zamanım ile cümle

zamanım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bu kalın bıyığı uzatmak uzun zamanımı aldı.Growing this thick mustache has taken me quite a while.
Sizi beklemek uzun zamanımızı aldı.It took us ages waiting for you.
Eşyalarımı paketlemem çok zamanımı aldı.It took me ages to pack up my stuff.
Valizlerimi toplamak uzun zamanımı aldı.It took me ages to pack up my suitcases.
Biraz boş zamanım var.I have some time.
Eğlenmeyi sevmiyorum değil - zamanım yok.It's not that I don't like to have fun - I don't have time.
Ben eğlenmeyi sevmiyorum değil ama zamanım yok.It's not that I don't like to have fun, but I don't have time.
Öncelikle, hiç param yok. ikinci olarak, zamanım yok.For one thing, I don't have any money. For another, I don't have the time.
Bizim konuşmamızın zamanımızdır.It's time for us to talk.
Zamanım olursa onu yaparım.If I have time, I'll do it.
O ve ben okulda birlikteki zamanımız boyunca ayrılmaz arkadaşlardık.He and I were inseparable friends during our time together in school.
Dinlenmek için biraz zamanım var.I have a bit of time to relax.
Kesinlikle gidip bir film izlemek istiyorum ama zamanım olup olmadığından emin değilim.I’d certainly like to go and watch a film, but I’m not sure if I have time.
Bugün zamanım yoktu. Yarın gideceğim.I didn't have time today. I'll go tomorrow.
Tom'un fikrini değiştirmesini ikna etmeye çalışarak zamanımı boşa harcamamalıydım.I shouldn't have wasted my time trying to convince Tom to change his mind.
Zamanımı boşa harcamamalıydım.I shouldn't have wasted my time.
Zamanımı boşa harcama.Don't waste my time.
Yapmak istediğim her şeyi yapmak için zamanım yok.I don't have the time to do everything I want to do.
Yemek yemek için çok zamanımız var.We have plenty of time to eat.
Ben çocukken, zamanımın çoğunu evde okuyarak geçirdim.When I was a child, I spent most of my time indoors reading.
Bunu yapmak için zamanımın olup olmayacağını bilmiyorum.I don't know whether I will have time to do it.
Bunun için zamanım yok.I don't have time for this.
Almanca eğitimi almak istiyorum ama zamanım yok.I'd like to study German, but I don't have the time.
Bu kitabı okumak için zamanım yok.I don't have the time to read this book.
O kitabı okumak için zamanım yok.I don't have the time to read that book.
Bu uzun zamanımı almayacak.It won't take me a long time.
Zamanımı boşa harcıyorum.I am wasting my time.
Daha fazla zamanım yok.I do not have any more time.
Az zamanımız var.We're short on time.
Zamanımız tükeniyor.We're running out of time.
Zamanımız azalıyor.We're running out of time.
Genellikle büyük bir öğle yemeği yemek için zamanım yok.I usually don't have time to eat a large lunch.
Servis edilen her şeyi yemek için yeterli zamanım yoktu.I didn't have enough time to eat everything that was served.
Zamanımı boşa harcıyorsun.You're wasting my time.
Acele et! Çok zamanım yok.Hurry up! I don't have all day.
"Çocuklarımla geçirecek zamanım yok." "Zaman yaratmalısın.""I don't have time to spend with my kids." "You should make time."
Üzgünüm. Fazla zamanım yok.I'm sorry. I don't have a lot of time.
Çok zamanım var.I have lots of time.
Ne kadar zamanımız var?How long do we have?
Keşke daha fazla zamanım olsa.I wish I had more time.
Ziyafetten önce yeni bir kravat almak için zamanım yok.I don't have time to buy a new tie before the banquet.
Zamanımız bitti.We're out of time.
İki saatten daha az zamanımız var.We have less than two hours.
Yapacak çok işimiz var, bu yüzden mola verecek zamanımız yok.We have a lot more to do, so we don't have time to take a break.
Her odayı dikkatlice araştırmak için zamanımız yok.We don't have time to search every room carefully.
Tüm bu verileri işlemek için zamanımız yok.We don't have time to process all this data.
Bütün evi temizlemek için zamanımız yok.We don't have time to clean the whole house.
Bunun için zamanımız yok.We don't have time for this.
Bizim o kadar fazla zamanımız yok.We don't have that much time.
Çok zamanımız yok.We don't have much time.
Bir sürü zamanımız yok.We don't have a whole lot of time.
Bu kitabın geri kalanını okumayı bitirmek için ne zaman zamanım olacağını bilmiyorum.I don't know when I'll have time to finish reading the rest of this book.
Her şeyi açıklamak istiyorum, ancak yeterli zamanımız olduğunu sanmıyorum.I'd like to explain everything, but I don't think we have enough time.
Bunu bitirmek için 2.30'a kadar zamanımız olduğunu düşündüm.I thought we had until 2:30 to finish this.
Daha fazla zamanımız olduğunu düşündüm.I thought we had more time.
Benim sadece kahve için zamanım var.I only have time for coffee.
Zamanımızın olmadığını düşündüm.I thought we were out of time.
Tom ve ben ikimiz de zamanımızı donanmada aynı tip gemide geçirdik.Tom and I both spent our time in the navy on the same type of ship.
Keşke bir kız arkadaş için zamanım olsa.I wish I had time for a girlfriend.
Bunu bitirmek için sadece biraz daha zamanım olmasını diliyorum.I only wish I had a little more time to finish this.

İlgili Sayfalar