zamanım ile cümle
zamanım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Trenimizi yakalamak için bol zamanımız var.We have ample time to catch our train.
Trene yetişmek için yeterli zamanımız var.We have enough time to catch the train.
Buradaki hayata alışmak biraz zamanımı alacak gibi görünüyor.It seems like it will take me a while to get accustomed to life here.
Daha sonra köpeğe bakacak zamanımız olup olmadığını düşünelim.Next, let us think about whether we have the time to look after a dog.
Boş zamanımda hep klasik müzik dinlemenin tadını çıkarıyorum.I always enjoy listening to classical music in my free time.
Ayıracak zamanımız var.We have time to spare.
Okumak için zamanım yok.I don't have time for reading.
Zamanım olsa sinemaya giderim.I would go to the movies if I had the time.
Zamanım olsaydı sinamaya giderdim.I would have gone to the movies if I had had the time.
Ne alışveriş etmek ne de anneme hoşça kal demek için zamanım vardı.I had neither the time to go shopping, nor to say goodbye to my mother.
Keşke seninle kalmak ve konuşmak için zamanım olsa.I wish I had the time to stay and talk with you.
Yeterli zamanımız yok.We don't have enough time.
Zamanımız yok.We don't have time.
Hâlâ daha çok zamanım var.We still have more time.
Boş zamanımı çoğunlukla müzik dinleyerek geçiririm.I often spend my free time listening to music.
Benim okumak için hiç zamanım yok.I have no time for reading.
Zamanımı tüketmek için seni öldüreceğim.I'm going to kill you for wasting my time.
Okumak için zamanım bile yok.I don't even have time to read.
Yarın sabah zamanım var.I have time tomorrow morning.
Zamanım olacak mı bilmiyorum.I don't know if I'll have time.
Hâlâ çok zamanımız var.We still have a lot of time.
Emekli olur olmaz tüm zamanımı Tatoeba'ya ayıracağım.Once I retire, I will dedicate my whole time to Tatoeba.
Fazla zamanımız yok, acele edelim.We don't have much time. Let's hurry.
Daha fazla zamanım olsaydı daha kısa bir mektup yazardım.If I'd had more time, I'd have written a shorter letter.
Zamanım olsa, sana yardım edebilirim.If I had time, I could help you.
Zamanım olsaydı, sana yardım edebilirdim.If I had time, I could help you.
Zamanımız olduğunda onu yapacağız.We'll do it when we have time.
Senin için zamanım yok.I don't have time for you.
Düşünmek için zamanım yoktu. Kanaate dayalı karar almak zorundaydım.I didn't have time to think. I had to make a judgment call.
Boş zamanımda Kanada geyiği avlarım.I hunt elk in my leisure-time.
Boş zamanımda Tatoeba'da cümle çeviririm.I translate sentences on Tatoeba in my spare time.
Seninle tartışacak zamanım yok; yemek hazırlıyorum.I don't have time to argue with you; I'm preparing the food.
Ben boş zamanımda avlanmaya giderim.I go hunting in my leisure time.
Bu kitabı okurum ama zamanım yok.I would read this book, but I don't have the time.
Ev ödevimi bitirmek için zamanım yok.I don't have time to finish my homework.
Sanırım benim emekli olma zamanımdır.I think it's time for me to retire.
Hâlâ zamanımız var.We still have time.
Benim zamanımı israf ettiğimi düşünüyor musunuz?Do you think I'm wasting my time?
Sizce ben zamanımı boşa harcıyor muyum?Do you think I'm wasting my time?
Yemek yemek istememe rağmen, yemek yiyecek yeterli zamanımın olmadığını fark ettim.I realized that even though I wanted to eat, I didn't have enough time.
Onu okuyarak zamanımı boşa harcamamalıydım.I shouldn't have wasted my time reading that.
Zamanım olursa ziyaret etmek için gelmek isterim.I'd love to come and visit if I had the time.
Yapacak zamanımız olmayan pek çok şey vardı.There were many things that we simply didn't have time to do.
Harcamak için gereğinden fazla zamanımız var.We have more than enough time to spare.
Çok zamanımız var.We've got plenty of time.
Şimdi zamanım yok.I don't have time now.
Artık seninle konuşmak için zamanım yok.I don't have time to talk with you anymore.
Biraz boş zamanım vardı, bu yüzden şehri gezdim.I had some free time, so I wandered around town.
Acele etmeye gerek yok. Çok zamanımız var.There's no need to hurry. We have plenty of time.
Sanırım hâlâ çok zamanımız var.I think we still have plenty of time.
Tartışmak için zamanımız yok.We don't have time to debate.
Şimdi bol zamanım var.We have plenty of time now.
Boşa geçirecek zamanım yok.I don't have time to waste.
Gitme zamanımız geldi.It's time for us to go.
Çocuklar, gitme zamanım.Guys, It's my time to go.
Bu işi bitirtmek oldukça çok fazla zamanımızı alıyor.It's taking us way too much time to get this job finished.
Resim yapmak için zamanım bile yoktu!I didn't even have time to paint!
Bunu yapmak için zamanım olup olmadığını bilmiyorum.I don't know if I have time to do it.
Kahvaltı yapmak için tam yeterli zamanımız var.We just have enough time to eat breakfast.
Benim e-posta yazmak için zamanım yok. Çalışma, çalışma, çalışma!I don't have time to be writing emails. It's study, study, study!