zamanım ile cümle

zamanım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Zamanım olup olmadığını bilmiyorum.I don't know if I have the time.
Bunun niçin işe yaramayacağını sana açıklamak çok fazla zamanımı alır.It would take me too much time to explain to you why it's not going to work.
Birkaç sayfa İngilizce çevirmek iki saatten fazla zamanımı aldı.It took me more than two hours to translate a few pages of English.
Birkaç sayfa ingilizceyi çevirmek iki saatten daha fazla zamanımı aldı.It took me more than two hours to translate a few pages of English.
Onu yapmak için zamanım olup olmayacağını bilmiyorum.I don't know if I'll have time to do it.
Seninle konuşmak için daha fazla zamanım yok.I have no more time to talk with you.
Cuma geldiğinde benim rahatlama ve hafta sonunun keyfini çıkarma zamanım.When Friday comes around, it's time for me to let my hair down and enjoy the weekend.
Bizim fırtınalı bir zamanımız oldu.We had a rough time.
Konuşmaya hazırlanmak için çok az zamanım vardı.I had little time to prepare the speech.
Dedikoduyla meşgul olacak zamanım yok.I have no time to engage in gossip.
Dedikodu ile meşgul olcak zamanım yokI have no time to engage in gossip.
Öncelikle, beş parasızım, ayrıca, zamanım yok.For one thing, I'm penniless; for another, I don't have the time.
Televizyon izlemek için zamanım yok.I have no time to watch TV.
Açıkçası, yapmak istediğim her şeyi yapmak için zamanım yoktu.I simply haven't the time to do everything I want to do.
Bir sürü zamanımı alan eylemlerim var.I have a lot of activities which take up my time.
Keşke onunla konuşmak için daha fazla zamanım olsa.I wish I had more time to talk with her.
Keşke biraz daha zamanımız olsa.I wish we had more time.
Daha fazla zamanım olsaydı sana yazardım.If I had had more time, I would have written to you.
Daha fazla zamanım olsaydı daha iyi yapabilirdim.I could have done better if I had had more time.
Daha fazla zamanım olsaydı, daha uzun bir mektup yazardım.I would have written a longer letter if I'd had more time.
O yarın gelse konuşmak için daha fazla zamanım olur.If he came tomorrow, I would have more time to talk.
Zamanım olursa, müzeyi ziyaret ederim.If time permits, I'll visit the museum.
Zamanım olursa, gelirim.I will come, time permitting.
Yeterli zamanım olsa, seninle konuşurum.If I had enough time, I would talk with you.
Zamanım olursa, Fransızca çalışırım.If I had time, I would study French.
Daha fazla zamanım olsa, nasıl dans edileceğini öğrenirim.If I had more time, I would learn how to dance.
Hiç zamanımız yok.We have no time.
Hâlâ bir sürü zamanımız kaldı.We still have plenty of time left.
Hala yeterince zamanımız var.We still have plenty of time.
Hala bol zamanımız var.We still have plenty of time.
Saat ona yaklaştı. Yatmaya gitme zamanımız geçti bile.It's close to ten o'clock. It's about time we went to bed.
Uzun bir zamanımızı aldı ama sonunda onu bulabildik.It took us a long time, but finally we were able to find it.
Neredeyse eve gidiyor olma zamanım.It's about time I was going home.
Hâlâ onu tartışacak yeterli zamanımız var.We still have enough time to discuss it.
O bitirmek için zamanımızın olmadığı zor bir sınavdı.It was such a hard test that we did not have time to finish.
Onun için yeterli zamanım var.I have enough time for that.
Konserimden önce biraz zamanımız var.We have a little time before my concert.
Japonya'yı görmek için fazla zamanım olmadı.I haven't had much time to see Japan.
Soğuk algınlığımı atlatmak uzun zamanımı alacak.It'll take me a long time to get over my cold.
Bunu ayrıntılı olarak açıklayacak zamanım yok.I have no time to explain this in detail.
Bu işin zamanımın çoğunu alacağından korkuyorum.I fear this work will take up most of my time.
Bugünlerde kitap okumak için biraz zamanım var.I have a little time for reading these days.
Bugünlerde okumak için çok az zamanım var.I have little time for reading these days.
Boşa geçirecek çok az zamanımız var.We have little time to waste.
Keşke seninle konuşmak için daha fazla zamanım olsa.I wish I had more time to talk with you.
Seni görmek için zamanım yok.I have no time to see you.
Oturacak ve konuşacak zamanım yok.I've got no time to sit and talk.
Biraz boş zamanım olduğunda ben her zaman klasik müzik dinlemenin tadını çıkarırım.I always enjoy listening to classical music when I have some free time.
Amerika'ya gitmek için zamanım yok.I have no time to go to America.
Çok zamanım yok.I do not have much time.
Çok zamanım yok. Acele eder misin?I don't have much time. Could you hurry?
Bunu bitirmek için ne kadar zamanımız var?How much time do we have to finish this?
Öğleden sonra biraz boş zamanım var.I have some free time in the afternoon.
Bu gece çok zamanımız var.We have plenty of time tonight.
Bugünlerde okumak için az zamanım var.I've got little time for reading these days.
Dün TV izlemek için zamanım yoktu.I didn't have time to watch TV yesterday.
İşim kolay ve bir sürü boş zamanım var.My job is easy and I have a lot of free time.
Ödevimi bitirmem ne kadar zamanımı alacak.How long will it take me to finish my homework?
Ev ödevimi bitirmek ne kadar zamanımı alır?How long will it take me to finish my homework?
Onu yapacak çok zamanımız var.We have plenty of time to do that.

İlgili Sayfalar