zamanım ile cümle
zamanım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Zamanımızla yapacak daha iyi şeylerimiz var.We've got better things to do with our time.
Zamanımızla yapacak çok daha iyi şeylerimiz var.We have far better things to do with our time.
Muhtemelen bunu yapmak için yeterli zamanımız yok.We probably don't have enough time to do that.
Bugün onu yapmayı bitirmek için muhtemelen yeterli zamanımız yok.We probably don't have enough time to finish doing that today.
Korkacak zamanım olmadı.I never had time to get scared.
Noel, yılın en yoğun olduğu zamanımızdır.Christmas is our busiest time of the year.
Zamanımı boşa harcamamaya çalışıyorum.I'm trying not to waste my time.
Muhtemelen bugün bunu bitirmek için yeterli zamanımız yok.We probably don't have enough time to finish doing this today.
Şu anda onu aramamız için zamanımız yok.We don't have time to look for that right now.
Öğle yemeği yemek için neredeyse yeterli zamanımız yoktu.We just barely had enough time to eat lunch.
Bu saçmalığı tartışmak için zamanım yok.I do not have the time to discuss this nonsense.
Keşke eve gitmek ve başka bir şeye dönüşmek için zamanım olsa.I wish I had time to go home and change into something else.
Keşke eve gidip üstümü değişmek için zamanım olsa.I wish I had time to go home and change into something else.
Keşke eve gitmek ve daha uygun bir şeye dönüşmek için zamanım olsa.I wish I had time to go home and change into something more appropriate.
Keşke eve gidip daha uygun bir şeyler giymek için zamanım olsa.I wish I had time to go home and change into something more appropriate.
Keşke arkadaşlarla geçirmek için daha fazla zamanım olsaydı.I wish I had more time to spend with friends.
Dün gece ödevimi yapmam çok zamanımı aldı.It took me a long time to do my homework last night.
Düşündüğüm kadar fazla zamanım olmayabilir.I may not have as much time as I thought.
Boşa harcayacak zamanım yok, çocuklar.I don't have time to waste, guys.
Toparlanmak için çok zamanım yok.I don't have much time to tidy.
Birlikte asla yeterli zamanımız olmayacak.We'll never have enough time together.
Düşünmek için yeterince zamanım oldu.I've had enough time to think.
Düşünmek için yeterince zamanım vardı.I've had enough time to think.
Öğle yemeği yemek için yeterli zamanımız olmayabilir.We might not have enough time to eat lunch.
Ne kadar zamanımız olacağını bilmiyoruz.We don't know how much time we'll have.
Eve gitmeden ne kadar zamanım var?How long do I have before I can go home?
O bizim zamanımıza değmez.That's not worth our time.
Çok meşgulüm ve fazla boş zamanım yok.I'm very busy and don't have much free time.
Onu yapmak için daha sonra bol zamanımız olacak.We'll have plenty of time to do that later.
Bugün sana yardımcı olmak için zamanımın olacağını düşünmüyorum.I don't think I'll have the time to help you today.
Sanırım bugün onu yapmayı bitirmek için yeterli zamanımız var.I think we have enough time to finish doing that today.
Zamanım tükendi.I ran out of time.
Yapılması gereken her şeyi yapmak için yeterli zamanım yoktu.I didn't have enough time to do everything that needed to be done.
Boş zamanım yok.I have no free time.
Biraz zamanım kaldı.I have some time left.
Zamanımı seninle harcıyorum.I'm wasting my time with you.
Zamanım olursa onu yarın yapabilirim.I might do that tomorrow if I have time.
Onu yapmak çok zamanımızı almayacak.Doing that won't take us very long.
Onu yapmak uzun zamanımı almayacak.Doing that won't take me very long.
Hâlâ bol zamanım var.I still have plenty of time.
Hâlâ çok zamanım var.I still have a lot of time.
Serbest zamanımda bloğuma yazıyorum.In my free time, I write on my blog.
Boş zamanımda bloğuma yazıyorum.In my free time, I write on my blog.
Boş zamanımda daha fazla boş zaman yaratma planları üretiyorum.In my free time, I come up with plans to create more free time.
Boston'dayken zamanımın çoğunu Tom'la geçirdim.I spent most of my time with Tom when I was in Boston.
Boston'daki zamanımdan tamamen zevk aldım.I thoroughly enjoyed my time in Boston.
Onun için çok zamanımız var.We've got plenty of time for that.
Zamanımın çoğunu Tom'la geçirdim.I spent most of my time with Tom.
Zamanımın çoğunu Tom ile geçiriyorum.I spend most of my time with Tom.
Boş zamanımda kitapları tercüme ederim.I translate books in my spare time.
Zamanımı yönetmekte daha iyi olmak istiyorum.I want to become better at managing my time.
Bunu bugün bitirmek için yeterli zamanımız var mı?Do we have enough time to get this done today?
Burada zamanımı boşa mı harcıyorum?Am I wasting my time here?
Yarın size yardım etmek için zamanım olacak.I'll have time to help you tomorrow.
Tom'a biraz boş zamanım olduğu zaman bunu yapacağımı söyle.Tell Tom that I'm going to do that as soon as I have a little free time.
Bunu yapacak zamanımız yoktu.We didn't have much time to do that.
Onu yapmak için çok zamanımız yok.We don't have much time to do that.
Sorun şu ki bunun için zamanım yok.The problem is I don't have time for it.
Yapılması gereken şeyi yapacak zamanım olmadığımı fark ettim.I realized I didn't have enough time to do what had to be done.
Uykuya dalmam normalden biraz daha fazla zamanımı aldı.It took me a little more time than usual to fall asleep.