Bu onu yapmak için ne zamanı ne yeri.This isn't the time or the place to do that.
Bunu yapmak için bol bol zamanın vardı.You've had more than enough time to do that.
Zamanın ne zaman doğru olduğunu Tom'un bileceğini düşündüm.I thought Tom would know when the time was right.
Reaksiyon zamanımı neredeyse yüzde otuz oranında geliştirdim.I've improved my reaction time by almost thirty percent.
Zamanımı seninle boşa harcadığıma inanamıyorum.I can't believe I've wasted my time with you.
Şimdi biraz zamanımız var.We have a bit of time now.
Sana doğru dürüst teşekkür edecek zamanım yoktu.I haven't had time to thank you properly.
Bu, komik olma zamanı değil.This is no time to be funny.
Bana Tom demenin zamanı geldiğini düşünmüyor musun?Don't you think it's time you called me Tom?
Zamanın israf edilmeyecek.Your time won't be wasted.
Ben bir çocukken babam bana yatma zamanı hikayeleri okurdu.My father used to read me bedtime stories when I was a kid.
Bu biraz zamanımı alabilir.This may take me a while.
Tom sürekli yeterli boş zamanı olmadığından şikayet ediyor.Tom is always complaining that he doesn't have enough free time.
Tom'a yardım etmem gerektiğini biliyorum ama zamanım yoktu.I know I should've helped Tom, but I didn't have the time.
Tam zamanında geldim.I was just in time.
Zamanında geleceğini düşündüm.I thought you'd be on time.
Tom Mary'nin zamanında geleceğini düşündüm.Tom thought that Mary would be on time.
Buraya zamanında gelmek için elimden geleni denedim.I tried my best to get here on time.
Umarım bunu zamanında yapabilirsin.I hope you can make it on time.
Tom zamanını nasıl iyi kullanacağını biliyor.Tom knows how to make good use of his time.
Tom'u son gördüğümde yaklaşık dün öğle yemeği zamanıydı.The last time I saw Tom was yesterday around lunchtime.
Tamam, arkadaşlar, ev gitme zamanı.OK, people, it's time to go home.
Sanırım eve gitme zamanın.I think it's time for you to go home.
Bu yazılımı yüklemek uzun zamanımı almayacak.It won't take me long to install this software.
Sanırım Tom'a zam verme zamanımız geldi de geçiyor.I think it's time we gave Tom a raise.
Artık gitme zamanı.It's now time to leave.
Tom bütün zamanını çalışarak geçiriyor.Tom spends all his time studying.
Konuşma zamanı.It's time to talk.
Bunu bitirmek çok zamanımızı almamalı.It shouldn't take us long to finish this.
Tom bütün zamanını spor hakkında düşünerek geçirir.Tom spends all his time thinking about sports.
Bize yardım etmek için zamanın olmadığını biliyorum.I know you don't have time to help us.
Her zaman olduğu gibi, Tren bugün zamanında geldi.The train was on time today, as always.
Onu yapmak için yaklaşık yeterli zamanım olduğunu düşünüyorum.I think I have about enough time to do that.
Onu yapmak için henüz zamanım yok.I haven't had time to do that yet.
Raporu yazmak için henüz zamanım yok.I haven't had time to write the report yet.
Ne yapmam gerektiğini biliyordum ama sadece onu yapacak yeterli zamanım yoktu.I know what I should've done, but I just didn't have enough time to do it.
Tom öğrenciyken ders kitaplarının dışında bir şey okuyacak zamanı yoktu.Tom had never had time to read anything other than textbooks when he was a student.
Raporu yazacak zamanım yoktu.I didn't have time to write the report.
Kahvaltı yapmak için çoğunlukla zamanım olmaz.I often don't have time to eat breakfast.
Bugün tren zamanında.The train was on time today.
Bugün onu yapacak zamanım yoktu.I didn't have time to do that today.
Bugün sana yardım edecek zamanım yok.I don't have time to help you today.
Sanırım hazırlanmaya başlamamızın zamanı.I think it's time for us to start getting ready.
Hazırlanmamızın zamanı.It's time for us to get ready.
Hazırlanmamızın zamanı geldi de geçiyor.It's time we got ready.
Herkesin zamanında burada olmalarını beklemeyin.Don't expect everyone to be here on time.
Tom buraya gelmeden önce bunu bitirmek için yeterli zamanımız var mı?Do we have enough time to finish this before Tom gets here?
Küçük olduğumuz ve birlikte oynadığımız zamanı hatırla.Remember when we were little and played together?
O günün hangi zamanı?What time of day is it?
Bu raporu yazman ne kadar zamanını aldı?How long did it take you to write this report?
Kış, kar zamanıdır.Winter is snow time.
Mola verecek zamanım yok.I don't have time to take a break.
Ara verecek zamanım yok.I don't have time to take a break.
Bu kitabı okuyacak zamanım yok.I have no time to read this book.
Yukarıya gitme zamanı.It's time to go up.
2.30'dan önce onu yapmak için hâlâ zamanın var.You still have time to do that before 2:30.
Seni ilk gördüğüm zamanı hâlâ hatırlayabiliyorum.I can still remember the first time I saw you.
Sabahleyin iş için hazırlanmak çok zamanımı alır.It takes me a lot of time in the morning to get ready for work.
Zamanında yapmayacağız, değil mi?We're not going to make it in time, are we?
Hâlâ zamanın var mı?Do you still have time?