yardım etmek için pazartesi günü biraz zamanın var mı?Would you have some time on Monday to come over and help me move my piano?
Raporunu düzeltmek için zamanın yoktu.You didn't have time to proofread your report.
Biz eve zamanında gelemeyiz.We can't come home in time.
Babam zamanını iyi kullanır.My father uses his time well.
Tom hasta olmasına rağmen ev ödevini zamanında yaptırmayı planlıyor.Although Tom is sick, he plans to get his homework done on time.
Tom hasta olmasına rağmen ev ödevini zamanında bitirtmeyi planlıyor.Even though Tom is sick, he plans to get his homework finished on time.
Umarım son trene zamanında yetiştim.I hope I'm in time for the last train.
Bize yardım etmek için zamanının olabilip olamayacağını merak ediyordum.I was wondering if you might have time to help us.
Lütfen buraya zamanında gelmek için elinden geleni yapmaya çalış.Please try your best to get here on time.
Zamanını takdir ediyoruz.We appreciate your time.
Tom okula zamanında geldi.Tom arrived at school on time.
Tom toplantı için zamanında geldi.Tom arrived in time for the meeting.
Tom zamanında gelmemden emin olmamı istedi.Tom asked me to make certain I was on time.
Tom okumak için yeterli zamanının olmamasından yakındı.Tom complained that he didn't have enough time to read.
Tom zamanında gelmedi.Tom didn't come on time.
Tom ev ödevini zamanında yaptırmadığı için iyi bir nedeni vardı.Tom had a good reason for not having his homework done on time.
Tom'un kirasını zamanında ödemediği için iyi bir nedeni vardı.Tom had a good reason for not paying his rent on time.
Tom trenin zamanında geleceğini umuyordu.Tom hoped the train would be on time.
Tom bu sabah gazete okumak için zamanının olmadığını söyledi.Tom said he didn't have time to read the newspaper this morning.
Tom boş zamanının çoğunu kitap okuyarak geçirir.Tom spends most of his free time reading books.
Tom boş zamanının çoğunu Fransızca çalışarak geçirir.Tom spends most of his free time studying French.
Tom boş zamanını çoğunu TV izleyerek harcar.Tom spends most of his free time watching TV.
Tom işi zamanında bitirmek için ne gerekiyorsa yapacak.Tom will do whatever it takes to finish the job on time.
Ben bana yönelik yumruğu önlemek için tam zamanında eğildim.I ducked just in time to avoid the punch aimed at me.
Tom zamanının çoğunu evde geçirir.Tom spends most of his time at home.
Gitmek zorunda kalmadan önce ne kadar zamanın var?How much time do you have before you have to leave?
Biz tam zamanında geldik.We were just in time.
Buraya zamanında geldin.You got here on time.
Tom zamanın geçtiğini biliyor.Tom knows time's running out.
Eğer doğru hatırlıyorsam Boston yılın bu zamanında güzeldir.If I remember correctly, Boston is beautiful this time of year.
Boston yılın bu zamanında güzel.Boston is lovely this time of the year.
Genç bayanlar zamanında geldi mi?Did the young ladies arrive on time?
Zamanında oraya gitmek zorunda değiliz.We don't have to get there on time.
Umarım bu yıl vergilerimi zamanında alabilirim.I hope I can get my taxes in on time this year.
Tom oraya zamanında varmadı.Tom didn't get there in time.
Oraya zamanında varmaya çalışalım.Let's try and get there on time.
Kirasını zamanında ödediği sürece Tom'un endişelenecek bir şeyi yok.Tom has nothing to worry about as long as he pays his rent on time.
Akşam yemeği için tam zamanında geldin.You're just in time for dinner.
Çok az zamanın kaldı.You have very little time left.
Neden çok zamanın kalmadı?You don't have much time left.

İlgili Sayfalar