zamanım ile cümle
zamanım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Çok zamanım vardı.I had plenty of time.
Onu sana ayrıntılı olarak açıklamak için yeterli zamanım yok.I don't have enough time to explain that to you in detail.
Neredeyse yatma zamanım.It's almost my bedtime.
O biraz zamanımızı aldı.It took us a while.
Gerçekten zamanımız yok.We really don't have time.
Macarca öğrenmek istiyorum ama zamanım yok.I would learn Hungarian, but I don't have time.
Zamanım olduğunda seni arayacağım.I'll call you when I have time.
Zamanımın çoğunu oturma odamda dans ederek geçiririm.I spend most of my time dancing in my living room.
Keşke hazırlanmak için daha fazla zamanım olsa.I wish I'd had more time to prepare.
Yarın onun için zamanım olmayacak.I won't have time for that tomorrow.
Zamanım kalmadı.I have no time left.
Ben romanı okumaktan mutluluk duyarım ama zamanım yok.I would be glad to read the novel, but I don't have the time.
Bunu bitirmek için çok zamanımız yok.We don't have very much time to finish this.
Bu işi bitirmek için çok zamanımız yok.We don't have very much time to finish this work.
Zamanım olursa sana yazarım.I'll write to you when I have time.
Keşke Fransızca çalışmak için zamanım olsa.I wish I had time to study French.
Keşke onu yapacak zamanım olsa.I wish I had time to do that.
Ben elimde bu tür boş zamanım olmasına alışkın değilim.I'm not used to having this kind of time on my hands.
Benim eskisi kadar çok boş zamanım yok.I don't have as much free time as I used to.
Yapılması gereken her şeyi yapmak için zamanım yoktu.I didn't have time to do everything that needed to be done.
Bunu bitirmek için yeterli zamanımız olduğundan emin olmak istiyorum.I want to make sure we have enough time to finish this.
Çok zamanımız olduğundan emin olmak istiyorum.I want to make sure we have plenty of time.
Zamanımı boşa harcıyorum gibi hissediyorum.I feel like I'm wasting my time.
Burada zamanımı boşa harcadığımı hissediyorum.I feel I'm wasting my time here.
Boston'da zamanımın tadını çıkardım.I enjoyed my time in Boston.
Zamanımı boşa harcadığımı hissediyorum.I feel I'm wasting my time.
Zamanımın geleceğini biliyordum.I knew my time would come.
Biraz zamanım daraldı.I'm a bit pressed for time.
Sorun çok zamanımızın olmamasıdır.The problem is we don't have much time.
Yeterli zamanım olup olmadığını bilmiyorum.I don't know if I have enough time or not.
Şimdi onun için zamanım yok.I don't have time for that right now.
Pekala, benim her zaman bir arkadaş için zamanım var.Well, I always have time for a friend. They know they can count on me.
Denememi yazmak için sınırlı zamanım vardı, bu yüzden zaman zaman kestirmeden gittim.I had limited time to write my essay, so I cut corners here and there.
Zamanım olsaydı daha çok müze gezerdim.If I had time, I'd visit more exhibitions.
Kaybedecek hiç zamanım yok: Yarın sınavıma giriyorum.I have no time to lose: I am taking my exam tomorrow.
Çabuk! Bizim çok zamanımız yok.Hurry! We don't have a lot of time.
Bunu yapmayı bitirmek üç saatten daha fazla zamanımı alacak.It'll take me more than three hours to finish doing this.
Boston'a gitmemiz uzun zamanımızı aldı.It took us a long time to get to Boston.
Onu anlamak uzun zamanımı aldı.It took me a long time to figure that out.
Onu yanlış şekilde yaptığımı fark etmem uzun zamanımı aldı.It took me a long time to realize I was doing it the wrong way.
Nerede yemek yiyeceğimize karar vermek uzun zamanımızı aldı.It took us a long time to decide where to eat.
Yeni bir gözlük seçmek uzun zamanımı aldı.It took me a long time to pick out a new pair of glasses.
Hala daha zamanımız var.We have time on our side.
Yeterli zamanımız olduğuna inanmıyorum.I don't believe we have enough time.
Kimsenin bunun için zamanımız yok mu?Ain't nobody got time for that.
Neredeyse başlama zamanımız.It's about time we get started.
Bu kararı vermek uzun zamanımızı aldı.It took us a long time to make this decision.
Biz zamanımızı boşa harcamıyorduk.We weren't wasting our time.
Onu bitirmek uzun zamanımı aldı.It took me a long time to get over it.
Bizim bir sürü zamanımız var.We have lots and lots of time.
Bizim sadece yeterli zamanımız yok.We just don't have enough time.
Zamanımızın en acil meydan okumalarından biri de iklim değişikliği.One of the most urgent challenges of our time is climate change.
Bizim sadece çok zamanımız yok.We just don't have a lot of time.
Raporumuzu bitirmek için zamanımız yok.We do not have time to finish our report.
Dinlenmek için biraz zamanımız var.We've got a little time to relax.
Her zaman kahvaltı için zamanım yok.I don't always have time for breakfast.
Benim kahvaltı için zamanım yok.I don't have time for breakfast.
Onu yapmak için henüz zamanımız yoktu.We haven't had time to do that yet.
Bizim muhtemelen yeterli zamanımız yok.We probably don't have enough time.
Planımızı tamamlamak için Ekim ayına kadar zamanımız var.We have until October to complete our plan.