zamanım ile cümle

zamanım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
" Bilirsiniz, hep bunun için zamanımız olacağını düşünmüştük.""You know, we always thought there'd be time."
Bunu yapmak uzun zamanımı aldı.This took a long time --
Ve zamanım bitiyor, bu yüzden bir sonraki videoda görüşürüz.And I'm running out of time, so I will see you in the next video.
Zamanımı öldürüyorsunuz.You're wasting my time.
Ama burada, zamanımızın en ünlü edebiyat alimlerindenBut here, there -- one of the most famous literary
Şimdi farkettim ki, gene zamanımız bitmiş.And I just realized I'm out of time again because of my rant.
Şimdi Sayın Başkan'a sözü vermek istiyorum çünkü zamanımız doluyor.Let me to go the president here because we really are running out of time.
Ve ben boş zamanımın çoğunu YouTube'a koyduğum bilim videolarını yapmaya harcıyorum.And I myself spend most of my free time making these science videos that I put on YouTube.
Zamanımızın büyük bir bölümünü harcadığımız yeri düşünün.Think of the space that we spend most of our time.
Dünya üzerindeki zamanımızın geçici olduğunu biliyoruz.We know our time on this Earth is fleeting.
Şimdi, üzerinde düşünecek zamanım oldu,And now I've had a little bit of time to think about it,
Uyarıların için zamanım yok.- Don't-- - I don't have time for your warnings.
Artık biliyoruz ki aslında teknoloji boş zamanımızın en büyük rakibi haline geldi.We now know, in fact, that technology is our biggest competitor for leisure time.
Zamanımın dolduğunu şu an fark ettim.And I just realized that I'm out of time.
Açıkçası şu anda zamanımız kalmadı.So, let's say I rewrote each input force...
Şimdi de başka bir toplam tanımlayalım. Zamanımız dolmuş.Now let's define another sum, and I'm going to call that aS.
Karar noktasına hızlıca atlayacağım, çünkü fazla zamanımın olmadığını biliyorum.I'm going to fast-forward to the decision point because I know I don't have a lot of time.
Şimdi zamanımız dolmak üzere.We're getting close to the hour.
Zamanımızın en büyük sorularından biridir bu.It's one of the great questions of our time.
Zamanım bitiyorI'm running out of time.
Burada pekçok özellik var, fakat zamanım yok.There's a lot of other stuff here, but I don't have time.
Ve en iyi zamanım, dünya rekoruydu, 15.77. di.And my fastest time, which was the world record, was 15.77.
Zamanımın çoğunu onunla geçirirdim.I spent most of my time with him.
Bunun yerine zamanımızı konuşarak geçiriyoruz.Instead, we spend our time talking.
Zamanımın çoğunu karanlıkta çalışarak geçiriyorum; alışkınım.I spend most of my time working in the dark; I'm used to that.
Zamanımızın yaklaşımıyla, hükümetler hatalarından ders almış durumdalar.Today's approach, governments have learned from their mistakes.
Artık zamanımın çoğunu burada harcıyorum.Now I spend most of my time here.
Sonsuz biraz abartı ama, harcamak isrediğimden daha fazla zamanımı alır.Not forever, but just more time than I want to spend.
Bu noktaya gelmemiz uzun zamanımızı-- 15 yılımızı aldı.So, it's been a long route to get here: 15 years from the beginning.
Sanırım bu sunum için tüm zamanım bu kadar.I think that's all the time I have now for this presentation.
Onu nasıl kullanacağımızı ve nasıl kuracağımızı düşünmek için çok zamanımız var.There's plenty of time for us to reconsider how we use it, how we build it.
Farkettim ki zamanımız kalmamış.And I just realized that I'm out of time.
Bakalım zamanım var mı.Let's see if I have time.
Ve sonrasında zamanımız neydi?And then what is our time?
Zamanımız burada neydi?What is our time over here?
İşte bu Apple arka planı, bunu yenisini yapacak zamanımız olmadığı için çaldık.That's the Apple background, we stole that because we didn't have time to build our own.
Benim zamanımdan biraz farklı şu an.It's a little different than it was in my day.
Zamanım bitti.And I am out of time.
(Kahkahalar) "İnmeye zamanım yok benim!"(Laughter) "I don't have time for a stroke!"
Çok önemli bir fırsat elde ettik -- herkesi biraraya toplayacak zamanımız yoktu.An emerging opportunity came -- didn't have time to get everybody together.
Zamanım olduğu için, bir soru daha çözebilirim. -Actually since I have time, let me do one more bonus problem that I was sent.
Bu konuyu tekrar tekrar düşünecek zamanım oldu.I've had some time to think it over.
Balık tutmak için daha fazla zamanımız olsun isterdim.I wish we had more time to fish
Bence bu videodaki zamanım bu kadar.I think that's all of the time I have now in this video.
Bizim zamanımızda, dijitalleşme var.In our day, we have digitization.
Zamanımın bittiğini görüyorum. -But I just saw the time and I realize I'm running out of time.
Zamanımız bitmek üzere.Anyway, I realize I'm out of time.
Öyleyse ne kadar zamanımız kaldı?So how much time do we have left?
Ne kadar zamanımızın kaldığını sormak edilgen bir duruştur.Asking how much time we have left is a passive posture.
Sanırım zamanımızın sonuna geldik.I think that's all the time I have for now.
Zamanımızla, şöhretimizle ve paramızla... ...İlk adımı kendimiz attık.We did it ourselves With our time, talent, and money
Ne var ki bu olayların gerçekliğine ilişkin kanıtları toplamak çok zamanımı alıyor.I need a lot of time, though, to gather evidence that they're true.
Zamanımız kalmadı.We won't have time...
Eğer zamanımız kalmazsa da başka bir sunum daha yapacağım.And if I don't have time for this I will do another presentation.
Çok param yoktu, fakat zamanım ve merak duygum vardı.(Music) I didn't have much money, but I had time and a sense of wonder.
Görünen o ki, zamanımızı ne kadar verimli geçirebileceğimize ilişkin epey farkı görüşlerimiz var.So, we appear to have a genuine difference of opinion about how to profitably use one's time.
Ama zamanımız yok.But, we don't have time.
Ben zamanımın harcayabildiğim kadarını deniz hayatını incelemekle harcıyorum.I spend as much of my time as possible investigating the marine life.
Fazla zamanım yok.Step back. Stop digging. We're so fucked.
Neyse, zamanımız kalmadı.Could we have -- no, we don't have time.

İlgili Sayfalar