zamanım ile cümle
zamanım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Çok fazla zamanımız var.We have plenty of time.
İşinizde size yardım edecek zamanım yok.I have no time to help you with the work.
Bir sürü param ve onu kullanacak yeterli zamanım var.I have a lot of money and enough time to use it.
Onun için ne zamanım nede param var.I have neither time nor money for that.
Benim zamanım yok.I have no time.
Benim ne zamanım nede param var.I have neither time nor money.
Siyasal etkinlikte bulunmak için zamanım yok.I have no time to engage in political activity.
Kitap okumak için zamanım yok.I have no time to read books.
Benim kitap okumak için zamanım yok.I have no time to read books.
Benim zamanım tükeniyor.My time is running out.
Belgeye bakmak üç saatten fazla zamanımı alacaktır.It will take me more than three hours to look over the document.
Onu yapmak için çok zamanım var.I have plenty of time to do that.
TV izlemek için hiç zamanım yok.I don't have any time to watch TV.
O kadar meşgulüm ki ayıracak zamanım yok.I am so busy that I have no time to spare.
Zamanımı radyo dinleyerek geçirdim.I spent my time listening to the radio.
Her zamankinden daha çok zamanım, ve daha az param var.I have more time, and less money than ever.
Boş zamanımı çoğunlukla radyo dinleyerek geçiririm.I often spend my leisure time listening to the radio.
Boş zamanımda şiir yazarım.I write poems in my free time.
Bir yürüyüş için zamanım bile yok.I don't even have time for a walk.
Zamanım yok.I am out of time.
Ev ödevimi yapacak zamanım yok.I have no time to do my homework.
Okuyacak zamanım yok.I have no time to read.
Ona yazacak zamanım yok.I have no time to write to her.
O kadar meşgulüm ki okumak için zamanım yok.I am so busy that I have no time to read.
Soğuk algınlığımı atlatmam bir aydan daha fazla zamanımı aldı.It took me more than one month to get over my cold.
Okumak için az zamanım var.I have little time to read.
Akşam yemeği yemek için neredeyse zamanımız yoktu.We hardly had time to eat our dinner.
Zamanım olursa, uğrarım.If I have time, I'll drop in.
Zamanım olursa, yaparım.If I get time, I will.
O kadar az zamanım vardı ki öğle yemeğini aceleyle yemek zorunda kaldım.I had so little time that I had to eat lunch in a hurry.
Yeterli zamanım olsaydı, Londra'nın daha çok kısmını görebilirdim.If I had had enough time, I could have seen more of London.
Zamanımız bitti ve röportajı kısa kesmek zorunda kaldım.We ran out of time and had to cut short the interview.
Çok zamanım yoktu bu yüzden makaleye sadece göz gezdirdim.I didn't have much time so I just skimmed through the article.
Zamanımız bitti, bu yüzden sunumumuzu kısa kesmek zorunda kaldık.We ran out of time, so we had to cut our presentation short.
Onunla çıkarak zamanımın yarısını harcarım.I spend half my time going out with her.
Her türlü zamanımız var.We have all kinds of time.
Bol zamanım var, ama yeterli param yok.I have plenty of time, but not enough money.
Bol bol zamanım var ama yeterli param yok.I have plenty of time, but not enough money.
Yeteri kadar zamanım vardı, bu yüzden acele etmeme gerek yoktu.I had enough time, so I didn't need to hurry.
Bizim yeterince zamanımız var.We have enough time.
Zamanımızı akıllıca kullanalım.Let's make use of our time wisely.
Bir sonraki trenden önce az zamanımız var.We have a little time before the next train.
Çok boş zamanım olduğu için Fransızca çalışmaya karar verdim.Having lots of free time, I've decided to study French.
Boş zamanımda gitar çalarım.I play the guitar in my spare time.
Ben hâlâ bir fincan daha kahve için zamanımın olduğunu düşünüyorum.I think I still have time for another cup of coffee.
Yemek yemek için yeterli zamanımız var.We have time enough to eat.
Keşke uyumak için yeterli zamanım olsa.I wish I had enough time to sleep.
Acele et! Çok zamanımız yok.Be quick! We haven't much time.
Öğle yemeği için neredeyse zamanımız yoktu.We scarcely had time for lunch.
Bizim neredeyse kahvaltı için zamanımız yoktu.We hardly have time to eat breakfast.
Zamanımı sokaklarda dolaşarak harcadım.I spent my time strolling about the streets.
Okumak için gittikçe daha az zamanım oluyor.I have less and less time for reading.
Okumak için bile zamanım yok.I have no time even for reading.
Pazar, zamanımı okuyarak geçirdiğim gündür.Sunday is when I spend my time reading.
Şimdi onun için hiç zamanım yok.I've got no time for that now.
Benim okumak için zamanım yok.I don't have time to read.
Yarın öğleden sonra tekrar gel, seninle konuşmak için daha fazla zamanım olacak.Come again tomorrow afternoon, when I will have more time to talk with you.
Eğlence için hâlâ çok zamanım var.I still have a lot of time for fun.
Ayıracak bol zamanımız var.We have plenty of time to spare.
Seyahat edecek zamanım yok.I can't afford the time to travel.